Aynı ruh hali

23 Haz 2021

Geçtiğimiz hafta İzmir’de HDP'ye yönelik silahlı saldırı sonucunda Deniz Poyraz’ın ölümü hepimizi çok derinden yaraladı. Özellikle 90’ları yaşayanlar, 90’ların tüm acılarına şahitlik etmiş insan hakları savunucuları sanırım hepsi aynı ruh haline girdiler.

Gencecik bir kadın sırf Kürt olduğu için ve HDP’li olduğu için ırkçı ve faşist bir cinayete kurban gitti. Bu suikastler birbirine çok benzer. Suikastlerde kullanılan insanlar da ya kişilik bozukluğu ya anksiyete gibi birtakım rahatsızlıkları olduğu iddia edilen insanlardan seçilir. Hatta eylem öncesi bu insanlara raporlar alınır ki bu raporlar mahkemede kullanılabilsin.

Ve öğreniyoruz ki Deniz Poyraz’a suikastta bulunan ırkçı katil de geçtiğimiz yılın sonunda İzmir’de devlet hastanesinden anksiyete bozukluğu raporu almış. Bu kişi aslında sıradan bir kişi değil. Bir hastane görevlisiyken, Suriye’ye gitmiş, savaşmış ve devlete ait olduğu bilinen silahlarla pozlar vermiş biridir.

Sosyal medyada “görev dönüşü” yazılı fotoğraflar ve özellikle Kürtlere yönelik ırkçı paylaşımlarda bulunmuş. Burada yargının nasıl tek taraflı çalıştığını da bir kez daha görüyoruz. Bizlerin barışçıl amaçla yaptığımız sosyal medya paylaşımlarına derhal soruşturma açan hatta insanları tutuklayan yargı bu ırkçı katilin paylaşımlarına soruşturma başlatmamış.

Aslında bu tarz cinayetler Teşkîlât-ı Mahsûsa geleneğidir. Şunu unutmayalım ki 1915 Soykırımı’nı gerçekleştiren siyasi ideolojinin sahibi olan İttihat ve Terakki  Cemiyeti’nin de tetikçi örgütü Teşkîlât-ı Mahsûsa bu gibi tiplerden oluşturulmuştu. Teşkîlât-ı Mahsûsa, tetikçi olarak kullandığı insanları cezaevinden çıkartırdı. Katilin tipolojisi de aslında Teşkîlât-ı Mahsûsa geleneğinin devam ettiğinin çok açık bir göstergesidir.

Bu cinayet beni 2001 yılına götürdü. 2001 yılında HADEP’e giren silahlı saldırgan bir kişiyi yaralamış ve kaçmıştı. Bu olayın ardından insan hakları savunucuları olarak HADEP’in Şişli’de bulunan merkez binasını ziyarete gitmiştik. Dönüp İHD’ye geldiğimizde aramızda konuşuyorduk, acaba bizim derneğe de gelirler mi diye. Yiyecek bir şeyler söylemiştik ve onun gelmesini beklerken kapı çalındı.

Biz yiyeceklerimizin geldiğini düşünürken birden, bir silahlı saldırgan ateş etmeye başladı. Bu tarihe kadar özellikle bana ölüm tehditleri içeren imzalı mektuplar geliyordu. Saldırgan geldiğinde hemen o kişinin bunu yapmış olduğunu düşündüm. 

Saldırgan etrafa ateş açarak herkesin yere yatmasını istedi. Biz yönetim odasına gizlendik ve iki arkadaşımız ayaklarıyla kapıyı tuttular ve tam kapının önüne geldiğinde saldırganın silahı tutukluk yaptı. O sırada mutfağa saklanmış olan ve geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz çok sevdiğim arkadaşım Şaban Dayanan saldırganı yakaladı ve silahını elinden aldı.

Ve biz polisi çağırdık. Polisler geldiğinde Zeki Genç isimli saldırganı yakaladıklarında Deniz Poyraz’ı öldüren ırkçı katile gösterdikleri şefkati gösterdiler. Saldırganın kollarına girerek derneğimizden çıkardılar. Ve ardından bu şahsı tutukladılar.

Yalnız Kurt’un kendisi olduğunu açıkladı ve derneğimize gelirken amacının yalnızca bana bir Türk bayrağı hediye etmek olduğunu söyledi. Tutuklu olarak yargılandığı davada bir sonraki celse gelmeden önce bir gördük ki "mahkemede yanlışlıkla yazılan bir tahliye yazısıyla" Zeki Genç tahliye edildi.

Zeki Genç’in tipolojisiyle Deniz Poyraz’ı öldüren katilin tipolojisi birbirinin aynısıdır. İkisi de birer Teşkîlât-ı Mahsûsa tetikçisi…

Eren Keskin

Eren Keskin


Etiketler : İHD Eş Genel Başkanı Eren Keskin, Eren Keskin,