Askeri cezaevinde işkenceye haksız tahrik indirimi

17 Eyl 2018

Enver Aydemir, başı devletle beladan kurtulmayan vicdani retçilerden. İnancı nedeniyle askerlik yapmayı reddeden Aydemir, onlarca kez gözaltı ve tutuklama yaşamış bir isim. Diğer yandan vicdani ret nedeniyle karşı karşıya kaldığı davalar halen birbirini kovalıyor.

Unutulmayacak olanlardan bir tanesi, sekiz sene öncesinden… Eskişehir’de tutuklandığı zamanlardan bir zaman, kendisine destek vermek için basın açıklaması yapanlara “halkı askerlikten soğuttukları” iddiasıyla dava açılmıştı. Altı aydan 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan sanıklar için hazırlanan iddianamede, “Herkes bebek doğar” sloganı suç delili olarak yer almıştı. Sanıklar mahkeme heyetinden ‘herkesin bebek doğduğuna’ ilişkin bilirkişi raporu talep edince mahkeme heyeti, “çocukların nasıl doğduklarının hâkimler tarafından bilinmesi” nedeniyle bu talebi reddetmişti. Bu trajikomik durum tutanaklara, “Kadın doğum uzmanı bilirkişinin atanması talebi çocukların doğum anında nasıl doğdukları hâkimler tarafından bilindiğinden reddine” sözleriyle geçmişti.

Bir diğer dava ise, Enver Aydemir’in Maltepe Askeri Cezaevi’nde müdür ile nöbetçi astsubayın işkence ve kötü muamele etmesinin ardından açılanlardan… Avukatı Davut Erkan’ın verdiği bilgiye göre söz konusu davada, tam dokuz sene sonra karar çıktı. Sanık avukatı savunmasında, cezaevinde yaşanan olayı, “Sürekli zorluk çıkarması nedeniyle müvekkilin nasihatlarda bulunması üzerine tahrik edici konuşma ve davranışlarda bulunmuş, müvekkil de görevi gereği ve katılanın söz ve davranışları üzerine kapıya iteklemesinden ibaret eylemde bulunmuştur” şeklinde açıkladı. Yani cezaevi müdürünün görevleri arasında kötü muamele ve işkence olabileceği avukat tarafından da tutanaklara geçecek şekilde teyit edilmiş oldu.

Mahkeme heyeti, Aydemir’in maruz kaldığı kötü muamelenin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olduğunu belirterek, dava kapsamında yargılanan sanıklara verdiği cezayı, “iyi hal” ve “haksız tahrik” indirimleri ile para cezasına çevirdi. Kararda, “Sanıkların eylemlerini katılanın taşkın ve saldırgan söz ve hareketleri nedeniyle kaldıkları haksız tahrik altında işledikleri anlaşıldığından” denildi ve sanıklar böylece basit yaralama suçundan para cezasına çarptırıldı.

Aydemir’in askeri cezaevinde başına gelenler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) de taşındı. AİHM, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ndeki (AİHS) işkence ve kötü muameleyi yasaklayan üçüncü maddeyi ihlal ettiği gerekçesiyle 18 bin euro tazminat ödemeye mâhkum etti. Türkiye’de yerel mahkemenin verdiği kararın ise daha temyiz aşaması var.

Burada mevzunun Enver Aydemir’in cezaevinde maruz kaldıklarından fazlası olduğunu yani pek tabii resmin daha büyük olduğunu söylemeden olmaz. Mevzunun başlangıcı vicdani ret hakkının Türkiye’de tanınmamasından ileri geliyor. Mahkemelerin vicdani retçilere yönelik muameleleri cezasız bırakması da bu tanımamazlığın bir parçası… Bugünün Türkiyesinde vicdani ret hakkında konuşmak “lüks” görülebilir ancak konunun görmezden gelinmesi vicdani retçilerin var olmadığı anlamına gelmiyor. Diğer taraftan, yasal düzenleme olmaması vicdani ret hakkının olmadığı anlamına da gelmiyor. Vicdani ret hakkı, Türkiye’nin taraf olduğu AİHS ve Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nde düzenlenen din ve vicdan özgürlüğünün koruması altında bulunuyor. Türkiye’deki vicdani retçiler yıllardır sadece ve sadece ellerindeki hakkı kullanabilmek istiyor.

Burcu Karakaş

Burcu Karakaş


Etiketler :