AİHM kararının ekonomik boyutu

25 Ara 2020

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 4 yıldır cezaevinde tutulan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş hakkında derhal serbest bırakılması kararını verdi. Konuyla ilgili yanıt için gözler Adalet Bakanlığı’na çevrilmişken ilk açıklama AKP sözcüsü Ömer Çelik, ardından da Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Cumhurbaşkanı’ndan gelen “Bu terör yanlısı açıklama bizi bağlamaz” yanıtı, Demirtaş’ın çok da kolay bırakılmayacağını gösteriyor. Bu da tutukluluğun siyasi olduğunu sabitliyor.

AİHM kararın tam da Avrupa Birliği’nin 7 Aralık’taki Ankara’ya yaptırım toplantısı sonrasına denk gelmesi ile Türkiye’ye Mart ayına kadar tanınan zamanın daha da kritik bir hal alacağını işaret ediyor! Kararın uygulanmaması ve AİHM’e yönelik “terörist yanlısı karar” söyleminin nasıl bir sonuç doğuracağına gelince…

Bu kararın ilk yol açacağı en büyük olumsuzluk, tam da hukuki kurumlar, TÜİK, Merkez Bankası başta olmak üzere kurumsal bağımsızlığın sorgulandığı ve güven yitiminin en üst düzeyde yaşandığı bir süreçte ortaya çıkması.

Avrupa sermayesi, şüphesiz Türkiye’nin demokratik ya da özgürlükçü olup olmadığı meselesiyle ilgilenmez. Ancak onlar da bir sorun yaşadığında hukukun sağlıklı bir şekilde, sistemin doğru bir şekilde işleyip işlemediğini dikkate alır. Çünkü, kendisini doğrudan ilgilendirir. Ankara’nın üyesi olmaya çalıştığı AB’ye gelince, temel organlarından birinin kararını hiçe sayılmasını, Birlik sistemine yönelik büyük bir tehdit olarak göreceği için sıra dışı yaklaşacak. Bu belki bir ekonomik ambargo olmaz ama AB yönetimi, kendi temel organlarından birinin kararını uygulamayan bir aday üyeye, ‘Akdeniz Krizi’, mülteci meselesinden sonra daha katı davranma yoluna başvurabilir; birçok hibe, yardım, teşviki askıya alabilir. Bir domino etkisi yaşanabilir. Birçok yatırım iptal edilebilir…

En az ücretlendirme sahnesi…

Ekonomik kriz ve pandemi sürecinde asgari ücret görüşmeleri son dönemeçte. Tartışma TÜİK’in verileri ile alevlendi. Bağımsızlığı ve güvenirliliği son dönemde en çok tartışılan TÜİK’ten asgari ücret için gelen 2 bin 792.10 TL önerisi yoğun tartışmalara ve tepkilere yol açtı. TÜİK ise “asgari ücreti ben belirlemiyorum” yanıtını verdi. Doğru, ama bir doğru da hükümetin TÜİK verisini esas aldığıdır. Almazsa kendi kurumunu boşa çıkarmış olacak. Ki asgari ücret belirleme komisyonunun da üyesi.

Şimdi geçen yıl yani 2019’a dönüp bakıyoruz… Ne olmuş?

2020 için DİSK, “net asgari ücret 3 bin 200 olmalı”; Türk-İş ise “Yaşam maliyeti 2 bin 578 lira, (bunun) altında hiçbir şeyi konuşmayız” demiş. Sonra üç işçi örgütü ilk kez ortaklaşarak, Türk-İş’in rakamını talep etmeye karar vermişler. İşveren örgütü TİSK’e gelince; “2020-2021 hedeflerini dikkate almadan bir rakam söylemek çok mümkün değil” demişti. Hükümet ise bir kişinin asgari harcama miktarını hesaplayacak olan TÜİK’i bekliyordu. TÜİK rakamı açıkladı: Bir çalışanın ortalama gideri ağır işlerde 2.331, ortalama 2 bin 88, hafif işlerdekinin ise bin 940 lira. TİSK, hemen tutum belirledi: “en fazla yüzde 12 artabilir” diyor. Ama bir şartla: 100 TL’sini devlet verecek. Yani? Mevcut asgari ücrettin (bin 860 TL) yüzde 12 artışı, 223 lira ediyor. Çıkan ne oldu: 2 bin 324.

Ha unutmadan 2019 yılı Asgari ücret net 2 bin 324,71 TL olarak belirlenmişti. TÜİK 2018 yılında 2019 yılı için 2 bin 213,40 TL önerisi yapmıştı, Bugün DİSK 3 bin 800 TL istiyor. Kasım 2020 itibariyle 4 kişilik bir aile için açlık sınırı 2 bin 516 TL’ye, yoksulluk sınırı ise 8 bin 197 TL’ye çıkmış durumda. Hükümet’in 2020 enflasyon hedefi yüzde 9.4 ve işçi sendikalarının gücü ortada. Sizce sonuç ne olur? Bir de pandemiyi ekleyin!! TÜİK gibi mi olur?

Asgari ücretli soruyor: “TÜİK elini vicdanına koysun, kendi çalışanına en düşük ne kadar maaş veriyor?”

Emekli, asgari; asgari dolar peşinde!

Asgari ücret, adalet ve kalkınmanın turnusol kağıdı haline geldi.

Çalışanların yüzde 45’i asgari ücretlilerden (Avrupa’da yüzde 8-15 arasında) oluşuyor; pandemi sürecinde fiili durum yüzde 50’yi açtı. Sayıları 7 ile 10 milyon arasında, aileleriyle birlikte 25 milyonu bulan büyük bir çoğunluk. Yüzde 90’ı örgütsüz. Ancak onlardan da kötü durumda olan bir kesim var: Asgari ücret üzerinden emekli olanlar. Azımsanmayacak bir oranda. Bunun da nedeni çalışırken asgari ücret üzerinden gösterilmiş olmaları. AKP hükümetinin uygulamaları ile asgari ücret ile çalışanlar için emekli olmak daha büyük bir kabus haline geliyor. Yeni bir emekli şanslı ise 1.500 TL ancak eline geçebiliyor. Geçin geçinebilirsen! Geçen yıl asgari ücret çalışmaları başlarken, dolar, 5.73 TL idi. Bugün ise 2021 yılı için asgari ücret görüşmeler başlarken, dolar kuru 7.73 TL. Bir yılda 2 TL değer kazanmış. Hani hükümet, temel girdi olan doğalgaz, elektrik, benzine doğrudan etki etki eden doları kullanmayacaktı, TL ile iş yapacaktı?

Hüseyin Deniz

Hüseyin Deniz


Etiketler : Hüseyin Deniz,