Kahkahalarımızla varız

27 Oca 2020

Neğşirvan Güner/ İstanbul

Yeşim Coşkun’un kişisel projesi olan La Loba 24 Aralık’ta Kadıköy Emek Tiyatrosu’nda. Bu vesileyle projenin yaratıcısı Coşkun ile konuştuk

Yeşim Coşkun’un kişisel dans atölyesi sonucu ortaya çıkan La Loba isimli dans performansı geçtiğimiz kasım ayında prömiyerini Kadıköy’de bulunan Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Coşkun’un koreografisini üstlendiği La Loba’da dansçılar Ayça Akça, Yasemin Altuntaş, Sera Armağan, Cansu Bolat, Hande Cedimoğlu, Hande Çorbacı, Heves Hacıoğlu, Merve Midilli ve Yaprak Yılmaz yer alıyor. Clarissa Pinkola Estes’in ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabından ilham alarak sahneye koyduğu performansı Coşkun, ‘Her ay ortalama 45 kadının öldüğü bir ülke gerçekliği içerisinde nefes almaya devam ettiğimiz anları göstermek istedik’ diyerek değerlendirdi. Kadınların gülümsemesinin, kahkahalarının ve bedenlerinin utanılacak bölgelerden ibaret olmadığını simgeleyen imajların da La loba’da yer aldığını söyleyen Coşkun ile konuştuk.

La Loba isimli dans gösteriniz nasıl ortaya çıktı?

2 yıldan fazla bir süredir yürüttüğüm kişisel dans atölyemin bir sonucu olarak La Loba eseri ortaya çıktı. Uzun süredir benden dans eğitimi alan 8 kadın ile güzel ve eğitici bir repertuvar sürecine başladık. Daha sonra aramıza 1 kişi daha katıldı ve dansçı sayısını 9 kadına yükseltmiş oldum. 2013’te Clarissa Pinkola Estes’in “Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabını almış, okumuş ve anlayamamıştım. Zorlu geçen bir yılın ardından 2018’de kitabı yeniden okumaya karar verdim ve o gün bugündür bir başucu kitabım oldu. Vahşi kadın Arketipine dair kadın mit ve öyküleri barındıran bu kitap kendi bilincini açığa çıkartmak isteyen her birey için (kadın-erkek) muazzam bir kaynak. Repertuvarda Kadın-erkek ilişkileri üzerinden anlayış, erk dil, aşağılama, hor görmeye varan, inciten, yıkan ve egemen olan davranışlar üzerine çalışma süresince çok durduk. Yaralarımız, dertlerimiz ve bunun yanı sıra gülümsemelerimiz ve sarılmalarımız var. Her ay ortalama 45 kadının öldüğü bir ülke gerçekliği içerisinde nefes almaya devam ettiğimiz anları göstermek istedik. Ajitasyonu sevmediğim için kendime has bir dille kadınların gülümsemesini, kahkahalarını ve bedenlerinin utanılacak bölgelerden ibaret olmadığını simgeleyen imajlar kullandım. Bana inanan ve her şeyini ortaya koyan bir ekiple çalışmanın şansını yaşadığım için eserin çıkış süreci pek sancılı oldu diyemem.

‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabında La Loba kemikleri toplayan kadını simgeliyor. Dans ve La Loba nasıl bir araya geldi?

Estes ve yazdığı kitabın derinliği beni çok etkiledi. Özel bir nedeni olmamakla beraber kitap içindeki en iyi imajlardan biriydi. İlgimi çeken Babayaga gibi diğer güçlü imajların yanında La Loba’nın aslında farklı bir çok anlamı var Estes için; La Huesera (Kemik Kadın), La Trapera (Toplayacı kadın) ve La Loba (Kurt Kadın) bir diğer tanımda sizin sorduğunuz üzere, kemikleri toplayan kadın. La Loba’nın çölde dolaşması ve kaybolmuş gün yüzüne çıkmamış bir kurdun kemiklerini bulup şarkı söyleyerek bu kemiklere koşana kadar bir ruh vermesidir. Şarkı büyüdükçe kemikler bir araya toplanır, ruhun bütünleşmesi evreyi tamamlar ve kurt koşmaya başlar. Koşusu hızlandıkça kahkahalar atan bir kadına dönüşür. Miti çok yaratıcı bir dille anlatan Estes, şuna odağımızı çevirmemizi özenle istiyor bence: “Büyük sevgili duygusunu bir sevgiliden elde etmeye çalışmak hatasına düşmemeliyiz, çünkü kadınların yaratma ilahisini bulup söylemeye dönük çabaları, tek başlarına altından kalkacakları bir iştir, psişenin çölünde gerçekleştirecekleri bir iş.” (Clarissa Pinkola Estes- Kurtlarla Koşan Kadınlar) Bu bağlamda kendi yaralarımla birlikte kahkahalarım ve hayatın belli dönemeçlerinde yeniden başladığımı hissettiğim bir süreçte bir araya geldiğim bu kadınlarla çalışmak doğru zaman tanımını tam anlamıyla buldu.

9 kadın dansçı var dans La Loba’da. Bu kadar kalabalık bir ekiple çalışmak nasıl bir duygu?

9 çok büyük bir rakam, bir dans projesi ya da bir prodüksiyon için büyük sahne demek ve handikapları çok. Fakat enerjisi yüksek ve tek yumruk olmuş bir kadın grubundan bahsediyorum. Uygulama da zorlu fakat karşılığını almada kendimi şanslı hissediyorum. Çoğunluğunu beyaz yakalıların oluşturduğu ekipte bir dans öğrencisi, 3 oyuncu, 1 illustrator, 1 mağazacı bulunuyor. Profesyonel olarak mesleği dans olmayan bir ekiple çalıştığım, pozitif anlamda beni de başka türlü bir La Loba’ya dönüştürdü diyebilirim.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Kahkahalarımıza, sarılmalarımıza tanıklık etmek isteyen herkesi bu dans performansını izlemeye bekliyoruz.

Gösterim tarihleri

La Loba, 24 Aralık Salı günü saat 20.30’da ve 31 Ocak Cuma günü saat 20.30’da Kadıköy’de bulunan Emek Tiyatrosu’nda meraklılarını bekliyor.

Künye

Koreografi | Yeşim Coşkun Dans | Ayça Akça, Yasemin Altuntaş, Sera Armağan, Cansu Bolat, Hande Cedimoğlu, Hande Çorbacı, Heves Hacıoğlu, Merve Midilli, Yaprak Yılmaz Süre | 45 dk.

Kahkahalarımızla varız

27 Oca 2020

Neğşirvan Güner/ İstanbul

Yeşim Coşkun’un kişisel projesi olan La Loba 24 Aralık’ta Kadıköy Emek Tiyatrosu’nda. Bu vesileyle projenin yaratıcısı Coşkun ile konuştuk

Yeşim Coşkun’un kişisel dans atölyesi sonucu ortaya çıkan La Loba isimli dans performansı geçtiğimiz kasım ayında prömiyerini Kadıköy’de bulunan Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdi. Coşkun’un koreografisini üstlendiği La Loba’da dansçılar Ayça Akça, Yasemin Altuntaş, Sera Armağan, Cansu Bolat, Hande Cedimoğlu, Hande Çorbacı, Heves Hacıoğlu, Merve Midilli ve Yaprak Yılmaz yer alıyor. Clarissa Pinkola Estes’in ‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabından ilham alarak sahneye koyduğu performansı Coşkun, ‘Her ay ortalama 45 kadının öldüğü bir ülke gerçekliği içerisinde nefes almaya devam ettiğimiz anları göstermek istedik’ diyerek değerlendirdi. Kadınların gülümsemesinin, kahkahalarının ve bedenlerinin utanılacak bölgelerden ibaret olmadığını simgeleyen imajların da La loba’da yer aldığını söyleyen Coşkun ile konuştuk.

La Loba isimli dans gösteriniz nasıl ortaya çıktı?

2 yıldan fazla bir süredir yürüttüğüm kişisel dans atölyemin bir sonucu olarak La Loba eseri ortaya çıktı. Uzun süredir benden dans eğitimi alan 8 kadın ile güzel ve eğitici bir repertuvar sürecine başladık. Daha sonra aramıza 1 kişi daha katıldı ve dansçı sayısını 9 kadına yükseltmiş oldum. 2013’te Clarissa Pinkola Estes’in “Kurtlarla Koşan Kadınlar” kitabını almış, okumuş ve anlayamamıştım. Zorlu geçen bir yılın ardından 2018’de kitabı yeniden okumaya karar verdim ve o gün bugündür bir başucu kitabım oldu. Vahşi kadın Arketipine dair kadın mit ve öyküleri barındıran bu kitap kendi bilincini açığa çıkartmak isteyen her birey için (kadın-erkek) muazzam bir kaynak. Repertuvarda Kadın-erkek ilişkileri üzerinden anlayış, erk dil, aşağılama, hor görmeye varan, inciten, yıkan ve egemen olan davranışlar üzerine çalışma süresince çok durduk. Yaralarımız, dertlerimiz ve bunun yanı sıra gülümsemelerimiz ve sarılmalarımız var. Her ay ortalama 45 kadının öldüğü bir ülke gerçekliği içerisinde nefes almaya devam ettiğimiz anları göstermek istedik. Ajitasyonu sevmediğim için kendime has bir dille kadınların gülümsemesini, kahkahalarını ve bedenlerinin utanılacak bölgelerden ibaret olmadığını simgeleyen imajlar kullandım. Bana inanan ve her şeyini ortaya koyan bir ekiple çalışmanın şansını yaşadığım için eserin çıkış süreci pek sancılı oldu diyemem.

‘Kurtlarla Koşan Kadınlar’ kitabında La Loba kemikleri toplayan kadını simgeliyor. Dans ve La Loba nasıl bir araya geldi?

Estes ve yazdığı kitabın derinliği beni çok etkiledi. Özel bir nedeni olmamakla beraber kitap içindeki en iyi imajlardan biriydi. İlgimi çeken Babayaga gibi diğer güçlü imajların yanında La Loba’nın aslında farklı bir çok anlamı var Estes için; La Huesera (Kemik Kadın), La Trapera (Toplayacı kadın) ve La Loba (Kurt Kadın) bir diğer tanımda sizin sorduğunuz üzere, kemikleri toplayan kadın. La Loba’nın çölde dolaşması ve kaybolmuş gün yüzüne çıkmamış bir kurdun kemiklerini bulup şarkı söyleyerek bu kemiklere koşana kadar bir ruh vermesidir. Şarkı büyüdükçe kemikler bir araya toplanır, ruhun bütünleşmesi evreyi tamamlar ve kurt koşmaya başlar. Koşusu hızlandıkça kahkahalar atan bir kadına dönüşür. Miti çok yaratıcı bir dille anlatan Estes, şuna odağımızı çevirmemizi özenle istiyor bence: “Büyük sevgili duygusunu bir sevgiliden elde etmeye çalışmak hatasına düşmemeliyiz, çünkü kadınların yaratma ilahisini bulup söylemeye dönük çabaları, tek başlarına altından kalkacakları bir iştir, psişenin çölünde gerçekleştirecekleri bir iş.” (Clarissa Pinkola Estes- Kurtlarla Koşan Kadınlar) Bu bağlamda kendi yaralarımla birlikte kahkahalarım ve hayatın belli dönemeçlerinde yeniden başladığımı hissettiğim bir süreçte bir araya geldiğim bu kadınlarla çalışmak doğru zaman tanımını tam anlamıyla buldu.

9 kadın dansçı var dans La Loba’da. Bu kadar kalabalık bir ekiple çalışmak nasıl bir duygu?

9 çok büyük bir rakam, bir dans projesi ya da bir prodüksiyon için büyük sahne demek ve handikapları çok. Fakat enerjisi yüksek ve tek yumruk olmuş bir kadın grubundan bahsediyorum. Uygulama da zorlu fakat karşılığını almada kendimi şanslı hissediyorum. Çoğunluğunu beyaz yakalıların oluşturduğu ekipte bir dans öğrencisi, 3 oyuncu, 1 illustrator, 1 mağazacı bulunuyor. Profesyonel olarak mesleği dans olmayan bir ekiple çalıştığım, pozitif anlamda beni de başka türlü bir La Loba’ya dönüştürdü diyebilirim.

Son olarak neler eklemek istersiniz?

Kahkahalarımıza, sarılmalarımıza tanıklık etmek isteyen herkesi bu dans performansını izlemeye bekliyoruz.

Gösterim tarihleri

La Loba, 24 Aralık Salı günü saat 20.30’da ve 31 Ocak Cuma günü saat 20.30’da Kadıköy’de bulunan Emek Tiyatrosu’nda meraklılarını bekliyor.

Künye

Koreografi | Yeşim Coşkun Dans | Ayça Akça, Yasemin Altuntaş, Sera Armağan, Cansu Bolat, Hande Cedimoğlu, Hande Çorbacı, Heves Hacıoğlu, Merve Midilli, Yaprak Yılmaz Süre | 45 dk.


Etiketler : Yeşim Coşkun, Neğşirvan Güner,