Malatya’nın doğası ranta kurban ediliyor

06 Nis 2021

Biyoçeşitliliğin olduğu ve zengin bir yaban hayatına sahip Malatya’da maden aramayla doğanın dengesinin bozulduğunu söyleyen MAL-ÇEP Sözcüsü Yücel, ‘İmtiyazlı kişiler daha fazla kazanma hırsı ile hepimizin doğasını talan ediyor’ dedi

Yüzlerce endemik türe ve zengin bir yaban hayatına ev sahipliği yapan Malatya ili ve çevresi mevcutta işletilenlerin yanı sıra yeni yapılacak maden ocaklarının tehdidi altında. 1 Ocak 2018 ile 1 Mart 2021 yılları arasında Malatya’da 907 Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) başvurusu yapıldı. Hali hazırda ise 496 madencilik faaliyeti bulunmakta. Resmi rakamlar paylaşılmadığı için bilinmemekle beraber taş, kum, mermer, demir, kuvars, bakır, kurşun, altın, kömür ocakları ve Hidroelektrik Enerji Santralli (HES) dahil olmak üzere bir kısım başvuru için "gerekli değil" raporu verildi. Malatya’da son 3 yılda artan “Vahşi madenciliğe” karşı 29 Eylül 2020’de Malatya Çevre ve Kültür Platformu (MAL-ÇEP) kuruldu. Çevre tahribatı ve özel şirketlerin maden aramalarına karşı bölgede yaşayan yurttaşları bilgilendiren platform 120 kurum tarafından destekleniyor. 

 Malatya ve çevresinde son üç yıldır artan maden faaliyetlerinin yaşam alanlarını oluşturduğu tehditleri MAL-ÇEP Sözcüsü Halit Yücel Mezopotamya Ajansı’nda (MA) Emrullah Acar’a anlattı.

Bilgiler gizli tutuluyor 

MAL-ÇEP olarak faaliyete başladıklarından bu yana madenler ile ilgili veri bulmakta zorlandıklarının altını çizen Yücel, “Bir kısım bilgiler gizli tutuluyor. Biz bilgi edinme hakkımızı kullanarak, hukuksal bir şekilde Malatya Valiliği'ne bir dilekçe verdik. Valilik bize sadece taş ocağı ve kum ocaklarının nerede yapıldığına dair liste verdi. Fakat diğer madenlerin listesi ile ilgili olarak Maden ve Petrol (MAPEG) Genel Müdürlüğü’ne başvurmamız istendi. Ankara’daki temsilciliğimiz aracılığıyla bir dilekçe verdik, ancak olumsuz cevap aldık. Konuyla ilgili yerli-yabancı madenlerin kimler tarafından çıkarıldığına dair ‘Size bilgi veremeyiz’ diyerek cevaplamışlar” şeklinde konuştu. 

 Maden işletimcilerine 2004 yılında çıkarılan “5177 sayılı Maden Kanunu” ile imtiyazlar verildiğini hatırlatan Yücel, bu imtiyazlardan sonra yabancı şirketlerin değerli madenler aramak için bölgeye akın ettiğini ifade etti. Altın arayan maden şirketlerinin yüzde 99’unun yabancı olduğunu vurgulayan Yücel, “Malatya’da da yoğun bir maden arayışı var. Her ne kadar bilgi verilmese de biz altın aradıklarını düşünüyoruz” dedi.

 Halka doğru bilgi verilmiyor

Maden faaliyeti yürüten şirketlerin bölgede yaşayan yurttaşları kandırdıklarını söyleyen Yücel, “Kömür aradıklarını söylüyorlar, su çıkarsa bölge halkına vereceklerini belirtiyorlar. Kömür aramak için kaç metre kazacaklarını sorduğumuzda bize 860 metreye kadar ineceklerini söylüyorlar. 860 metrede kömür bulunsa bile çıkarılması çok zor ve ekonomik değil. Anlattıkları gibi su çıksa da yer altı suları yönetmeliğine göre devlete ait, kim kime veriyor. Suyu verme yetkileri olmadığı gibi, 800 metrede çıkan su ağaca verildiğinde ağaç kurur, insan içse insan hastalanır. O kadar derinden çıkan bir suyun maliyeti ne kadar? Bu teklifle gittiği çiftçinin tarlası dereye 300 metre uzaklıkta, dereden getirmek daha az maliyetli değil mi?” diye sordu.

Tarım ve hayvancılık olumsuz etkileniyor

 Bölgede yaşayan yurttaşların madenlere karşı bilinçlenmesiyle, maden arayan şirketlerin baraj bölgesinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’den (DSİ) özel izin alarak sondaja başladıklarını dile getiren Yücel, “Bize ‘Kömür arıyoruz’ diyorlar. Atme (Arguvan) Bölgesi’nde kürekle çıkarılacak kömür var, ekonomik olmadığı için terk edilmiş. Halk bunları gördüğü zaman kendi bölgesinde maden istemez, bu tarz çalışmalar için yurttaşlar izin vermemeye başladı” ifadelerini kullandı. Madenlerin yer altı sularını zehirlediğini dile getiren Yücel, iki hafta önce Doğanşehir ilçesi Dedeyazı köyünde maden şirketlerinin yurttaşların yıllardır kullandığı yolu kapattığını, buna karşı çıkan yurttaşlara soruşturma açıldığını sözlerine ekledi.  Malatya’da yurttaşların yaşam alanlarının tahrip edilmesinden kaynaklı göç ettiklerine değinen Yücel, bölgede yaşayan yurttaşların temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın da maden faaliyetlerinden etkilendiğini belirtti. 

Biyoçeşitlilik madene kurban ediliyor

Malatya’da üretilen kayısının, dünya yaş kayısı ihtiyacının yüzde 25’ini, kuru kayısı ihtiyacının ise yüzde 85’ini karşıladığını belirten Yücel, “Ancak madenler yüzünden kayısı çiçeklerinin gözenekleri tozla kapanıyor, ağaçlara zarar veren böcekler artıyor. Ağaçlar kuruyor, üreticiler her yıl kuruyan ağaçları kesiyor. Sadece kayısı da değil, Malatya 354'ü endemik olmak üzere toplam bin 890 bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Bu endemik bitkiler risk altında. Biyoçeşitlilik madene kurban ediliyor.” diye konuştu. 

 Doğayı nasıl koruyabiliriz?

Vahşi madencilikle Malatya’da doğanın dengesinin bozulduğunu söyleyen Yücel, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Malatya’nın doğası ranta kurban ediliyor. Paranın gücü ile imtiyazlı kişiler daha fazla kazanma hırsı ile hepimizin doğasını talan ediyorlar. Doğaya karşı bir mücadele verdiğin zaman, kazandığın an kaybedersin, yok olmuş olacaksın.”

 Yücel son olarak, Malatyalıları platform altında birleşmeye çağırdı.

 

MALATYA 

 

 


Etiketler : MAL-ÇEP, Maden,