Kürt sorununun aciliyeti

25 Tem 2021

Erol Katırcıoğlu

Geçenlerde “Erdoğan adım atarsa tabii ki AKP ile tekrar uzlaşırız” başlığıyla Kronos’da yayınlanan söyleşim büyük tepki çekti. Bu tepkinin anlaşılır nedenleri vardı kuşkusuz. Çünkü ülkedeki siyasi dengeleri değiştirme gücü ve potansiyeli olan HDP’nin bir milletvekilinin seçim yaklaşırken böyle bir söz söylemiş olması HDP’nin, “Kürt sorununun çözümü” karşılığında ülkedeki otoriter rejime nefes borusu mu olacak sorusunu akıllara getirdi. Özellikle Kürtler konusunda şu ya da bu nedenle bazı çekincelere sahip sol, sosyal demokrat kesimlerde de “Gördünüz mü HDP bizi satacak” düşüncesi bu söyleşiye ve doğal olarak da bana yönelen tepkilerin de nedeni oldu. Nasıl olurdu da bu denli faşizan işler yapmış Erdoğan’la aynı masaya oturulabilirdi?

Söyleşiyi yapan gazetecinin, “Bu iktidarla demokrasi sorunu çözülebilir mi?” sorusuna verdiğim cevap şöyle idi: “İktidarın şu anki geldiği nokta bu soruna hayır dememi gerektiriyor, biliyorum. Çünkü şu anda bir nefret, bir düşman hukuku uygulanıyor. Ama Erdoğan yarın “Biz bunu çözeceğiz, konuşalım” dese hayır demeyiz. Biz problemin çözümü için her türlü uzlaşma teklifine yakınız. Tabii ki kırmızı çizgilerimiz olabilir ama bunlar çözümün konuşulduğu bir süreçte konuşulur. Önceden şudur deyip kestirip atamayız.”

Kendilerini solda gören arkadaşların bu cümlelerle ne gibi sorunları var ben bilmiyorum. Ama benim bildiğim ve gördüğüm Kürt meselesi adını verdiğimiz meselenin ülkenin en acil sorunu olduğu. Aciliyetin çeşitli nedenleri var kuşkusuz. Bir kere her şeyden önce Kürt halkı, kendisine uygulanan bu ayrımcı politikalara karşı tahammül sınırlarına gelmiş durumda. İktidar bunu yalanlasa da çözüm sürecini baltaladıktan sonra Kürtlere karşı neredeyse nefrete varan bir tavır sergiliyor. Açılan kapatma davaları, “esir” statüsünde tutukluluklar, 60 belediyeye kayyum atanması, hemen her gün HDP’lilerin gözaltına alınmaları, bir basın açıklamasına dahi izin vermemeler, bütün bunlar iktidarın Kürt sorunu ile ilgili derin bir ayrımcı ve baskıcı politikalar demeti uyguladığını kanıtlıyor. Bütün bunlara, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana jandarma dehşetini, köy yakmaları, binlerce faili meçhul cinayeti, Diyarbakır Cezaevi’nde olanları ve daha nicelerini eklerseniz ne görürsünüz?

Elimizi vicdanımıza koyup düşünelim. Bu tanımlamaya çalıştığım durumun ülkenin en acil sorunu olduğu açık değil mi? Eğer bu konuda benimle aynı görüşteyseniz, o zaman kiminle olursa olsun kendi “kırmızı çizgilerimizi” atlamadan sorunun çözümüne ilişkin neden yapıcı bir tavır içinde olmayalım ki?

Aslında soru AKP ile ilgili gelmişti. Ama CHP ile ilgili sorulmuş olsaydı da kuşkusuz aynı cevabı verirdim. Çünkü Kürtlere karşı ayrımcı politikalara son verilmesi öyle görünüyor ki bir tek HDP ve bileşenlerinin derdi.

Başka kimsenin değil.

Erol Katırcıoğlu

Erol Katırcıoğlu


Etiketler : Erol katırcıoğlu,