Bingöl ekolojik çöküşte

21 Eki 2021

Baraj ve HES’ler, Bingöl’ü ekolojik yıkıma götürürken, KAYY-DER Eşbaşkanı Ahmet Tüzün, Karacehennem’deki ağaç kesimlerinin ise ‘insansızlaştırma’ politikasının bir parçası olduğunu söyledi

Bingöl’de 90’lı yıllardan itibaren inşa edilen baraj ve Hidroelektrik Santralleri (HES) ile kent, ekolojik çöküşün eşiğine getirilirken, tarım alanlarının büyük bir bölümü sular altında bırakıldı. 7 baraj ve 6 HES’in bulunduğu bölgede, son dönemlerde çıkan orman yangınları da yeşil alanların yok olmasına neden olurken, “Bingöl’ün oksijen deposu” olarak tanımlanan Karacehennem Ormanları’nda “güvenlik” gerekçesiyle başlatılan ağaç kesimi ise yaklaşık 3 haftadır devam ediyor. 

Gerekçe aynı: güvenlik

 MA’dan Cengiz Özbasar’ın haberine göre, bölgedeki ağaç kesimlerinin insansızlaştırma politikalarının bir versiyonu olduğunu ifade eden Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER) Eşbaşkanı Ahmet Tüzün, “Bölgemiz ormanları kendiliğinden oluşur, bu da yılları alır. Ekosistemin bir ürünüdür. Kimsenin orman olsun diyerek diktiği alanlar değildir” dedi. Karacehennem Ormanlarında devam eden 35 hektarlık alandaki ağaç kesimlerinin, Jandarmaya göre “güvenlik gerekçesi”, Orman Müdürlüğü’ne göre ise “gençleştirme çalışması” adı altında sürdüğünü belirten Tüzün, “Sığınılacak en kolay sihirli sözcüğü bulmuşlar ve bu söz ile yapılamayacak her şeyi yapılır hale getirmişlerdir. Bölgemiz insanına reva görülen bu kırımları kınıyoruz. İnsanoğlunun unuttuğu bir şey var. Doğanın sana ihtiyacı yok, senin doğaya ihtiyacın var. O yok olunca sen de yok olacaksın” diye konuştu.

Koruculuğa mecbur bırakılıyorlar

Bingöl’de “ekolojik kırım” yaşandığını ve kentin doğasına yönelik tahribatın siyasi tercih olduğunu belirten Tüzün, özellikle bölge kentlerinde, barajların ekosisteme vereceği zararlar göz ardı edilerek, yeni baraj inşaatları ve HES’lerin yapımının sürdüğünü ifade etti. Barajların yapıldığı bölgelerde, iklim değişikliklerinin yaşandığının altını çizen Tüzün, “İklim ılımlaşıyor ve ciddi anlamda nem görülmeye başlıyor. Su tutumu nedeniyle nehirlerin ekosistemi bozuluyor. Balık popülasyonu değişiyor. Bölgemizde susuzluk baş göstermeye başladı. Yüksek köylerde su sıkıntısı yaşanıyor ve sondaj ile su çıkarılıyor. Üzerine bir de küresel iklim krizi eklenince, doğal cennet olan bölgemizde tehlike çanları çalmaya başladı” dedi. Bölgenin temel geçim kaynağı olan tarım ve hayvancılığın da bitirildiğini söyleyen Tüzün, “Bu tarz projelerle yöre insanı ekmeğe muhtaç bırakılıyor. Bu nedenle insanlar ya korucu olarak çalıştırılıyor ya da sosyal yardım adı altında insanları besleyerek kendilerine bağımlı kılınıyor” ifadelerini kullandı.

Şirketler ÇED’le oynuyor

Bingöl’de yaşanan bir diğer sorunun ise, maden şirketlerine, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu almadan, Valilik izni ile maden arama ruhsatları verilmesi olduğunu dile getiren Tüzün, söz konusu durumu, canlıların yaşam alanını tanımayan “atanmış” kişilerin, bölgeye verdikleri en büyük zararlardan biri olarak nitelendirdi. Tüzün, “ÇED raporunun en önemli maddesi, yapılacak işin öncesinde bölgede yaşayan insanların rızasının alınmış olmasıdır. ÇED olmadan yapılan maden çalışmalarına itiraz ediyoruz ve yürütme maden çalışmalarını durdurma kararı alıyor. Ancak aynı şirket bu kez başka bir bölgede ÇED raporu çıkararak, maden arama çalışmalarına başlıyor” diyerek yaşanan sürece tepki gösterdi.

Her yıl av ihalesi açılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kentte av ihalelerini açtığına da değinen Tüzün, kaçak avcıların bölgede “cirit attığını”, devletin ise, imzaladığı Bern Sözleşmesini ihlal ederek, korunması gereken yaban hayvanların başında gelen çengel boynuzlu dağ keçisi ve yaban keçisi ile kuş türlerinin avlanmasına müsaade ettiğini söyledi. “Avcılığın spor olmaktan çıkarılması gerektiğini ve bunun bir cinayet olduğunu buradan yineliyoruz” diyen Tüzün, 2020 yılında Bingöl Barosuyla yaptıkları iş birliği ile av ihalesine karşı açtıkları davada, yürütmeyi durdurma kararı alındığını ancak ihalenin her yıl yeniden açıldığını dile getirdi.

BİNGÖL


Etiketler : Ekolojik yıkım, ekolojik talan, Ekolojik Felaket, ekolojik tahribat,