Anadil tanınmazsa varlık da tanınmaz

23 Nis 2021

Türkiye'de Türkçe'den başka dillerin anadil olarak öğretilemeyeceğini söyleyen Bakan Selçuk'a tepkiler sürüyor. Kürt Araştırmalar Derneği Eşbaşkanı Subaşı, "Kürtlerin anadilinin tanınmaması varlığının da tanınmadığı anlamına gelir" dedi

Toplumsal kimliklerin en önemli unsurlarından biri olan anadiller, iletişim, sosyal entegrasyon, paylaşım ve eğitim alanlarında belirli bir toplumun yapı taşlarından birini oluşturuyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre, 15. yüzyıldan itibaren konuşulan 15 bin dilin yarısından fazlası, savaşlar, soykırım, yasaklamalar ve asimilasyon politikaları nedeniyle yok oldu. Bugün dünyada farklı lehçelerin kullanımı ile birlikte yaklaşık 7 bin dil kullanılmakta, bu dillerden yaklaşık 2 bin 500’ü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar bu tehlikeye karşı "anadilde eğitim" çağrısı yaparken, ülkeyi yönetenler halen tek dilli eğitim sisteminde ısrar ediyor. 

 

En son Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Siirt Milletvekili Sıdık Taş'ın anadilde eğitime ilişkin verdiği soru önergesine, “Türkçe’den başka hiçbir dil, eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemez” yanıtı verdi. 

 

Ötekileştirme, asimilasyon

 

Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İstanbul 1 Nolu Şube Başkanı Mesut Mike, ülkedeki eğitim anlayışının tekçi, ırkçı ve cinsiyetçi olduğunu belirtti. Ülke Anayasa'nın asimilasyon, ötekileştirme ve yok sayma üzerinden hazırlandığının altını çizen Mike, "Bakanın açıklaması ülkedeki tüm çocukları Türk varsaydığının göstergesidir. Anayasa’da Türk olan çocuklardan bahsetmiş ama Türk olmayan çocuklara hangi dilde eğitim vereceğiz. 'Biz Türk olmayan çocuklara da Türkçe eğitimini vereceğiz' derseniz bu ötekileştirmenin, asimilasyoncu yaklaşımın, yok saymanın itirafıdır" diye belirtti. 

 

Hasta bir zihniyet

 

Anadilde eğitimi “bölücülük” olarak görenlerin hasta bir zihniyete sahip olduğunu belirten Mike, bir an önce bu zihniyetten vazgeçilmesi gerektiğini belirtti. Anadilde eğitim konusunun artık kaçınılmaz bir gerçeklik olduğunun altını çizen Mike, "Bu sorun toplumun her kesimi tarafından tartışılması gerekiyor. Hem Kürt halkının talebi açısından hem de demokratik sistemi inşa etme temelinde cevap olmak zorundayız. Zor bir sürecin içerisindeyiz ama bu zor süreci aşmak da hepimizin görevi. Bu konuda Bakanların adım atması, görevlerini ve sorumlulukları yerine getirmesi gerek” diye belirtti. 

 

Demokrasiden söz edilemez

 

Komeleya Lêkolînên Kurdî (Kürt Araştırmaları Derneği) Eşbaşkanı Eyüp Subaşı da, Türkçe’den başka bir dili kabul etmeyen Anayasa’yı eleştirerek değerlendirmesine başladı. Asıl sorunun Anayasa olduğuna dikkat çeken Subaşı, ülkedeki Anayasa’nın, asimilasyon politikaları üzerine kurulu olduğunu söyledi. Subaşı, “Asimilasyon politikasını, Kürtleri Türkleştirmek için uyguluyorlar. Amaçları bu anlayışı yaşama geçirmektir. Bugün de asimilasyon politikaları devam ediyor. Kürt halkı kendi kimliği ile yaşamak ve tanınmak istiyor. Kürtlerin anadilinin tanınmaması o zaman varlığının da tanınmadığı anlamına gelir. Kürt varlığının tanınmadığı bir yerde ise demokrasiden söz edilmez” dedi. 

 

Kürt halkına anadiline sahip çıkma çağrısında bulunan Subaşı, bunun ise eğitimle olabildiğini söyledi.

MA- İSTANBUL


Etiketler : milli eğitim bakanı ziya selçuk, Anadilde eğitim, Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümleri ile Kürt Araştırmaları Enstitüsü, KÜRTÇE,