7 Haziran'ı hatırlarken…

06 Haz 2021

Ne kadar çok borcumuz var bizi bugüne getirenlere, bunun için bedel ödeyenlere... Hamdullah Öğe de onlardan biri. Bir gece yarısı pusuya düşürdüler onu. Acısı yüreğimize çöktü

Arif Mostarlı

33 kurşun sıktılar onun bedenine. Uzun yıllar önce, Özalp’ta kaç kişiyi katlettilerse o kadar kurşun sıktılar Hamdullah’ın üstüne. O gece, Gülbahar (13), Yeter (12), Narin (11), Pervin (9), Havva (6),ve Muhammed Resul’ü (4) babasız bıraktılar. Sabiha’nın da hayat arkadaşını aldılar elinden.

7 Haziran 2015 seçimlerinden 4 gün önceydi. Bingöl’ün Karlıova ilçesinde seçim çalışmaları yürüten HDP’nin seçim minibüsü şoförü Hamdullah Öğe, 3 Haziran gecesi, 21.30 sularında pusuya düşürüldü. Minibüsteki 8 kişiyi yolda tek tek indirdikten sonra, Serpmekaya köyü yakınlarında yol alırken, önce arabaya ateş açıldı. Pusuya çok elverişli bir yerdi orası. Engebeli bir arazi yapısına sahip olan bölgede, Öğe’nin geliş istikametinin rahat bir şekilde görülebileceği, sağ ve sol yanında gizlenmeye müsait kayalıkların bulunduğu, yolun sola doğru kıvrıldığı bir tümseğin tepesinde kurulan pusu alanına yaklaştığında Öğe’nin aracının hızını düşürmek zorunda kalacağını önceden hesap edilmiş olmalıydı.

Katliam planı

Saldırı sonrası olay mahalline ulaşan Öğe’nin akrabalarının karşılaştığı ilk tablo, aracının ön sol lastiği, ön ve sol yanına sıkılan kurşun delikleri oldu. Hamdullah aracın içinde yoktu ve herhangi bir kan lekesi de bulunmuyordu. Farları açık, el freni çekilmiş, kontak anahtarının ise hâlâ üzerinde bulunduğu aracın yaklaşık 100 metre ilerisinde ise Hamdullah’ın kurşunlanmış bedenini buldular. Katiller, neredeyse bütün mermilerini onun gövdesine boşaltmışlardı.

Görgü tanıkları bir taş yığınının içerisinde cansız bedeni bulunan Hamdullah’ın çenesinde ve kolunda kırıklar olduğunu, boyun kısmı başta olmak üzere vücudunun farklı yerlerine onlarca kurşun isabet ettiğini anlatmışlardı.

Aslında büyük ihtimalle, İdris Baluken’in sonradan altını çizeceği gibi aracın dolu olacağı hesaplanmış ve büyük bir katliam planlanmıştı. "Aslında plan, en az 10-20 arkadaşımızın katledilmesi, büyük bir kaos ortamı oluşturulmasıydı” diyordu Baluken.

Olayın olduğu akşam Karlıova’ya giden İnsan Hakları Derneği (İHD) Bingöl Şubesi heyeti, önemli bilgilere ulaştı. İzlenim ve incelemelerini aktaran heyet, seçim arabasının daha önce Erzurum plakalı bir araç tarafından takip edildiğini bildirmişti. İHD tarafından yapılan açıklamada, “İki gün önce Erzurum plakalı (25) mor bir aracın kendilerini takip ettiği bilgisini alan DBP ilçe yöneticilerinden biri Hamdullah Öğe’yle birlikte takip eden aracı tanımak için geri dönüş yapmış, bunu fark eden araç da hızla Erzurum yoluna doğru ilerlemiştir. Söz konusu takip Erzurum Çatak yol ayrımına kadar devam etmiş, ama aradaki mesafe uzun olduğu için aracın plakası alınamamıştır” deniliyordu.

Bu arada, saldırı sonrası failler olabileceği tahmin edilen aracın kaçtığı istikamet olan ilçe merkezinin hem girişinde hem de kent merkezinin içerisinde yer alan Mobese kayıtlarına dair bir bilgi bulunmuyordu.

7 Haziran'a doğru

Elbette konuyla ilgili ciddi bir hukuki süreç işlemedi. Valiliğin açıklaması her zamanki gibiydi: “Olayın fail veya faillerini bulmak ve meydana gelen bu menfur hadiseyi tüm yönleriyle aydınlatmak için güvenlik güçlerimiz çok yönlü olarak araştırma ve soruşturma başlatmış olup…”

Savcılık soruşturması ise dosyaya gizlilik konulması dışında bir milimetre ilerlemedi. Ailenin avukatının “Sanki gizli bir el soruşturmanın yürümesini engelliyor gibi” sözleri aslında gerçeği ifade ediyordu. Aslında gizli bir el de değildi söz konusu olan; pusu yerinde tetiğe basan eller kadar açık ve netti her şey.

Şimdi, geriye dönüp 7 Haziran’ı hatırlarken, Hamdullah ve minibüsünü saymazsak olmaz. "7 Haziran'daki zaferimizi ona adayacağız" demişti Demirtaş. Gerçekten de o gece sevinçle birbirine sarılan milyonlarca insan, ona ve onun gibi isimsiz kahramanlara ne kadar çok şey borçlu. 

*****************

Ömürleri zulümle geçti

Bu olay, Öğe ailesinin uğradığı ilk saldırı değildi. Hamdullah Öğe’nin babası Selahattin Öğe de, 2001’de kar maskeli kişilerce kaçırılıp işkence edildikten öldü diye yol kenarına atılmış, bu olayla ilgili açılan davada ise bütün görevliler beraat ettirilmişti. Beraat kararının hemen ardından ise (2004) adeta kutlamak için köye yeniden baskın yapılmış, önce kimliği meçhul 8 kişi Selahattin Öğe’ye ait eve girmek istemiş evdekilerin direnmesi üzerine bu kez sabaha karşı 05.00 sıralarında Karlıova Jandarma Yüzbaşısı komutasında 65-70 araçtan oluşan bir konvoyla yeniden gelinmişti. O dönemde Diyarbakır İHD şube başkanı olan Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu heyetin raporuna göre, asker ve korucular bütün evleri ararken Hamdullah Öğe dâhil birçok kişiyi dövmüşlerdi.

Arif Mostarlı

Arif Mostarlı


Etiketler : Arif Mostarlı,