'Benim vicdanım var komutan'

01 Haz 2021

Vahap Işıklı

Gündemi çokça değişen ülke nazarında bakılınca, hafıza tazelemenin önem arz ettiğini kabul etmek gerek. Zira her an değişen gündeme uygun algı operasyonları falan derken, unutulan akşam yemeğini bırakın, beş dakika öncesini unutan bir toplum hali mevcut.

Buna karşın anbean değişen gündem ve hızından hiçbir şey kaybetmeyen doğa talanı.

Elbette bir yerde değil, birçok yerde, birçok yönü arz eden talan meseleleri.

İlki Van’ın Gürpınar ilçesinin Yurtbaşı köyünde yaşanan talan meselesi. Doğrusu görüntülerin sosyal medyada yayılmasıyla beraber durumu bilmeyenler, meseleyi çatışma sanmıştı. Sonradan yaşananın mermer ocağına karşı direnen köylülere müdahale olduğu durumu öğrenildi. Duyarlılık amacıyla binlerce insan tarafından paylaşılan görüntülerin altına gelen yorumlardan tartışmalara kadar tekrardan talana karşı mücadelenin yine sınırları olduğunu gösterdi.

Doğrusu yaşanan müdahalenin bu kadar sert olacağına inanmak istemeyen kimi çevreler vicdan rahatlatırcasına yorumlarda bulunmaktalar. Mesela kurşunların havaya sıkıldığı, ya da kurşunların plastik olduğu ya da doğa talanı var diyorsunuz ama ortada hiç ağaç yok diyenler falan liste uzayıp gidiyor.

Buna karşın meselenin özü ise şu: 2003 yılında Dimer A.Ş. tarafından ruhsatlandırılarak başlanan mermer ocağı şantiyesi çok geçmeden, köylülerin itirazlarıyla beraber, şirketle bir çatışma yaratmış. Şirket çalışanları ve köylüler ile çıkan kavgada bir köylü yaralanmış ve şirket maden ocağından vazgeçip bırakmış. Tabii, bu durum alanı kurtarmaya yetmiyor, ilgili yetkililer tarafından alan önce hazine alanı oluyor, sonrasında maden alanıdır diye ilan edilerek tekrardan ihale ediliyor. Saray A.Ş. tarafından 2020’de ihale durumu sonucunda, şirket maden ocağı çalışmalarına başlıyor, haliyle köylüler yine kabul etmiyor. Geçtiğimiz bayram öncesi köye gelen şirket yetkilileri, güvenlik korucuları ve jandarma derken, iş makinasının başındaki operatör: “Ben bunu yapamam komutan, çünkü benim vicdanım var” diyor. Buna karşın, bayramdan sonra gelineceğini ve alanın mutlaka maden ocağı şantiyesine çevrileceği söyleniyor. Kısacası bayramdan sonra yani birkaç gün önce şirket yetkilileri, güvenlik korucuları, jandarma köye giderek önce ahırları yıkıyorlar, sonra da köylüler kabul etmeyince yaşanan müdahale gündem oldu. Yaşanan müdahalenin yanında, hırsızın hiç suçu yok demeye getiren bir iddia dolaşmış oldu. Şirketin bölgeden doğru yaydığı iddiaya göre köylülerden işçi alınarak ya da yapılacak yeni projelerden mağduriyetin karşılanacağı ve bir kısım para üzerinde anlaşılamadığı için böylesi bir mesele yaşandığı ortaya atıldı.

Buna karşın, sosyal medyada tepkiler gündem olunca, kaymakamlık bir komisyon kurdurup alana gitmesiyle, mermer ocağının kurulacağı alan itibarıyla halk sağlığı açısından tehlikeli olduğunu kamuoyuna açıkladı. Buna karşın elbette ne olacağı konusu, zamana bırakılmış bir mesele.

Fakat bu süreç içinde yaşananların değişen zaman algısına, talancının hızına rağmen var olan zemin/zihniyet iken bölgeye dair değişmeyen bakış açısı her seferinde kendini tekrar ettirmektedir. Mesele hafıza demiştik, 2020 Temmuz ayından beri Cudi’de ağaç kesimleri devam etmekte, son ulaşılan bir kısım hesaplamaya göre günlük 400 ton ağaç kesimi yapılmakta. Ve mesele hafıza iken Amazon’da bir ağaç için ses olmak derken, Cudi’deki ağaç için aynı duyarlılık seviyesi yakalanmıyor ya da duyarlı kesimlerin -sınırların- izin verdiği ölçüde duyarlılığı meselesi var.

Hal buyken İkizdere’den Van/Gürpınar’a sonrasında Cudi’ye talan devam ediyor, talanın sınır tanımazlığına karşın, sınırlara, alanlara bağlı duyarlılık yarışır vaziyette...

Vahap Işıklı

Vahap Işıklı


Etiketler : Vahap Işıklı,