İstanbul Sözleşmesi mülteci kadınların da yaşam güvencesidir

09 Nis 2021

Gülsüm Ağaoğlu

Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre, günümüzde tüm dünyada göçmen ve mültecilerin sayısı 200 milyonun üzerindedir. Bu sayı dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 3’üne denk gelmektedir.

Türkiye’de en büyük mülteci grubunu, resmi rakamlarla 3 milyon 650 bin ile geçici koruma statüsündeki Suriyeli mülteciler oluşturuyor. Ayrıca çeşitli Afrika ülkeleri ile Afganistan, Pakistan, İran ve Bangladeş’ten gelen göçmen ve sığınmacılar da bulunmaktadır.

Suriye iç savaşıyla birlikte, ülkelerini terk etmek zorunda kalan, sınır ülkesi olması nedeni ve çeşitli vaatlerle ikna edildikleri için Türkiye’ye sığınmış olan Suriyeli mülteciler 10 yıldır Türkiye’de çeşitli olumsuzluklar altında ve geçici koruma statüsünde yaşamaya çalışmaktadırlar.

AKP ve MHP saray ittifakı kısa sürede Suriye’deki rejimin devrilip yerine Müslüman Kardeşler gibi bir yapıyı getirecekleri yanılsamasıyla Suriye’deki iç savaşa müdahil olmuş ve savaşın etkisinin artmasından da birinci derece de sorumluluk sahibi olmuştur.

AKP ve MHP saray ittifakı, Suriye rejiminin devrilmesi beklentisi gerçekleşmeyince her fırsatta mültecileri pazarlık malzemesi olarak kullanmaktan geri durmamıştır.

Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan 3 milyon 650 bin Suriyeli mültecinin yarısını kadın ve çocuklar oluşturmaktadır. Mülteci olmak zaten yeterince zorken, sığınılan ülkede mülteci kadın olmak daha da zorluklar içermektedir. Çocuklar ve kadınlar fuhuşa zorlanmakta, çoklu evliliğe teşvik edilmektedir.

Çocuk yaştaki kız çocukları “evlilik” adı altında birlikteliklere zorlanmaktadır. Kadın ve LGBTİ+’lar ana akım medyanın körüklediği nefret söylemine maruz kalmaktadır. Kadın mülteciler, emek piyasasında kötünün de kötüsü şartlarda merdiven altında ve güvencesiz çalışmaktadırlar. Yoksulluğun kadınlaşması kavramı mülteci kadınlar için daha da geçerlidir.

Bu kavramsallaştırma kadın mülteci emeğinin cinsiyetçi iş bölümü içerisinde değersizleştirilmesine, emek piyasandaki yedek iş gücü konumlarına ve ekonomik kaynaklara sınırlı erişimlerine referans vermektedir.

Küreselleşmenin ve beraberinde işgücü piyasasına getirdiği olumsuzlukların, kadınları/mülteci kadınları farklı etkilemekte, mülteci kadınlar işverenler için kayıtdışı çalıştırılarak kar etme aracı olarak görülmektedir.

Mülteci kadın emeğine talep; bakım, ev hizmetleri, el emeği, tekstil gibi daha çok toplumsal cinsiyete dayalı alanlardan gelmektedir. Suriyeli kadın mülteciler, Türkiye’de geçici koruma kapsamında ikamet edip, çoğu kayıtdışı olarak çalışmaktadır.

Bütün bunların yaşandığı günlerde Denizli’de Kadınlar Birlikte Güçlü’nün “İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz” temalı basın açıklamasına katıldığı için 4 İranlı mülteci gözaltına alınarak Aydın Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildi ve İran’a geri gönderilmeleri talebi ile dava açıldı.

Esmaeil Fattahi, Leili Faraji, Zeinab Sahafi, Mohammed Pourakbari Kermani ismindeki mültecilerden birisi de kadınların stadyumda futbol izlemesinin yasak olduğu İran’da erkek kılığında stadyuma girerek yasağı delen Zeinab Sahafi’dir.

Türkiye’nin de tarafı olduğu, altına imza attığı sözleşmelere rağmen yaşam tehdidi altındaki ülkeye geri göndermeme ilkesini uygulaması için mültecilerin avukatı ve baro aracılığıyla geri gönderme talebinin durdurulmasına dair yürütmeyi durdurma istemiyle dava açıldı.

İşte İstanbul Sözleşmesi uygulanmış olsaydı İranlı mülteciler ülkelerine geri gönderilmek zorunda kalmayacaktı. Bu yüzden, İstanbul Sözleşmesi’nin göçmen veya mülteci statüsü ya da başka bir statü gibi herhangi bir temele dayalı olarak ayrımcılık yapılmaksızın uygulanması esastır diyoruz. Çünkü İstanbul Sözleşmesi mülteci ve göçmenleri de koruyan, onların haklarını gözeten bir sözleşme aynı zamanda.

İstanbul Sözleşmesi, mülteci kadınlar dahil tüm kadınların güvencesidir ve biz kadınlar İstanbul Sözleşmesi’nden mülteci kadınların hakları için de vazgeçmiyoruz ve Cumhurbaşkanlığı kararını da tanımıyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nin gereği olarak; mültecilere dair geliştirilen tutum belgesi ve üretilen politikalar mutlaka cinsiyetlendirilmiş olmalıdır ki mülteci kadınların karşı karşıya kaldıkları her türlü şiddet, tecavüz, baskı gibi konulara yönelik tam koruma sağlansın.

*HDP Göçmen ve Mülteciler Komisyonu Eşsözcüsü


Etiketler : Kadının Sözü,