Asgari ücret, asgari yaşam!

04 Ara 2020

2020’nin başında umduklarımız ile bitimine bir ay kala bulduklarımız hiçbir zaman tezahür edemediğimiz gelişmelere tanık oldu. Birinci dalga ile neredeyse dalga geçmemiz sonucu ikinci dalgadan yediğimiz sağ kroşe ile sersemlemiş vaziyetteyiz. Bu kroşenin birçok kesimde hasar yarattığı kesin. Kimileri hayatından oldu, kimileri işinden oldu, kimileri iflas etti, kimileri haciz yedi. Kimilerinin düzeni alt üst oldu. Şüphesiz ki en olumsuz etkilenenler yine de yoksullar, emekliler, düşük ücretle çalışanlar, kadınlar oldu. Ya asgari ücrete talim ettiler, ya geçici çalışma denilen karın tokluğuna çalışır oldular ya da işsiz kaldılar.

“Durum iyiye gidiyor” estirmeleriyle bu noktaya geldik.

İşsizlik gerilemedi, üretim, istihdam artmadı, borçlar azalmadı, cari açık küçülmedi, enflasyon düşmedi, fiyatlar aldı başını gitti. En son haberi ve en iyimser rakamı söyleyelim. İstanbul Ticaret Odası fiyat araştırmasına göre, Kasım’da enflasyon yüzde 14.07 arttı. Döviz durdurulamıyor. Dolar. 7.86’dan, euro 9.51’den işlem görüyor.

Bu şartlar altında 2021’in asgari ücretinin belirlenmesi görüşmeleri Cuma günü başlıyor.

En son asgari ücret 2 bin 943, neti de 2 bin 324 TL idi. Şimdi gözler burada. Milyonlarca çalışanın geleceği, daha doğrusu karın tokluğuna ne oranda ve ne sürede çalışmaya devam edip etmeyeceği bu görüşmelere bağlı. Unutmadan, asgari ücretin yanı sıra asgari ücretin altında maaş olan 4 milyon emeklinin geleceği de, toplu iş görüşmelerindeki artışlar da buna bağlı. Devletin en sağlam vergi kaynağı olduğuna göre, bu görüşmelerden çalışanların lehine bir karar çıkması mümkün mü?

Bir diğer ifade ile asgari ücret, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması olarak adlandırılan açlık sınırında mı olacak? Eğer böyle olursa bu Türk-İş’in Kasım ayı açlık sınırı harcaması 2.516,67 TL civarında olacak demektir.

İlk tabloya göre asgari ücretler dolara vurulduğunda asgari ücretlinin alım gücü 21.0 dolar (yani 145.5 TL) azalmış.

İkinci tabloda ise asgari ücretlinin lehine 9 dolarlık bir artış söz konusu. Ancak bugüne geldiğimizde yani 3 Aralık 2020 günlü dolar kuru olan 7.85’e göre asgari ücretin döviz karşılığı 296 dolar ediyor. Bu durumda asgari ücretlinin eline geçen 2019’un da gerisine düşmüş durumda.

Peki ne olacak?

Eğer Türk-İş’in açıkladığı açlık sınırı düzeyine çıkarılırsa yani bugünkü kurla hesaplanırsa, asgari ücret 320 dolar ediyor. Bu durumda ise Ocak 2020’deki asgari ücretin 71 dolar gerisine düşmüş oluyoruz. Ocak 2020’deki dövizli alım gücüne ulaşmak için asgari ücretin en az 3 bin 73 TL olarak belirlenmesi gerekiyor.

Mevcut durum çok da iyimser bir tablo çizmiyor. Çünkü enflasyon rakamı Merkez Bankası’nın yıl sonu hedeflemesine bağlanırsa asgari ücretli için durum daha da sıkıntılı olacak. Çünkü Merkez Bankası’nın 2021 yılı enflasyon hedefine yüzde 9.4. Bu durumda brüt asgari ücret 3 bin 299 liraya, net asgari ücret 2 bin 542 liraya yükselebilir. Bunun da bugünkü döviz kuruyla ifadesi 323.41 dolardır. Bu pandemi sürecinin de darbelediği ekonomik kriz ortamında fedakarlığın yine çalışandan isteneceği gün gibi açık… Üstelik, sendikal hareket bu kadar güçsüz, işsizlik almış başını gidiyor iken, yabancı işçi sayısı giderek artarken, her türlü hak talebi yoğun baskılarla karşılanırken sizce ne olabilir?

3.çeyrek havası ve yüzde 70 indirim

Hazine ve Maliye Bakanı’nın istifası, ardından Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınması, reform açıklamaları ve 3. çeyrekte kredi dağıtımı etkisiyle ekonomide yüzde 6.7’lik büyüme rüzgarı geldi. Bu sonuçla avantajı sürdürmek için Hazine ve Maliye Bakanı ile Adalet Bakanı nabız almak için görüşmelere başladı. Sıkıntılar, talepler, reform beklentileri ölçülecek ona göre bir yol belirlenecek. Ancak hükümet hangi kuruluşların görüşlerinin dinleyeceğini açıklamış değil. Önemli mi? Elbette. Ancak daha da önemlisi, hükümet gerçekten farklı görüşler ihtiyaç duyuyor mu? Son Arınç olayı bunun toplumda yaratacağı muhtemel etkiyi tuzla buz etti. Kanal İstanbul meselesi bile tek başına bunu ortaya koymaya yeter.

Aynen şu sıralar vitrinlerde gördüğümüz yüzde 70-80 indirimi gibi. Herkes de biliyor ki, bir mal yüzde 70 indirimle satılamaz. Zarar demektir. Fiyatlar önce en az yüzde 50 şişirilir sonra yüzde 70 düşürülür. TESK Başkanı, “yüzde 80 indirim olamaz” diye çıkışmıştı. Haklı! Üstteki politika neyse alttaki de o…

Hüseyin Deniz

Hüseyin Deniz


Etiketler : Hüseyin Deniz,