‘Gerçek bir Meclis olsa reddederdi’

26 Tem 2021

AKP’nin 4. Yargı Paketi’ni değerlendiren Canan Arın, somut delil aramanın çocuk istismarına ‘yeşil ışık’ yaktığını söyledi. Arın, 6284 ve Medeni Kanun’un da hedefte olduğu uyarısında bulundu

Kamuoyunda “4. Yargı Paketi” olarak bilinen 27 maddelik “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin ilk 13 maddesi 7 Temmuz’da, diğer 13 maddesi ise geçtiğimiz günlerde Meclis Genel Kurulu’nda kabul edildi. Söz konusu yasada “cinsel istismar, kasten öldürme ve işkence” gibi katalog suçlar için “somut delil” aranma şartı Meclis eliyle yasalaştı.

JINNEWS’ten Habibe Eren’in haberinde; çocuk istismarı, her türlü tecavüz ve girişiminin yanı sıra penetrasyon içermeyen dokunma ve çocuğa cinsel eylemleri izletmek, açıkça cinsel biçimde kendini ifade etmeye teşvik etmek ya da zorlamak, uygunsuz cinsel materyallere maruz bırakmak gibi fiziksel olmayan temaslar ve giriş içermeyen eylemleri de kapsıyor. Söz konusu yasa ise sadece penetrasyon içeren tecavüzü somut delil sayarken, bu suça ilişkin en az 3 gün içinde bildirme zorunluluğu getiriyor.

Feminist Avukat Canan Arın, her yönüyle 4. Yargı Paketi’ni değerlendirdi.

Dört duvar arasında istismar

Yasaların Meclis’ten geçmesinin bir anlam taşımadığını söyleyen Canan Arın, “Önce Meclis’ten geçiş’ ibaresine bakalım. Meclis var mı? Gerçek bir Meclis olsaydı, halkın ve insanların yararını düşünen bir Meclis söz konusu olsaydı böyle bir yasa geçmezdi, geçemezdi” dedi.

Çocuk istismarı gibi bir suçta somut kanıt aramanın istismara “yeşil ışık” yaktığını dile getiren Avukat Arın, “Bu tarikat şeyhlerinin çocukları daha rahat istismar etmelerine yol açmak demek. Cinsel istismar suçları dört duvar arasında hiç kimsenin göremeyeceği yerlerde işlenir. Bunlarda somut delil bulamazsınız. Çocuk kendisini çizgi ile resim ile dolaylı yollarla ifade eder. Tehdit edilmiştir, korkmuştur. Konuşması mümkün değildir. Nerede kaldı somut kanıt sunmak” ifadelerini kullandı.

‘Sırada 6284 var!’

“Vicdanın ‘v’ harfi olan bir yargıç bu deli saçması kuralı uygulamaz. Olay kendi çocuklarının başına gelse nasıl davranırlar acaba? Ama kendi çocuklarına tecavüzü kendilerinde hak gören düşünce biçimi için o da bir anlam ifade etmeyebilir” diyen Arın, Türk Ceza Kanunu’nun cinsel istismarı “15 yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış” olarak tanımladığını aktardı. 

“Yani penetrasyonu zorunlu kılmıyor” diyen Arın, cinsel istismar tanımının da değiştirilmeye çalışıldığına dikkat çekti. Arın, “Daha sonra 3 yaşındaki kız çocuğunun da evlenebileceğini iddia edecekler! Bu hüküm çocuklarda korkunç travmalara yol açacaktır. Şimdi sırada ‘Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Tasfiyesi’ uluslararası sözleşmesi, 6284 sayılı geri durma veya koruma emri, Medeni Kanunun Aile Hukuku kitabı, kadınlar lehine olan bütün medeni yasa, madde ve uygulamaları var” diyerek, cinsiyetçi uygulamalara tepki gösterdi. İSTANBUL

‘Çıkarları bu inancı destekliyor’

Söz konusu yargı paketini geçiren anlayışın kendi zihinlerini bu yolla dışa vurduğunu kaydeden Canan Arın, “Akılları fikirleri, kadınlara, çocuklara cinsel istismarda bulunmak, kadınları sindirmek, eve tıkmak, kuluçka makinesi olarak kullanmak, iş yaşamından çekilmelerini sağlamak böylece erkeklere iş alanı açmak ve kadının mutlak itaatini gerçekleştirmek. Kadını ‘insan’ ve ‘birey’ olarak görmedikleri, sadece tesadüfen erkek olarak doğdukları için kendilerinin kadından üstün olduklarına inanmak gibi çağ dışı bir grup bunlar. Tabii çıkarları da bu inancı destekliyor” ifadelerini kullandı.

Failler serbest kalabilir

Yasaya göre istismara uğrayan çocukların beyanı yok sayılırken, failin ispatlama yükümlülüğü de ortadan kaldırılıyor. Çocuk yaşta evlilikleri meşrulaştıracak söz konusu yasa aynı zamanda bu suçtan cezaevinde tutuklu bulunan faillerin de salıverilmesinin önünü açacak bir tehlike barındırıyor. Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı 2019 yılına ait adli istatistiklere göre, 2018 yılında Türkiye’de “cinsel dokunulmazlığa karşı suç” kapsamında 49 bin 57 dava açıldı. Davaların 22 bin 689’u çocuklara yönelik cinsel istismar suçlarını kapsıyordu. Her geçen gün artan vaka sayıları bu anlamda hiçbir önlemin ve cezai yaptırımın uygulanmadığını da gözler önüne seriyor.

HABER MERKEZİ


Etiketler : İstanbul Sözleşmesi,