Kadıneki Çeviri,

Brezilya'da feminist bir görev; Bolsonaro'yu ofisten atmak


Maria Fernanda Marcelino-01 Nisan 2021 00:00

Foto: Elaine Campos

Dünyanın birçok yerinde, neoliberalizmin yükselişini ve ölüm odaklı programını durdurmak için feminist, anti-kapitalist ve ırkçılık karşıtı mücadeleye ihtiyaç var. Kadın hareketinin gücü feminizmi yeni bir toplum inşasında temel perspektif haline getiriyor

Bugün Brezilya'da kadınlar, koronavirüs salgınıyla büyüyen yağmacı neoliberalizmin, emperyalizmin, anti-demokratik bir devletin oluşmasıyla karşı karşıyadır. 2016 yılında, ülkede seçilen ilk kadın Cumhurbaşkanı Dilma Rousseff'e karşı düzenlenen darbeyi ilk kınayan kadınlar oldu. Latin Amerika’nın muhafazakâr neoliberal sağının artan saldırısını taşıyan siyasi, hukuki, medya destekli bir darbe Brezilya demokrasisine ve 54 milyon oyla seçilmiş bir kadına yönelik ataerkil şiddeti de beraberinde getirdi.

Michel Temer ve tüm sağcı kesimler tarafından yapılan darbe, "geçmişe bir köprü" (1) oluşturdu. İnsanların yaşamlarında ve demokrasideki önemli kazanımları yok etti. Aynı zamanda yalanlara, yanlış bilgilere, eski cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva'yı ve diğer tabandan liderleri suçlu ilan etmeye ve ülkenin zenginleri tarafından oluşturulan ve yurtdışından yapılan gizli anlaşmalara da dayanan bir seçim sürecinin yolunu açtı. Brezilya'nın en kötüsü iktidarı ele geçirdi. Bolsonaro, cinsiyetçilik, ırkçılık, otoriterlik ve uluslararası sermayeye boyun eğme anlamına gelmektedir.

Şimdi bu ilk elden sonuçları yaşıyoruz: Bolsonaro ölümcül bir virüsü; artık ihmal edilen, kendi başının çaresine bakmak zorunda bırakılan ve giderek kırılgan hale gelen halk sağlığı sistemine güvenen nüfusa yaymaya çalışıyor. Devletin sağlık ve sosyal hizmet sistemlerini kesintiye uğratma eylemleri, binlerce kişiyi aşırı yoksulluğa ve işsizliğe, özellikle halihazırda eksik istihdam edilmiş veya kayıt dışı sektörde çalışan siyahları ve kadınları aşırı yoksulluğa ve işsizliğe sürüklüyor. Sadece bu da değil, şiddet ve kadın cinayetleri de artıyor.

Kadına yönelik şiddet toplumumuzda yapısaldır, etkindir ve her gün doğal karşılanmaktadır. Fiziksel, psikolojik taciz ve istismar, aile içi şiddet, kadın cinayeti ve tecavüz kültürü, hayatı kadınlar için daha tehlikeli hale getiriyor. Kadınları, siyah ve yoksul gençleri, yerli halkları, LGBTQI+ insanları öldürmek için örtülü bir izin var. 
2019'da Brezilya'daki cinayet kurbanlarının %75'i siyahlardı. Askeri polis ırkçı ve son derece acımasız - son birkaç ayda çocukları evlerinin önünde öldürdüler. Bu şiddet içeren bağlama ek olarak, silahlara erişimin gevşemesi, cinsiyetçi şiddeti önleme ve bunlarla mücadele etme politikalarının sonu geliyor.

2021'de, harekete kısıtlamalar getiren bir salgın yüzünden kadınlar sessiz veya iletişimsiz kalmayacak. Bolsonaro'yu devirmek için güçlerini birleştirmeye çalışan bir ordu var. Kırsal ve kentsel alanlardan, sulardan ve ormanlardan kadınları birbirine bağlayan 8 Mart için ülke çapında inşa edilen eylemler buna bir örnektir. Dayanışma eylemleri, acil yardım (2) ve herkes için aşı talebiyle bağlantılıdır. Bu aynı zamanda mücadeleyi ve hayatta kalmayı destekleyen kadınların rutini olmuş bulunmaktadır.

Neden “Fora Bolsonaro” diyoruz? /Bolsonaro dışında

Bolsonaro; kayalıkların dibine çarpmamızdan sorumlu: sağlık yok, güvenlik yok, hak yok, haysiyet yok. Bolsonaro, askeri sektörler ve büyük toprak sahipleriyle bağlantılı kongre gruplarının da yanında gerici ekonomik ve siyasi sektörlerden, köktendincilerden büyük destek alarak tüm bunları yapıyor. Askeri yetkililer hükümette kilit konumlara sahipler. Bolsonaro yönetiminin siyasi programı neoliberal, muhafazakâr ve otoriterdir. İşimize, toprağımıza, bedenlerimize saldırıyorlar. İşçilerin haklarını yok sayanlarla, yasanın izin verdiği koşullarda kadınların kürtaja başvurmalarını engellemeye ve durdurmaya çalışanlar da aynı kişilerdir. (3)

Bolsonaro, elektrik hizmetleri şirketi Eletrobras, petrol şirketi Petrobras, posta hizmeti şirketi Correios ile tanık olduğumuz gibi devletin ve kamunun sağlık, eğitim ve sosyal hizmet kurumlarını ayrıca devlete ait şirketleri ve ortak malları sökmek için çalışıyor. Bu, Anayasa Değişikliği 55'in (Ölüm Yasası olarak da bilinen 20 yıllık bir bütçe dondurma) 2016'da sağ partiler tarafından kabul edilmesinden bu yana uygulanan sistematik bir politikadır. Ülkede doğanın tahrip edilmesi eşi görülmemiş boyutlara ulaştı. Bu kadar çok saldırıya rağmen, Birleşik Sağlık Sistemimizin (Sistema Único de Saúde - SUS) çalışanları hayat kurtarmak için mücadele ediyor. Üniversitelerdeki ve kamu kurumlarındaki araştırmacılar, çocuklar ve yetişkinler için daha iyi tedaviler, ilaçlar ve aşılar elde etmeye çalışıyor. 

Son yıllardaki tüm bu saldırılara rağmen, bazı sağ kesimlerin kendilerini farklı, "iyi sağ" olarak maskeleme girişimlerine güvenmiyoruz ve bunu kabul etmiyoruz. Hepsi, içinde yaşadığımız kaostan sorumludur, çünkü kâr merkezli bir ekonomiye öncelik veriyorlar. Özelleştirmede, hayattaki kırılganlıkların artmasında, işçilerin emek hakkının kesilmesi konusunda insanları kandırıyorlar. Bu nedenle, çıkış yolumuz soldadır: Sadece yoğun tabandan, feminist, ırkçılık karşıtı örgütlenmeler sayesinde sağı iktidardan alıp ekonomiyi yeniden düzenleyerek hayatı kaygıların ve politikaların merkezine koyabiliriz. 

Kadınlar herkese aşı ve acil yardım istiyor

Tüm dünyada tanık olduğumuz gibi, pandeminin en ağır etkilerini kadınlar yaşıyor çünkü yaşamı sürdürenler onlar. Salgın sırasında daha fazla ev ve bakım işini omuzlayarak bir saniye duramadık. Kadınlar, özellikle de siyah ve yoksul kadınlar, sağlık ve hizmet endüstrisinde COVID-19 ile karşılaşan ön saflarda çalışanların çoğunluğunu oluşturuyor.

Bir ülkede 250.000'den fazla ölümden bahsediyoruz! Bu bilgi veya planlama eksikliğiyle ilgili değil madencilere, ağaçları kesenlere ve büyük toprak sahiplerinin arsalarında yaşayan yoksulları, Yerli halkı Quilombolas (4) ve diğer toplulukları yok etme planlarıyla ilgili.

Bolsonaro yönetiminin Çevre Bakanı, kelimenin tam anlamıyla bu salgın zamanları için planının Amazon yağmur ormanlarındaki tartışmalı alanlara atıfta bulunarak "sığır sürüsünü çalıştırmak" olduğunu söyledi. Bu, tarımsal ekoloji ve gıda egemenliğini destekleyen tüm politikaları ortadan kaldıran, büyük ölçekli monokültür plantasyonları, transgenik mahsulleri, toksik kimyasalların geniş çaplı kullanımını, biyomlarımızda ormansızlaşmayı, doğamızın özelleştirilmesini, finansallaşmasını ve sularımızın toksik çamur ve zehirli maddelerle kirlenmesini destekleyen bir hükümettir. 

Dahası, Brezilya hükümeti tarafından insanların çalışması ve güvenliği için organize edilen önlemler son derece tehlikelidir çünkü bunlar “ekonomi duramaz” fikrine dayanmaktadır, bu fikir: hakların esnekliğini artırmak, gereksiz sektörler için olağan iş yapmak, işsizlik ve kayıt dışı istihdam demektir. 2020'nin ilk çeyreğinde, çalışan siyah kadınların %52,1'i ve beyaz kadınların %43,8'i sigortasız işlerdeydi. (5) Şaşırtıcı bir şekilde, insanlar hayatta kalmanın yollarını bulmak için evlerini terk etmek ve hayatlarını riske atmak zorunda kalıyorlar. Salgını kontrol altına almak için alınacak önlemler hakkında basına konuşan Bolsonaro, "ne olmuş yani?", "Mezar kazıcı değilim" ve "Ben bir mucize yaratıcısı değilim" gibi şeyler söyledi.

Ölümleri, açlığı ve işsizliği durdurmanın tek bir yolu var. Bu, binlerce Brezilyalı hane halkı için tek gerçek: Bolsonaro ve onun bütün yozlaşmış, askerileştirilmiş hükümetinin derhal görevden alınmasıdır.

Brezilya'da ve dünyada yürüyüşe devam edeceğiz

Dünyanın her yerinde kadınlar mücadele etmeye ve yaşamın var olması için pratik koşullar yaratmaya devam ediyor. Birkaç ilham verici örnek var: topluluk bahçeleri, kolektif restoranlar, dayanışma ve ihbar kampanyaları, sembolik eylemler ve yeterince teşhirden yoksun diğer pek çok şey.

Artık açlık kalmayana ve kendi bedenlerimiz üzerinde karar verme hakkıyla şiddetsiz yaşayana kadar yürümeye devam edeceğiz. Brezilya'da, yaşam için alternatifler oluşturmak, demokrasiyi yeniden kurmak, özen ve düzgün yaşamı siyasetin merkezine yerleştirmek için Bolsonaro'yu görevden almalıyız. Dünyanın birçok yerinde, neoliberalizmin yükselişini ve ölüm odaklı programını durdurmak için iddialı feminist, anti-kapitalist ve ırkçılık karşıtı mücadeleye ihtiyacımız var. Kadın hareketinin gücü ve öncü rolü, feminizmi yeni bir toplum inşa etmede temel bir perspektif haline getiriyor.

(1) "Geçmişe köprü ", Michel Temer yönetiminin 2016 yılında Rousseff'in yerini alan hükümet planına atıfta bulunuyor. "Geleceğe Köprü" planı iki yıl önce neoliberal bir karaktere sahipti ve seçimi kazanan siyasi projeden kopuşu temsil ediyordu. 

(2) 2020'nin ortalarında Brezilyalılara aylık 600 R (kabaca 100 ABD $) acil yardım ödemesi sağlamak için baskı yapan bir taban hareketiydi. Bolsonaro yönetimi yardımı önce 300 R'a düşürmek için harekete geçti (ülkedeki asgari ücretin neredeyse üçte biri), ardından tamamen kesti.

(3) Kürtaj prosedürlerine engel teşkil eden 2.282 sayılı kararname, insan haklarına yönelik bir saldırıdır. Brezilya'da bunun gibi aksilikler yaşanırken, Arjantinli kız kardeşlerimiz, kitlesel feminist örgütlenme ve seferberlik ile eşitlik ve özerklik inşasında ilerlemenin mümkün olduğunu gösterdi. Aralık 2020'nin sonlarında Arjantin, Latin Amerika'daki tüm kadınlar için bir zafer olan 14. gebelik haftasına kadar kürtajı yasallaştırdı.

(4) Quilombolas, Brezilya'nın kölelik döneminde köleleştirilmiş siyahlar için başlangıçta bir direniş yeri ve sığınak yeri olarak kurulmuş topluluklar olan Quilombos sakinleridir.

(5) Marilane Teixeira'nın “Neoliberalismo, trabalho e democracia” yayınında bulunan “O trabalho e as mulheres em tempos de neoliberalismo e crise” (“Neoliberalizm ve Kriz Zamanlarında Emek ve Kadınlar”) makalesinden elde edilen veriler.

*Çeviri: Mizgin Tekin

*Kaynak: https://capiremov.org/en/analysis/removing-bolsonaro-from-office-is-a-feminist-task-in-brazil/

*Maria Fernanda Marcelino bir tarihçi, Dünya Kadın Yürüyüşü aktivisti ve feminist organizasyon SOF - Sempreviva Organização Feminista üyesidir. Bu, 2 Mart 2021'de Brasil de Fato'daki Sempreviva Sütununda yayınlanan makalesinin düzenlenmiş bir sürümüdür.


Etiketler : Patriyarka, Bolsonaro, Brezilya, Neoliberalizm, Irkçılık,


...

Maria Fernanda Marcelino