AKP’nin kültürle kan uyuşmazlığı

09 Kas 2020

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kültürde iktidar olamadık’ sözünün arka planını mercek altına aldık

Meltem İnci

Resim, heykel, sinema, tiyatro... AKP’nin iktidar boyunca kültür ve sanat alanında baskıları hiç son bulmadı. Ancak istedikleri gibi ne kültürel temsilciler yaratabildiler ne de ‘Asım’ın neslini.’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kültür alanında gelişme sağlayamadık” minvalindeki sözleri her yıl mütemadiyen bizzat kendisi tarafından tekrarlanıyor. En son “Eğitim ve öğretimde arzu edilen ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum” diyen Erdoğan ve AKP’nin amacı gençleri istedikleri kültür ve sanat politikalarıyla harmanlayıp Mehmet Akif Ersoy’un Safahat şiir kitabında işaret ettiği “Asım’ın nesli”ni yaratmaktı. Hayalleri ise iktidara boyun eğen, Kürtçeye karşı, halkların değil; egemenlerin iktidarını isteyen kültürel temsilciler ve kültür politikalarıydı. Ama olmadı. Ne kültürel alanda temsilciler yaratabildiler ne de Asım’ın neslini.

Heykel, tiyatro, bale, müzik ve edebiyat. Sanatın her alanında AKP’nin önde gelen figürlerinin sözlerine rastlamak mümkün. AKP’nin Ankara eski belediye başkanı Melih Gökçek’in heykeltıraş Mehmet Aksoy’un yaptığı çıplak figürlü heykelleri “Türk örf ve âdetlerine uygun olmadığı” gerekçesiyle kaldırarak “Tüküreyim böyle sanata” demesi, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un “Hasankeyf’te kültürel varlığımız yoktur” ve Erdoğan’ın Kars’taki “İnsanlık Anıtı” için “ucube” ifadesini kullanması bunlardan sadece birkaçı...

AKP, 18 yıllık iktidarı döneminde fırsat buldukça kültür ve sanat alanının her yerine müdahale etmeye devam etti. Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları’nın kapatılma girişimi ise hafızalardaki tazeliğini koruyor. Mart 2012’de ise muhafazakâr çevrenin önde gelen isimlerinden İskender Pala, “Muhafazakâr Sanat Manifestosu” yayınlayarak iktidarın politikalarına destek olur.

Gezi’den sonra...

İktidarının 13. yılında Gezi Direnişi ile karşılaşan AKP, bu tarihten sonra Gezi’ye destek veren kültür ve sanat emekçilerine ve temsilcilerine kamu desteğini kesmeye başlıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın her yıl özel tiyatrolara verdiği destek yardımları Gezi’ye katılan ve destek veren oyuncular için kesilirken, yönetmelik değiştirilerek destek verilecek tiyatro oyunları için “Genel ahlaka uygun” denetlemesi getiriyordu. Genco Erkal’ın deyişiyle “AKP’nin kültürle genel anlamda kan uyuşmazlığı” hızla devam ediyordu.

Heykellere ucube denildiği, sergi salonlarının eli sopalı saldırganlar tarafından basıldığı, bale gösterimlerinin “Kültürümüzde yok denilerek” iptal edildiği AKP iktidarının Kürtçe kültür ve sanat politikaları da pek iç açıcı değil.

Gezi belgeseli festivalden çıkarıldı

AKP’nin kültür ve sanat anlamındaki seceresi oldukça kabarık. 2014’te 51. Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde Gezi Parkı eylemlerini anlatan yönetmen Reyan Tuvi’nin “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” belgeseli yarışmadan çıkarıldı. Büyük tartışma yaratan bu yasaktan sonra önce “En İyi Belgesel” kategorisi, daha sonra ise Ulusal Film Yarışması Antalya Film Fesivali’nden tamamen çıkarıldı.

Daha sonra ise 16. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin programında yer alan Haluk Bilginer’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 47. başkanını canlandırdığı “Son Şinitzel” isimli film de yine eser işletme belgesi alamadığı gerekçesiyle gösterilemedi.

Bakûr iptal edildi

2015’te 34. İstanbul Film Festivali kapsamında ilk gösterimini yapmaya hazırlanan “Bakûr” belgeseli, Kültür Bakanlığı’nın kayıt-tescil ve eser işletme belgeleri olmayan yerli filmlerin festivalde gösterilemeyeceğini bildirmesi üzerine, festival yönetimi tarafından iptal edildi. Olay üzerine 22 film festivalden çekildiğini açıkladı. Sansüre Karşı Sinemacılar adı altında bu dönem sansüre karşı eylemler düzenlendi. Yönetmenlere 2 yıl aradan sonra dava açıldı ve 4 yılın üstünde ceza aldılar.

Ve Zer

Sinema üzerindeki AKP baskısı gün geçtikçe artarken, hedefte bu kez 2017’de İstanbul Film Festivali’nde prömiyerini yapacak Kazım Öz’ün “Zer” filmi vardı. Kültür Bakanlığı filmi sansürledi. Bunun üzerine Kazım Öz, sansürlenen sahnelerde perdeyi karartarak bu durumu protesto etti.

Sansür-otosansür

Öte yandan kurmaca filmler de yaş sınırlaması ile başka bir baskının altına alındı. İlk tartışma yaratan uygulama Onur Ünlü’nün neredeyse hiç şiddet sahnesinin yer almadı filmi İtirazım Var’ın +18 ile gösterime girmesiyle oldu. Ünlü, bu karara itiraz edince sınırlama +15’e çekildi. Sansür kadar oto sansür de bu dönem ortaya çıktı. Yeşim Ustaoğlu’nun filmi Tereddüt, +18 sınıflandırması almamak için yönetmeni tarafından sansürlenerek gösterime sokuldu.

Nedir bu sinema yasası?

Yeni Sinema Yasası, 2019 yılında en çok tartışılan konulardan biri oldu. Sinema filmlerinin değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve desteklenmesini düzenleyen kanundaki değişiklikler 1 Temmuz 2019 itibarıyla yürürlüğe girdi. Yasaya destek, birçok yerli sinema üreticisinin Mars grubun bilet+ promosyon tartışmasıyla arttı. Düzenleme tam da bilet+ promosyon tartışmasının istediği maddede yapıldı: “Sinema salon işletmecileri, sinema filmi bileti ile başka bir ürünün satışını aynı anda yapamaz.” Hükümet böylelikle yasaya destek buldu.

Bir diğer maddede ise değerlendirme ve sınıflandırmaya dair şu değişikliğe gidildi: “Değerlendirme ve sınıflandırması yapılmamış olan sinema filmleri; festival, özel gösterim ve benzeri kültürel ve sanatsal etkinliklerde ancak 18+ yaş işareti ile gösterilir. Daha önce bakanlıkça değerlendirme ve sınıflandırması yapılan filmler, ilgili etkinliklerde aldıkları işaret ve ibarelere uygun olarak gösterilir. Söz konusu etkinliklerde gösterimi yapılacak olan filmlerin taşımaları gereken işaret ve ibarelerin her türlü tanıtım ve gösterim alanında kullanılması zorunludur.”

AKM, Gezi, cami

Kavga son bulmuyordu. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ve Muhsin Ertuğrul sahnesi kapatıldı. Gezi Direnişi ise tam olarak bu zamanlar fitillendi. AKM’nin yanında bulunan Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılacağının söylenmesi büyük bir ayaklanmayı beraberinde getirdi. 2013 yılından sonra AKM harabe olarak kalmaya devam ederken 2018’de tamamen yıkıldı. AKM yıkılırken Taksim Meydanı’nda tam karşısına cami inşası başlamıştı bile.

Bu süreçte Mehmet Ali Alabora, Gezi provokatörü olarak hedef gösterildi ve yaşamına yurt dışında yaşayarak devam etti. Levent Üzümcü ise yaptığı konuşma, basına verdiği demeçler ve bu demeçlerde belirttiği görüşleri gerekçe gösterilerek ihraç edildi.

OHAL ve kayyum

Ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile tiyatrolar kapanmaya, oyunlar bir bir yasaklanmaya başladı. Buradaki en büyük rolü ise kayyum üstlendi. Siyah Bant, SUSMA 24 ve basında çıkan OHAL süresince yaşanan olayların bazıları şöyle:


  •  İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 17 oyuncu, 1 koreograf, 1 müzisyen, 1 dramaturg olmak üzere 20 sözleşmeli tiyatrocunun işine 1 Ağustos 2016 tarihinde son verildi. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda işten atılan 20 sanatçıdan 11’i işlerine iade edildi.

  •  Tiyatro sanatçısı Genco Erkal’ın tiyatro topluluğu “Dostlar Tiyatrosu”nun İstanbul Kadıköy Lisesi’nde ağustos ayı boyunca sahnelenmesi planlanan “Güneşin sofrasında Nâzım ile Brecht” adlı oyununun gösterimleri yasaklandı.

  •  Amed Büyükşehir Belediyesi kayyumu, Diyarbakır Şehir Tiyatroları’nın (DBŞT) yönetmeliğini değiştirdikten sonra 31 DBŞT sanatçısının sözleşmesini feshetti ve tiyatroyu fiili olarak kapattı. Batman Belediyesi’ne atanan kayyum ise Batman Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü’nü kapattı.

  •  Tiyatro sanatçısı Levent Üzümcü’nün Anlatılan Senin Hikâyendir adlı oyunu Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörlüğü’nce iptal edildi.

  • Bilgi Üniversitesi Kültür ve Düşünce Kulübü’nün düzenlediği Dünden Bugüne Kürtçe Tiyatro başlıklı konferansına Bilgi Üniversitesi izin vermedi. Etkinlik, Boğaziçi Üniversitesi tarafından sahiplenildi.

  •  Van Devlet Tiyatrosu, Nupelda Tiyatro Topluluğu’nun sahneyi kullanmak için hazırladığı başvuru dilekçesini önce Mala Dinan oyunu hakkında soruşturma olduğu gerekçesiyle kabul etmedi, ardından dilekçenin geç verildiğini öne sürerek salon vermedi.


Ve Kürtçe tiyatrolar

AKP’nin Kürtçeye tahammülsüzlüğü ise hiçbir zaman azalmadı. En son İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatroları’nda gösterilmek istenen Dario Fo’nun oyunu “Bêrû” engellendi. Gerekçe ise İtalya’da geçen bir hikâyenin Türkiye’de “terör propagandası” yapmasıydı.

Yakın dönem baskı ve sansür


  • Sur’da 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağının 2. yıl dönümü kapsamında Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşması planlanan Sûr: Ax û Welat isimli belgeselin gösterimi engellendi.

  • 7. Uluslararası Malatya Film Festivali, Malatya Valiliği tarafından OHAL kapsamında iptal edildi.

  • Batman Yılmaz Güney Sinema Salonu nedeni anlaşılamayan bir yangından dolayı kullanılamaz hale geldi.

  • Ankara’da ilk kez düzenlenecek olan Alman LGBTİ Film Günleri “birtakım toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar” nedeniyle yasaklandı.

  • Ankara Valiliği, LGBTT ve LGBTİ örgütlerin sinema, sinevizyon, tiyatro, panel, söyleşi, sergi gibi etkinliklerinin 18 Kasım’dan itibaren süresiz olarak yasaklandığını duyurdu. ODTÜ’de 3. yurt kantininde Pride (Onur) adlı film gösterimi yapıldığı sırada, okul yönetimi kantinin elektriğini kesti.

  • Susma Platformu’nun Kazım Öz’ün filmi Zer’i 24 Kasım’da saat 20.30’da Cinevan sinema salonunda gerçekleşecek olan film gösterimi ve yönetmen Kazım Öz’le söyleşi etkinliği Van Valiliği tarafından son anda izin verilmemesi nedeniyle iptal edildi.

  • Belgeselci Veysi Altay Yeni Yaşam (Nûjîn, 2015) belgeselinin gösterimi gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

  • Roza - İki Nehrin Ülkesi (2016) belgeselinin yönetmeni Kutbettin Cebe’ye, söz konusu film vasıtasıyla “terör örgütü propagandası” yapmakla suçlandığı için 2 yıl hapis cezası verildi.

  • Fotoğraf (2001), Bahoz (Fırtına, 2008) ve Zer (2017) filmlerinin yönetmeni Kazım Öz, hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla açılan davadan yargılanıyor.

  • Tiyatro oyuncusu ve yönetmen Ersin Umut Güler, 2014-2017 yılları arasındaki sosyal medya paylaşımları delil gösterilerek açılan davada “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan 1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

  • Benim Varoş Hikayem (2016) filmiyle ilgili Ceyhan 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava Nisan 2019’da sonuçlandı. “Suçu ve suçluyu övmek” iddiasıyla açılan davada filmin yönetmeni Yunus Ozan Korkut ve filmde rol alan beş oyuncu hakkında beraat kararı verildi.

  • Dario Fo tarafından yazılan “Yüzsüz” tiyatro oyunu Teatra Jiyana Nû (Yeni Yaşam Tiyatrosu) tarafından “Bêrû” adıyla Kürtçeye uyarlandı. Oyun, İstanbul’da sahneleneceği gün kaymakamlık tarafından yasaklandı. Ardından oyuna “terör propagandası” gerekçesiyle soruşturma açıldı.

  • AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, içinde Kalyon İnşaat gibi firmaların da yer aldığı “Yeni Sanat Vakfı”nı kurdu.

AKP’nin kültürle kan uyuşmazlığı

09 Kas 2020

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Kültürde iktidar olamadık’ sözünün arka planını mercek altına aldık

Meltem İnci

Resim, heykel, sinema, tiyatro... AKP’nin iktidar boyunca kültür ve sanat alanında baskıları hiç son bulmadı. Ancak istedikleri gibi ne kültürel temsilciler yaratabildiler ne de ‘Asım’ın neslini.’

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Kültür alanında gelişme sağlayamadık” minvalindeki sözleri her yıl mütemadiyen bizzat kendisi tarafından tekrarlanıyor. En son “Eğitim ve öğretimde arzu edilen ilerlemeyi sağlayamadığımızı düşünüyorum” diyen Erdoğan ve AKP’nin amacı gençleri istedikleri kültür ve sanat politikalarıyla harmanlayıp Mehmet Akif Ersoy’un Safahat şiir kitabında işaret ettiği “Asım’ın nesli”ni yaratmaktı. Hayalleri ise iktidara boyun eğen, Kürtçeye karşı, halkların değil; egemenlerin iktidarını isteyen kültürel temsilciler ve kültür politikalarıydı. Ama olmadı. Ne kültürel alanda temsilciler yaratabildiler ne de Asım’ın neslini.

Heykel, tiyatro, bale, müzik ve edebiyat. Sanatın her alanında AKP’nin önde gelen figürlerinin sözlerine rastlamak mümkün. AKP’nin Ankara eski belediye başkanı Melih Gökçek’in heykeltıraş Mehmet Aksoy’un yaptığı çıplak figürlü heykelleri “Türk örf ve âdetlerine uygun olmadığı” gerekçesiyle kaldırarak “Tüküreyim böyle sanata” demesi, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’un “Hasankeyf’te kültürel varlığımız yoktur” ve Erdoğan’ın Kars’taki “İnsanlık Anıtı” için “ucube” ifadesini kullanması bunlardan sadece birkaçı...

AKP, 18 yıllık iktidarı döneminde fırsat buldukça kültür ve sanat alanının her yerine müdahale etmeye devam etti. Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları’nın kapatılma girişimi ise hafızalardaki tazeliğini koruyor. Mart 2012’de ise muhafazakâr çevrenin önde gelen isimlerinden İskender Pala, “Muhafazakâr Sanat Manifestosu” yayınlayarak iktidarın politikalarına destek olur.

Gezi’den sonra...

İktidarının 13. yılında Gezi Direnişi ile karşılaşan AKP, bu tarihten sonra Gezi’ye destek veren kültür ve sanat emekçilerine ve temsilcilerine kamu desteğini kesmeye başlıyordu. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın her yıl özel tiyatrolara verdiği destek yardımları Gezi’ye katılan ve destek veren oyuncular için kesilirken, yönetmelik değiştirilerek destek verilecek tiyatro oyunları için “Genel ahlaka uygun” denetlemesi getiriyordu. Genco Erkal’ın deyişiyle “AKP’nin kültürle genel anlamda kan uyuşmazlığı” hızla devam ediyordu.

Heykellere ucube denildiği, sergi salonlarının eli sopalı saldırganlar tarafından basıldığı, bale gösterimlerinin “Kültürümüzde yok denilerek” iptal edildiği AKP iktidarının Kürtçe kültür ve sanat politikaları da pek iç açıcı değil.

Gezi belgeseli festivalden çıkarıldı

AKP’nin kültür ve sanat anlamındaki seceresi oldukça kabarık. 2014’te 51. Antalya Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde Gezi Parkı eylemlerini anlatan yönetmen Reyan Tuvi’nin “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” belgeseli yarışmadan çıkarıldı. Büyük tartışma yaratan bu yasaktan sonra önce “En İyi Belgesel” kategorisi, daha sonra ise Ulusal Film Yarışması Antalya Film Fesivali’nden tamamen çıkarıldı.

Daha sonra ise 16. İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin programında yer alan Haluk Bilginer’in Türkiye Cumhuriyeti’nin 47. başkanını canlandırdığı “Son Şinitzel” isimli film de yine eser işletme belgesi alamadığı gerekçesiyle gösterilemedi.

Bakûr iptal edildi

2015’te 34. İstanbul Film Festivali kapsamında ilk gösterimini yapmaya hazırlanan “Bakûr” belgeseli, Kültür Bakanlığı’nın kayıt-tescil ve eser işletme belgeleri olmayan yerli filmlerin festivalde gösterilemeyeceğini bildirmesi üzerine, festival yönetimi tarafından iptal edildi. Olay üzerine 22 film festivalden çekildiğini açıkladı. Sansüre Karşı Sinemacılar adı altında bu dönem sansüre karşı eylemler düzenlendi. Yönetmenlere 2 yıl aradan sonra dava açıldı ve 4 yılın üstünde ceza aldılar.

Ve Zer

Sinema üzerindeki AKP baskısı gün geçtikçe artarken, hedefte bu kez 2017’de İstanbul Film Festivali’nde prömiyerini yapacak Kazım Öz’ün “Zer” filmi vardı. Kültür Bakanlığı filmi sansürledi. Bunun üzerine Kazım Öz, sansürlenen sahnelerde perdeyi karartarak bu durumu protesto etti.

Sansür-otosansür

Öte yandan kurmaca filmler de yaş sınırlaması ile başka bir baskının altına alındı. İlk tartışma yaratan uygulama Onur Ünlü’nün neredeyse hiç şiddet sahnesinin yer almadı filmi İtirazım Var’ın +18 ile gösterime girmesiyle oldu. Ünlü, bu karara itiraz edince sınırlama +15’e çekildi. Sansür kadar oto sansür de bu dönem ortaya çıktı. Yeşim Ustaoğlu’nun filmi Tereddüt, +18 sınıflandırması almamak için yönetmeni tarafından sansürlenerek gösterime sokuldu.

Nedir bu sinema yasası?

Yeni Sinema Yasası, 2019 yılında en çok tartışılan konulardan biri oldu. Sinema filmlerinin değerlendirilmesi, sınıflandırılması ve desteklenmesini düzenleyen kanundaki değişiklikler 1 Temmuz 2019 itibarıyla yürürlüğe girdi. Yasaya destek, birçok yerli sinema üreticisinin Mars grubun bilet+ promosyon tartışmasıyla arttı. Düzenleme tam da bilet+ promosyon tartışmasının istediği maddede yapıldı: “Sinema salon işletmecileri, sinema filmi bileti ile başka bir ürünün satışını aynı anda yapamaz.” Hükümet böylelikle yasaya destek buldu.

Bir diğer maddede ise değerlendirme ve sınıflandırmaya dair şu değişikliğe gidildi: “Değerlendirme ve sınıflandırması yapılmamış olan sinema filmleri; festival, özel gösterim ve benzeri kültürel ve sanatsal etkinliklerde ancak 18+ yaş işareti ile gösterilir. Daha önce bakanlıkça değerlendirme ve sınıflandırması yapılan filmler, ilgili etkinliklerde aldıkları işaret ve ibarelere uygun olarak gösterilir. Söz konusu etkinliklerde gösterimi yapılacak olan filmlerin taşımaları gereken işaret ve ibarelerin her türlü tanıtım ve gösterim alanında kullanılması zorunludur.”

AKM, Gezi, cami

Kavga son bulmuyordu. Atatürk Kültür Merkezi (AKM) ve Muhsin Ertuğrul sahnesi kapatıldı. Gezi Direnişi ise tam olarak bu zamanlar fitillendi. AKM’nin yanında bulunan Gezi Parkı’na Topçu Kışlası yapılacağının söylenmesi büyük bir ayaklanmayı beraberinde getirdi. 2013 yılından sonra AKM harabe olarak kalmaya devam ederken 2018’de tamamen yıkıldı. AKM yıkılırken Taksim Meydanı’nda tam karşısına cami inşası başlamıştı bile.

Bu süreçte Mehmet Ali Alabora, Gezi provokatörü olarak hedef gösterildi ve yaşamına yurt dışında yaşayarak devam etti. Levent Üzümcü ise yaptığı konuşma, basına verdiği demeçler ve bu demeçlerde belirttiği görüşleri gerekçe gösterilerek ihraç edildi.

OHAL ve kayyum

Ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile tiyatrolar kapanmaya, oyunlar bir bir yasaklanmaya başladı. Buradaki en büyük rolü ise kayyum üstlendi. Siyah Bant, SUSMA 24 ve basında çıkan OHAL süresince yaşanan olayların bazıları şöyle:


  •  İstanbul Şehir Tiyatroları’nda 17 oyuncu, 1 koreograf, 1 müzisyen, 1 dramaturg olmak üzere 20 sözleşmeli tiyatrocunun işine 1 Ağustos 2016 tarihinde son verildi. İstanbul Şehir Tiyatroları’nda işten atılan 20 sanatçıdan 11’i işlerine iade edildi.

  •  Tiyatro sanatçısı Genco Erkal’ın tiyatro topluluğu “Dostlar Tiyatrosu”nun İstanbul Kadıköy Lisesi’nde ağustos ayı boyunca sahnelenmesi planlanan “Güneşin sofrasında Nâzım ile Brecht” adlı oyununun gösterimleri yasaklandı.

  •  Amed Büyükşehir Belediyesi kayyumu, Diyarbakır Şehir Tiyatroları’nın (DBŞT) yönetmeliğini değiştirdikten sonra 31 DBŞT sanatçısının sözleşmesini feshetti ve tiyatroyu fiili olarak kapattı. Batman Belediyesi’ne atanan kayyum ise Batman Şehir Tiyatrosu Müdürlüğü’nü kapattı.

  •  Tiyatro sanatçısı Levent Üzümcü’nün Anlatılan Senin Hikâyendir adlı oyunu Artvin Çoruh Üniversitesi Rektörlüğü’nce iptal edildi.

  • Bilgi Üniversitesi Kültür ve Düşünce Kulübü’nün düzenlediği Dünden Bugüne Kürtçe Tiyatro başlıklı konferansına Bilgi Üniversitesi izin vermedi. Etkinlik, Boğaziçi Üniversitesi tarafından sahiplenildi.

  •  Van Devlet Tiyatrosu, Nupelda Tiyatro Topluluğu’nun sahneyi kullanmak için hazırladığı başvuru dilekçesini önce Mala Dinan oyunu hakkında soruşturma olduğu gerekçesiyle kabul etmedi, ardından dilekçenin geç verildiğini öne sürerek salon vermedi.


Ve Kürtçe tiyatrolar

AKP’nin Kürtçeye tahammülsüzlüğü ise hiçbir zaman azalmadı. En son İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Tiyatroları’nda gösterilmek istenen Dario Fo’nun oyunu “Bêrû” engellendi. Gerekçe ise İtalya’da geçen bir hikâyenin Türkiye’de “terör propagandası” yapmasıydı.

Yakın dönem baskı ve sansür


  • Sur’da 2 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağının 2. yıl dönümü kapsamında Şişli Cemil Candaş Kent Kültür Merkezi’nde izleyiciyle buluşması planlanan Sûr: Ax û Welat isimli belgeselin gösterimi engellendi.

  • 7. Uluslararası Malatya Film Festivali, Malatya Valiliği tarafından OHAL kapsamında iptal edildi.

  • Batman Yılmaz Güney Sinema Salonu nedeni anlaşılamayan bir yangından dolayı kullanılamaz hale geldi.

  • Ankara’da ilk kez düzenlenecek olan Alman LGBTİ Film Günleri “birtakım toplumsal hassasiyet ve duyarlılıklar” nedeniyle yasaklandı.

  • Ankara Valiliği, LGBTT ve LGBTİ örgütlerin sinema, sinevizyon, tiyatro, panel, söyleşi, sergi gibi etkinliklerinin 18 Kasım’dan itibaren süresiz olarak yasaklandığını duyurdu. ODTÜ’de 3. yurt kantininde Pride (Onur) adlı film gösterimi yapıldığı sırada, okul yönetimi kantinin elektriğini kesti.

  • Susma Platformu’nun Kazım Öz’ün filmi Zer’i 24 Kasım’da saat 20.30’da Cinevan sinema salonunda gerçekleşecek olan film gösterimi ve yönetmen Kazım Öz’le söyleşi etkinliği Van Valiliği tarafından son anda izin verilmemesi nedeniyle iptal edildi.

  • Belgeselci Veysi Altay Yeni Yaşam (Nûjîn, 2015) belgeselinin gösterimi gerekçesiyle 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

  • Roza - İki Nehrin Ülkesi (2016) belgeselinin yönetmeni Kutbettin Cebe’ye, söz konusu film vasıtasıyla “terör örgütü propagandası” yapmakla suçlandığı için 2 yıl hapis cezası verildi.

  • Fotoğraf (2001), Bahoz (Fırtına, 2008) ve Zer (2017) filmlerinin yönetmeni Kazım Öz, hakkında “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla açılan davadan yargılanıyor.

  • Tiyatro oyuncusu ve yönetmen Ersin Umut Güler, 2014-2017 yılları arasındaki sosyal medya paylaşımları delil gösterilerek açılan davada “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçundan 1 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

  • Benim Varoş Hikayem (2016) filmiyle ilgili Ceyhan 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava Nisan 2019’da sonuçlandı. “Suçu ve suçluyu övmek” iddiasıyla açılan davada filmin yönetmeni Yunus Ozan Korkut ve filmde rol alan beş oyuncu hakkında beraat kararı verildi.

  • Dario Fo tarafından yazılan “Yüzsüz” tiyatro oyunu Teatra Jiyana Nû (Yeni Yaşam Tiyatrosu) tarafından “Bêrû” adıyla Kürtçeye uyarlandı. Oyun, İstanbul’da sahneleneceği gün kaymakamlık tarafından yasaklandı. Ardından oyuna “terör propagandası” gerekçesiyle soruşturma açıldı.

  • AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, içinde Kalyon İnşaat gibi firmaların da yer aldığı “Yeni Sanat Vakfı”nı kurdu.


Etiketler : AKP'nin 18 yılı, Dario Fo, Sansür, Sinamada sansür yasası, Kültür- Sanat,