Küçük Kadınlar’ın hikayesi

13 Şub 2020

Birçok kez sinemaya uyarlanan Küçük Kadınlar, bir büyüme ve var olma çabasını anlatıyor

Louisa May Alcott’un ikonik romanı Küçük Kadınlar (Little Women) birçok defa sinemaya hatta televizyona uyarlandı. İlk olarak 1917’de İngiltere’de sessiz bir film olarak beyaz perdeye yansıyan Küçük Kadınlar, neredeyse 100 yıllık bir zaman diliminde Katherine Hepburn’den June Allyson’a ve 1994’te Winona Ryder’ın da başrolde olduğu bir uyarlamadan 2019’a yeniden sinemada. Türkiye’de Oscar sonrası gösterime giren filmin, 14 Şubat’ı vizyon tarihi (elbette dağıtımcının stratejisi) seçmesi biraz ilginç. Zira kadınlara sadece aşk ve evlilik kurumunun dayatıldığı yıllarda, kendi yollarını bulmaya çalışan karakterlerin odakta olduğu düşünülürse seçim bir hayli enteresan.

Kadın yönetmenler gözünden

1994’te Gillian Armstrong tarafından sinemaya uyarlanan filmin yeni versiyonu da bir kadın yönetmenin gözünden. Oyuncu, yönetmen ve de senarist Greta Gerwig, ilk olarak 2008’de çektiği Nights and Weekends’ten ve 2017’deki Uğur Böceği’nden (Lady Bird) sonra yeniden kamera arkasına geçti. Gerwig’in Oscar’dan 5 adaylık, 1 ödül alan filminden ödül sezonu boyunca övgülerle bahsedildi.

Büyüme sancısı...

Bir edebiyat uyarlaması olan Küçük Kadınlar aslında Gerwig’in uzak olmadığı bir konu. Tıpkı rol aldığı Frances Ha ve de yönetmen koltuğuna oturduğu Uğur Böceği gibi bir büyüme hikayesi. Dönem itibarıyla bu büyüme hikayesinin önünde toplumsal cinsiyet ayrımının katı duvarları var. Amerikan İç Savaşı dönemi babaları savaşta olduğu için anneleriyle yaşayan ve bir şekilde hayata tutunmaya çalışan Meg (Emma Stone), Jo (Saoirse Ronan), Beth (Eliza Scanlen) ve Amy’nin (Florence Pugh) hikayesini anlatıyor film. Genç kız kardeşlerden Jo yazar olmak isterken Amy resim yapıyor, en küçükleri Beth piyano çalarken en büyükleri Meg ise oyuncu olmak istiyor. Ama hem savaşın aileye getirdiği koşullar hem de o dönemde kadınların sadece ‘zengin koca’ ile evlenmeye yönlendirilmesi, herkesin dileğini yerine pek de getirmiyor. Her ne kadar Gerwig’in tarzında olmasa da klasikleşmiş roman, mutlu sona evriliyor ama bu süreç basit olmuyor.

Geçmiş ile şimdi Arasında

Jo’nun hikayenin odağında olduğu film, geçmişe dönüşlerle iç içe geçmiş bir anlatıma sahip. Jo’nun New York’ta yazar olmaya çalışması, kendi adıyla yazmadığı kısa hikayeleri yayınlatma çabası. Diğer yandan Amy’nin zengin halası (Meryl Streep) ile Avrupa’yı dolaşıp evlenme ümidi, Beth’in hastalığı, Meg’in annesinin varlıklı olmayan biri ile evlenme kaderini yaşıyor olması… Tüm bu tablo, geçmişin mutlu atmosferinin içine saklanan ‘şimdi ne oldu’ fragmanları gibi. Öte yandan bu genç kadınlar birbirlerine oldukça bağlı, hepsinin idealleri var fakat aralarında en inatçı olan Jo. Birçok kez o da kardeşleri gibi pes etse de kendi hayalinin peşinden gidiyor.

Uğur Böceğin’den...

Sinemada ya da edebiyatta çocuklukla gençlik, gençlik ile yetişkinlik geçişi, özellikle de ilki çok tercih edilen bir hikaye. Greta Gerwig’in Uğur Böceği filmi de tıpkı böyle. Yine başrolde Saoirse Ronan olunca Gerwig’i takip edenler için ‘benzerlik’ hissi uyandırması kaçınılmaz. Açıkçası Gerwig’in son filmi için riske girmediği olarak da yorumlanabilir. Zira bildiği bir hat üzerinden ilerliyor. Uğur Böceği’nde annesi gibi olmak istemeyen ve New York’a gitmeye çalışan genç bir kadının büyüme hikayesi ile 2008’deki ekonomik krizi yaşayan ABD’yi izliyorduk. Burada ise elbette uyarlama bir senaryoya sahip ama fonda bir savaşın olduğu, kadınların ‘özgürlüğü’ kazanmak zorunda kaldığı bir dönem var.

Gerwig’in izleri var ama

Film elbette sadece bir büyüme hikayesi değil, kadınların var olma mücadelesinden bir kesit. Greta Gerwig’in son iki filminde de bu vurgu var. Her ne kadar Jo’nun yazdığı hikayeler gibi film de ‘yayıncının isteği’ üzerine mutlu sona gitse de basit bir hayatın, kaybedişin, hedefe varamayışın izlerini taşıyan bir film aynı zamanda. Gerwig, bu defalarca sinemaya uyarlanmış klasiğe kendi dokunuşlarını katıyor. Onun o muzip yanı hissediliyor. Öte yandan daha önce çalıştığı oyuncularla da çalışması kendine bir kadro yaratma çabası gibi duruyor. Filmin ödülü hak eden kostümlerinin başarısı olduğu kadar Amy rolündeki Florence Pugh’ın oyunculuğu da diğerleri arasından sıyrılıyor. Ama bunların dışında uyarlama senaryo ve filmde bambaşka bir dokunuş yok...

Künye
Yönetmen: Greta Gerwig
Oyuncular: Florence Pugh,
Laura Dern
Süre: 135 dk.
Tür: Dram

Suzan Demir

Suzan Demir


Etiketler :