Sarkis ustayı andık yine

06 Haz 2020

Geçen hafta Açık Radyo’da Ercüment Gürçay, Jaklin Çelik’le ustam Sarkis Çerkesoğlu’na ilişkin bir program yaptı. Yeni izleme olanağım oldu. Amedli/Dikranikertsi sevgili Jaklin ustasını anlattı kendi yaşanmışları ile, ne güzel. İki Kumkapılı. Sarkis usta, birçokları gibi Jaklin Çelik’in de önünü açtı, yazar olma konusunda cesaretlendirdi. Aras Yayınları ne iyi yaptı, genç bir yazar kazandırdı okurlara.

Program beni alıp o yıllara götürdü. Söyleşide Belge ve Yasemin Gedik anılmayınca, ben hatırlatayım dedim.

Ne iyi yaptı Yasemin Gedik, Sarkis Çerkesoğlu ile yaptığı nehir söyleşi kitabı, “Dünya Hepimize Yeter” ile. Mütevazidir Yasemin Gedik, kitaba adını sadece “baskıya hazırlayan” diye koydu. Baskıya hazırlamanın ötesinde kitap onun kitabıydı, Sarkis usta ile birlikte.

Sultanahmet, Divanyolu üzerinde, Bizans sarnıçlarına komşu Binbirdirek Han’daki Belge Kitap Kulübü, Sarkis ustanın uzun yürüyüş yolundaki ilk durak yeriydi. Ara durak elbette Aras Yayınları ve son durak Agos. Ve Belge yakın olduğu için Belge hemen hemen her gün geldiği, hatta küçük bir siesta yaptığı ikinci adresi gibiydi.

Su sarnıçlarına komşu olmak kolay mı? Az su baskınına uğramadı Belge. Az zarar görmedi arşiv.

Şimdi Belge yine tarihi bir mekanda, tam Düyunu Umumiye binasının (sonra, İstanbul Erkek Lisesi oldu) alt sokağındaki Büyük Milas Han’da. Eskiden dokumacıların merkezi idi, şimdi yayıncıların merkezine dönüştü.

Cemal Nadir Sokak’ta, Milas Han’a gelmeden tarihi Akşam Hanı… Doğan abinin (Özgüden) İnci abla ile birlikte Akşam’ı, Akşam Gazetesi yaptığı bina. 12 Eylül’ün zor koşullarında yayıncılığı sürdürürken, Beşikçi’nin kitaplarını 1990 SS Kararnameleri döneminde çıkarırken, bize kağıt sağlayan firmanın yöneticisi Ahmet Batmaz’ın ofisi de Akşam Han’daydı.

2011-12 hapisliğim sırasında, sadece editörlük açısından değil, Ayşe Nur’un ölümünden beri beceremediğim şirketin kurumsal prosedürlerini yoluna oturtma için de büyük emek harcadı Ahmet Batmaz. O misyonu şimdi Sinan Savaş yürütüyor. Editörlüğü de iyi kıvırıyor doğrusu. Benim gibi dalgacı değil! Dadrian’ın Toplu Makaleleri’nin 4 cildini hazırladı baskıya: Ermeni Soykırımı’nın İnkârında Anahtar Unsurlar. Cihan Deniz’le de Sinan Savaş ile de gurur duyuyorum.

Belge editörlerinden Kıymet Yıldırımer de, Belge’den ayrıldıktan sonra Ahmet Akif Mücek ile kurduğu Gökkuşağı Yayınevini, restore edilen Akşam Binası’nda sürdürüyordu. Bir yandan da, Pars Tuğlacıyan’ın son kapsamlı çalışması “Tarih Boyunca Batı Ermenileri” kitabının “tuğla gibi” ciltlerini baskıya hazırlıyordu. 6.  cildi çıkarmak kısmet olmadı.

Ahmet hapiste 18 yılını tamamlayıp çıktıktan sonra, Beyoğlu’nda Rengahenk diye bir kültür merkezi açmışlardı. Ne güzel kutlamıştık hep birlikte orada Sarkis ustanın yaş gününü. Rengahenk de bir tarih oldu.

Yasemin Gedik, büyük katkı sundu Belge’ye, bir sürü kitabı baskıya hazırlayarak. Bir kitabı yayınlamak ne kadar çok emeğin birleşmesi sonucudur. Görülmeyen emekler.

Matbaa ustalarımızla ne farklı bir diyaloğumuz vardı. ANT’ın sıkıyönetim sonrası çıkan son 1 Mayıs sayısını Mefail usta baskıya hazırlamıştı, matbaada gecelenip çıkmıştı son sayı ve Doğan ve İnci (Özgüden) gönül rahatlığı ile inmişti yer altına.

Mefail usta zaten Piriştine’de dizgi şampiyonu seçilmişti gençliğinde. Ve abisi Hasan usta matbaa makinasından sorumlu. Belge Yayınları bu müthiş ustalarla çıkmıştı yola. Ve kapaklarımızı basan, DİSK’in eski matbaacısı Orhan usta. O da kanserden gitti, Mefail usta gibi. Kurşun ile fazla içli dışlı bedeli!

Ayşe ilk kurucusu Doğan ve İnci Özgüden olan Kitapçılık LTD. şirketinin 1981 karanlık yılında hem yasal hem idari sorumluluğunu gönüllü olarak üstlendiğinde, şirketin tek yasal ortağı olarak kalan Aziz Nesin’e arkada bir oda vermişti. Kış günü, üzerinde atlet bile olmadan egzersiz yapardı Aziz abi arka odada.

Ayşe Nur, Nesin yıllıkları için de Mefail ve Hasan ustayı ayarlamıştı. Aziz Nesin’in alenen taktir ettiği ustalar olmuşlardı, onun bile kaçırdığı tashihleri yakalamıştı Mefail usta.

Ayşe Nur, hayli proleterleştirmişti Aziz Nesin’in oğlu Ahmet’i de diğer genç elemanlarla eş tutup. İnceltmişti resmen. Sonunda annesi Meral hanım (Çelen) telefon açmıştı endişelenip. Ayşe Nur, üniversitede okurken bir yandan da Varlık’ta çalışmıştı Meral Çelen ve Sennur Sezer ile düzeltmen olarak. Yaşar Nabi, sosyolojiden mezun olduktan sonra, Varlık’ta kalıcı olarak çalışmasını istemişti.

Bir nehir söyleşi de Yasemin Gedik ile yapmak lazım, mütevaziliğini kırıp. Corona belası, birçok bela gibi Yasemin’e bulaşmasa olmazdı. Onu atlattı, şimdi de zona illeti ile boğuşuyor. O kadar çok kitabı baskıya hazırladık ki Belge’de Yasemin ile 20 küsür yıl boyunca. Abraham Garis’in “Bote Süryani Köyünde 1915 Mezalimi”ni (Belge Y., ) yazarı ile birlikte baskıya hazırlamak için ta İsveç’e Goteborg’a geldi. Umarım bir teşekkür almıştır! Hovsep Hayreni ile “1915 ve Dersim” (Belge Y. Aralık 2015) tuğla gibi kitabı için harika bir ortak çalışma yürüttü. Keza, Simon Yeremyan’ın “İstanbul 1912 İzlenimleri”nin (Türkçesi: Toros Haşhaşoğlu, Belge Y., Mart 2018) editörlüğünü bir anlamda aile krizine yol açacak bir titizlikte yürüttü.

Soykırımın 100. yılı için hazırlanan birçok kitabı edite etti. Bunlardan bazıları ne yazık ki hala yayınlanamadı. Alev Er başta, kitapları hala yayınlanamayan yazar ve çevirmenlerden, hapislik sırasında ve sonrasında yayınevini emanet ettiğim teknik ekip adına özür dilerim. 2015 yılı programını habire erteledikleri için. Elbette kendi adıma da, yeterince takip edemediğim için. Ne yazık ki, Gülçiçek Günel Tekin’in “Barış Anneleri” adlı kitabı da, bir kenara atıldı. “Özgürleşen Ruhlar”dan (Belge Y. 2014) sonra o çıkacaktı. Ardından, “Taş Çocukları” gelecekti. Ve Günel Tekin’in Hakkari’nin Berçalan ve diğer yaylalarda başlattığı “Seyfo Tanıklıkları” rüyası da gerçekleşemedi.

12 Eylül’ün gencecik siyasi tutsaklarından biriydi Adana’da. İzlerini yaşam boyu taşıdı. 12 Eylül yetmedi, bir de Almanya’nın RAF mensupları için özel olarak inşa edilmiş aşırı izolasyon hapishaneleri ile buluştu. Suçu, siyasal dergi editörlüğü! Evet, orada bile suç olabilir bazen editörlük! Ünlü Düsseldorf davası. 2 hapislik. AİHM, bu davada Alman Hükümeti’ni haksız buldu yıllar sonra.

Özgür Gündem’in hazırlanışına katkı sundu. Sonuç: Ayşe Nur ile 1994 yılı yazında Bayrampaşa Cezaevi’nde buluşma. Neredeyse bütününü yatakta geçirdi nedeni malum sağlık sorunları nedeniyle.

Elbette, her şeyiyle editörlüğünü üstlendiği, YGS Yayınevi’ni es geçmek mümkün değil. Zaten Yasemin Gedik’in titiz editörlüğünden yoksun kalınca bu yayınevi kısa sürede tarihe karıştı. Ara Güler’e ilişkin kitap uluslararası bir ödül aldı (Ara Güler-Retrospektif-Fotojurnalizmde 50 Yıl-Ara Güler, YGS, 1999). Ara Güler kadar zor bir başka yazar, Yalçın Küçük bile hoşnut kaldı Yasemin Gedik’in editörlüğünden.

Yayınevinin ofisi Kadıköy Hacıbekir’in birkaç bina yukarısındaydı. Aynı handa Belge için de ofis tutacaktık. Sultanahmet depo olarak kalsın, yayınevini bu yeni ofisten daha rahat götürürüz diye düşünüyorduk Ayşe Nur ile. Su baskınlarından artık yorgun düşmüştük. Ayşe Nur’un hastalığı patlak verince bu ofis asla açılamadı.

Açık Radyo ülkenin entelektüel açıdan en zengin radyo programlarından biri. Yazıyı onunla sonlandıralım. Sarkis Çerkesoğlu 1998 Kasım’ında Açık Radyo’da, onun insanı yüreğinden vuran “Der Zor” türküsünü seslendirdi. “Der Zor çölleri dikendir geçilmez,/Fırat Nehri suları acıdır; bir tas içilmez”. (*)

Açık Radyo’nun bir başka programı vardı, bunun için, “sivil” kültür programlarına da açılan Harbiye Ordu Evi’nin salonu kiralanmıştı. İlk defa Yunanistanlı ve Türkiyeli Karadenizliler birlikte, kendi ortak ana dillerinde türkü söyleyeceklerdi. Askeriyeden salon kiralamak hayli burjuva naiflikti doğrusu, alınmazlar umut ederim.

Bu konseri izlemek üzere Selanik’ten gelen Yorgo Andreadis havaalanında engellendi ve persona non grata olarak, 28 Şubat yönetimi tarafından sınır dışı edildi. Ve bir Karadenizli başbakandı! (**) Bu yasağın kalkması için aydınların 2004 yılında yaptığı toplu imzaya Karadenizli RTE yanıt bile vermedi.

Bu ertelenen konser bir gün yapılacak. Bir gün mutlaka!

(*) Tehcir Türküleri derlemesi için bak: Prof. Dr. Verjine Svazlian, Türkçesi: Petros Çavikyan, Hayatta Kalan Görgü Tanıklarının Anlattıkları, Belge Y. Kasım 2013. Bu, İsveç’e gitmeden önce çıkardığım son kitaptı. Bunu sağlayan teknik sorumlu Hayati Güngören’e sonsuz teşekkür borçluyum. TKP’nin Ovacık 2018 Belediye Başkan adayı olan Hayati Güngören hala hapis!

(**) Bunun hikayesi için için bak: Yorgo Andreadis, İstenmeyen Adam, Türkçesi: Tanju İzbek, Belge Y. 2005.

 

Ragıp Zarakolu

Ragıp Zarakolu


Etiketler : RAGIP ZARAKOLU,