Kadınların özgürlük sembolü

 IŞİD’e karşı Kobani’ye giderken katledilen Kader Ortakaya’nın yaşamını yitirmesinin üzerinden 4 yıl geçti. Ortakaya’nın, ‘Ne olursa olsun bu mücadele kazanacak’ dediği Kobani’de yeni bir yaşam kuruluyor

IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırılarının yoğunlaştığı ve 10 binlerce insanın sınıra göç ettiği sırada, Marmara Üniversitesi’nde yüksek lisans yapan kadın aktivist Kader Ortakaya da, yaşanan vahşete daha fazla sessiz kalamayanlardan biriydi. Kobani sınırındaki insan zincirinde yerini alan, aylarca devam eden zincirden ayrılmayan 28 yaşındaki Kader Ortakaya, 6 Kasım 2014’te, askerlerin açtığı ateş sonucunda başına isabet eden kurşunla yaşamını yitirdi. Demokratik yaşam umudunu her zaman yüksek tutan Ortakaya, bu umudu aylarca Urfa’nın Suruç sınırında birlikte nöbet tuttuğu insanlarla da paylaştı.

Mücadele dolu 28 yıl

Ortaokulu bitirmeden tekstil işçiliğine başlayan Ortakaya, ortaokulu ve liseyi açık öğretimden bitirerek, kendi çabalarıyla üniversiteyi kazandı. Verdiği bu zorlu yaşam mücadelesi aynı zamanda onun erkek egemenliğine karşı verdiği mücadelenin de yansımasıydı. Bu nedenle, erkek egemenliğin en vahşi yüzünü Ortadoğu’dan tüm dünyaya yaymaya çalışan IŞİD, Ortakaya’nın öfkesini de biledi. Yaşamı boyunca yok sayılan, ötekileştirilen ve katledilmek istenenlerin yanında direnen Ortakaya, geride 28 yıla sığdırılan bir mücadele bıraktı.

‘Görevsizlik’ kararı

Kader Ortakaya’nın katledilmesinin ardından, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından savcılığa gönderilen yazıda, o gün sınırda görevli askerlerin silah değil, biber gazı kullandığı ve bir “kobra” aracının bulunduğu iddia edildi. Ayrıca Ortakaya’nın IŞİD ile PYD arasındaki çatışmada seken şarapnelle yaşamını yitirmiş olabileceği öne sürüldü. Ancak Ortakaya’nın katledildiği sırada yanında bulunanlar, sınırın Türkiye tarafındaki bir askeri araçtan inen askerlerin ateş açtığını ve Ortakaya’nın bu sırada vurulduğunu ifade etti. Suruç’tan Kobani’ye geçerken sınırda açılan ateşle hayatını kaybeden Kader Ortakaya’nın ölümüne ilişkin dosya, tam bir yıl sonra yani 2015’te “görevsizlik” kararı verilerek, Diyarbakır 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na gönderildi. Suruç Cumhuriyet Başsavcılığı, ölümün askeri savcılığın görev alanında meydana geldiğini ve soruşturma yapma görevinin bu makama ait olduğunu kaydetti.

Gazla müdahale!

Kader Ortakaya’nın katledilişinden sonra, “PYD/YPG ile IŞİD arasındaki çatışmalarda başına şarapnel parçası çarpması sonucu öldüğü” iddiası üzerinden soruşturma başlatıldığı anlaşıldı. Dosyaya göre; Suruç’ta bulunan Kara Kuvvetleri Komutanlığı, 3. Hudut Alayı, 3. Hudut Tabur Komutanlığı’ndan 16 Aralık 2014’te Suruç İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilen yazıda, Ortakaya’nın katledildiği 6 Ekim günü topluluğa 6 kişilik askeri bir grubun müdahale ettiği belirtildi. Yazıda, Suriye’den taş atıldığı savunularak, “Gruba gazla müdahale edilerek, grup güneye doğru dağıtılmıştır. Bunun üzerine Türkiye tarafındaki gösterici grup slogan atarak, taşlamaya başlamıştır. Kendilerine hudut hattını terk etmeleri için verilen süre dolduğundan bu grup sadece gaz kullanılarak, Yumurtalık köyüne doğru dağıtılmışlardır. Bu sırada bölgeye jandarma timleri ulaşmış ve timler bölgeyi kontrol altına almışlardır” denildi.

4 yıl geçti, sonuç yok!

Aradan geçen 4 yıla rağmen ne Ortakaya’yı katledenler açığa çıkarıldı ne de dosyada bir arpa yol alındı. Kobani direnişi öncesi işçi mücadelesi, üniversitelerde verilen mücadele ve Gezi eylemlerinde aktif rol alan Ortakaya, tüm kadınlarda bir iz bıraktı. Öyle ki, Ortakaya’yı birebir tanıyan ya da sadece bir kez konuştuğu kadınlar, ismini duyunca gözlerinde beliren mutluluğu gizleyemiyor.

Özgürlük sembolü

Ortakaya verdiği bir röportajda, Kobani direnişine ilişkin şunları kaydetmişti: “Yaklaşık 15 gündür Kobani sınırında yaşanan direnişe destek vermek amacıyla bulunuyorum. Bugün Kobani’de verilen direniş sadece Kürt halkının değil, tüm insanlık için verilen bir mücadeledir. O yüzden Kobani’de verilen direnişe herkesin destek olması gerekiyor. Biz kadınlar için Kobani direnişi başka bir anlam ifade ediyor. Özellikle Ortadoğu’daki kadınlar ve Kürt kadınları için Kobani direnişi özgürlük sembolüdür. Çünkü şu anda Ortadoğu’da kadına layık görülen tek şey kölelik ya da ölümdür. Bu savaşlarda da en büyük zararı biz kadınlar görüyoruz. Arin Mirxan’ın bu doğrultuda kendisini feda etmesi de biz kadınları dışında tutmuyor. Bu nedenle Kobani direnişine en fazla biz kadınların sahip çıkması gerekiyor. İnsanlık adına tüm kadınları ve tüm kesimleri Kobani direnişini sahiplenmeye çağırıyorum. Ancak böylesi bir mücadele ile insanlık kazanabilir ve şundan da eminiz ki, bu mücadele nasıl olursa olsun kazanacaktır. Kobani düşmeyecektir.” Kobani direnişinin eninde sonunda zafere ulaşacağına olan inancını yitirmeyen Ortakaya, özelde kadınları ve tüm vicdan sahiplerine direnişi sahiplenme çağrısında bulundu.

Jinnews/Diyarbakır

Diğer Başlıklar