Sosyal histeri arenası

22 Mar 2020

Sanal lincin ibretlik örneği Justine Sacco vakasını hatırlayan var mı? 2013 sonlarında Güney Afrika’ya gitmek üzere Londra’dan uçağa binerken attığı bir tweet yüzünden hayatı değişen kadını. O sırada büyük bir şirketin halkla ilişkiler müdürü olan Sacco, Heatrow’dan kalkışa geçmeden hemen önce şöyle bir tweet atmıştı: “Afrika’ya gidiyorum. Umarım AIDS kapmam. Şaka yapıyorum, ben bir beyazım!”

Topu topu 170 kişi olan takipçilerinden herhangi bir yorum almadan telefonunu kapatmış ve 11 saatlik uzun bir yolculuğa koyulmuştu. Uçak havadayken, binlerce takipçiye sahip biri tweeti paylaşmış, bir anda sosyal medyada büyük bir tepki dalgası oluşmuştu. Fahişe, ırkçı, aşağılık yaratık gibi sıfatlar uzayda uçuşmuş, çalıştığı şirketin sahibini etiketleyip işten atılmasını talep edenler gırla gitmişti. O kadar ki, #HasJustineLandedYet (#JustineUçaktanİndimi) hashtag’i twitter’da bir numara olmuştu. Uçaktan indiğinde işini kaybetmiş, siber alemin gündeminde bir numaraya yükselmişti.

Sacco, aslında AIDS’in sadece siyahlara bulaştığını düşünen ırkçı kafayı alaya almayı amaçlamıştı, yani sarkazm yapmaya çalışmıştı sadece. Bir söyleşide, espriyi kimsenin düz anlamıyla alacağı aklımın ucuna bile gelmedi, diyecekti. Bir halkla ilişkiler uzmanı bunu söylüyorsa, sosyal medya denen mayın tarlasının ne menem tekinsiz bir mecra olduğunu bir kez daha düşünmekte fayda var.

Her nedense “sosyal medya” diye adlandırdığımız, sosyalliği pek tartışılır olan alem, herkesin değil ama kalabalık bir güruhun elinde sopa ve taşlarla dolaştığı bir mahalle gibi. “Linç” kelimesinin sözlük anlamını hatırlayalım: “Birden çok kimsenin kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak taş, sopa gibi araçlarla döverek öldürmesi” olarak tanımlıyor TDK. En özet şekliyle, kitlesel olarak icra edilen bir yargısız infaz ayini. Burada anahtar faktör, savunma hakkı tanımadan yani yargılamadan mahkum ve infaz etmek.

Pınar Fidan’ın stand up gösterisinin o iki küsur dakikalık kısmının videosu önüme düşüp de izlediğimde benim de tüylerim diken diken oldu. Sonra mantığım Alevi düşmanı bile olsa kimsenin kolay kolay böyle çiğ bir mizah yapamayacağını söyledi; hele okumuş etmiş ve stand up gibi bir işe soyunmuşsa. Azıcık bilgi peşine düşüp kendisnin Alevi olduğunu, tiye aldığı kişinin dayısı olduğunu öğrenince taşlar yerine oturdu. Sarkazm yapmaya çalışıyordu.

Bunun isabetsizliğini savunabilir, bu tür acıların mizaha konu edilmesinin sakıncaları üzerine faydalı bir tartışma başlatabilirsiniz, tabi tartışma niyetiniz varsa. Ama akıl melekeleriniz yerindeyse, tutup devleti, hele başımızdaki gibi bir polis devletini yardıma çağırmazsınız değil mi? Kendiniz de haksız yere hapse kapatılmış, hak hukuk peşinde demokrat kimlikli bir milletvekili iseniz, bunu yapan genç komedyeni “ruh hastası,ırkçı, karakter yoksunu” diye aşağılamanız yetmezmiş gibi ayrıca suç duyurusunda bulunmazsınız?

Mümtaz bir gazetecinin yaptığı gibi, işaret parmağınızla gösterip “Fahişe!” diye haykırdığınızda, gözünü size dikmiş olan kalabalıktan biri cümleyi tamamlamakta gecikmeyecektir: “Vurun kahpeye!” Ardından, diğerleri elinde hazır tuttuğu taşı fırlatacak ve gerisi çorap söküğü gibi gelecektir. Nitekim, Pınar Fidan olayında yaşanan buydu. En sonunda her konuda ağır işleyen hukuk sistemi, durumdan vazife çıkarıp express hizmete geçti; genç komedyen hakkında soruşturma başlattı.

Bu son linç olayında iki temel sorun, yalan yanlış algı ve kullanılan nefret dili. Tepkilerin ezici bir bölümü ısrarla, gösterinin “Alevileri hedef aldığı” argümanına dayandırılıyordu. Bunun doğru olmadığını, Alevilerle değil Alevileri otele sıkıştırıp yakanlarla dalga geçtiğini -beceriksizce veya değil, ayrı konu- anlamak için biraz dikkat ve akıl yeterliydi, ama ona vaktimiz yoktu. Sırada paylaşacak, layklayacak bir dolu şeyimiz bekliyordu. İkincisi, sözde bir nefret söylemini eleştirmek için kullanılan nefret dili ibret vericiydi.

Öte yandan histerik öfkenin bir kısmı gösteriyi canlı izleyenlere yönelikti; nasıl oluyor da hiçbiri tepki vermiyordu? O iki dakikanın dışındaki zaman diliminde bir tepki verilmiş olamaz mı mesela? Veya ordakilerin tepki vermemiş olması aslında tepki verecek bir şeye tanıklık etmedikleri için olabilir mi? Gösterinin iki dakikalık kısmını izleyince duruma, orada bulunup gösteriyi baştan sona izleyenlerden daha fazla hakim hissetme sendromu, yine sosyal medyanın bize verdiği o sahte inanç ve özgüvenle bağlantılı.

Konu geniş ve önemli, devam edeceğiz.

Necati Sönmez


Etiketler : Necati Sönmez,