Biri uzun diğeri kısa iki hayat

01 Ağu 2021

İki insan, iki ayrı yaşam çizgisi... "Nasıl bağışlanır suçunu başında taşıyan" diyor ya Hamlet, bir bakın bakalım, siz ne diyeceksiniz olup bitenlere. Okuyun, ölçün biçin ve karar verin

Arif Mostarlı

Hani bizde sık sık oluyor ya, ‘ünlü’ biri öldüğünde, artık sosyal medya çağındayız malum, geçmişine bakıyor herkes. Neler yapmış, nasıl bir hayat yaşamış, ülkenin kritik siyasal dönemeçleri sırasında nasıl davranmış, vs. vs… Çok fazla abartmadıkça kötü bir şey de değil bu. Neticede toplumsal bellek denilen şey, hepimizin tek tek hatırladıklarının toplamıdır ve bazı şeyleri unutmamak, her öleni ‘badem gözlü’ yapmamakta fayda var.

Aşağıdaki hikâye, işte tam bu bakımdan önemli. İki insanın bir belirli günde kesişip kopan yaşam çizgilerini anlatıyor.

Büyük ve ünlü bir oyuncu

Giorgio Albertazzi, 28 Mayıs 2016’da, 92 yaşında öldü. Yatağında. Sebebini bilmiyorum, kalp krizi olabilir, böbrek yetmezliği filan olabilir ama öldü işte. Hâlihazırda İtalya Cumhurbaşkanı olan Sergio Mattarella, onun için, “Tiyatronun ve çağdaş İtalyan sinemasının önde gelen sanatçılarından birini kaybettik” dedi ve ekledi, "O, bir maestro ve nesiller boyu aktörler ve yönetmenler için bir referans noktasıdır."

Öyle atmasyon politikacı övgüleri değil bunlar. Oyuncu ve yönetmen olarak Albertazzi İtalyan tiyatro ve sinema dünyası için gerçekten önemli. 1949'da Luchino Visconti ile çıkış yapmış, 1960'larda Franco Zeffirelli de dâhil olmak üzere İtalya'nın en ünlü yönetmenleriyle çalışmış, Marcello Mastroianni'nin oynadığı klasik Le Notti Bianchi'de rol almış.

Ayrıca bir Shakespeare ustası ve Avrupa çapında sahnelerde Hamlet, IV. Henry ve Othello gibi rollerle büyük etki yaratmış bir oyuncu. Marguerite Yourcenar'ın Hadrianus Anıları'nın uyarlamasında binden fazla kez rol üstlenmiş, ayrıca aynı rolü Matteo Raffaelli'nin yönettiği filmde de üstlenmiş. Albertazzi, tiyatronun yanı sıra kariyeri boyunca 40'tan fazla filmde ve birçok İtalyan televizyon dizisinde de rol almış.

Doğrusu bana epey tuhaf geldi ama ünlü anti-faşist yönetmen ve yazar Dario Fo da çok sevmiş onu. “Oyunculuğunda bir bilgelik, yetenek, inanılmaz bir enerji vardı” diye tanımlıyor Albertazzi’yi ve “temelde bir anarşist” olduğunu düşünüyor.

'Küçük' ve 'basit' bir insan

Ferruccio Manini’nin ise öyle uzun uzun anlatılacak bir hayatı yok maalesef. Kısa sürmüş bir yaşam onunkisi, sadece 19 yıl… O yüzden yaşasaydı Shakespeare yorumcusu mu olurdu yoksa marangoz mu, bilemiyoruz.

28 Nisan 1925'te Cremona'da, bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğmuş. Sonra ne yaşamış, nasıl yaşamış, bilinmiyor. Hakkında tek bilinen şey, Haziran 1944’te, Mussolini’nin faşist ordusundan firar ederek partizan birliklerine katıldığı. Son olarak 5. Garibaldi Tugayı’nın savaşçısı. 27 Temmuz 1944'te Faşist Lejyon "Tagliamento" tarafından yakalanıyor ve Sestino kasabasının mezarlığına getiriliyor. Sonrasını 13 yaşındayken olaya tanık olan bir okul sekreteri Giancarlo Bartolucci anlatıyor: “1944'te Arezzo'daki IV. Novembre ortaokulundaydım. Ailem Sestino bölgesine sığınmıştı. O gün amcam Umberto ile birlikte şehirdeydim. Küçük bir faşist grubunun ortalarına aldıkları bir çocuğu götürdüğünü gördüm. Gömleği açıktı, saçları tıraşlıydı. Grubun arkasında kara gömlekli ve çizmeli Teğmen Albertazzi vardı. Onlar mezarlığa girerken saklandım. Kapıdan tüm sahneyi gördüm. Subay elbiseli tek kişi, idam mangasının başına geçti. Daha doğrusu, silahı eline aldı ve genç adamın kafasının arkasına bir el ateş etti. O, Albertazzi'ydi. Bunu 45 yıldır söylüyorum. Hiç ama hiç unutmadım.”

'Ama o emir kuluydu!'

Daha ilk andan Mussolini’nin Kara Gömleklilerine katılarak teğmen rütbesine yükselen Giorgio Albertazzi, 9 Kasım 1946'da üç ciddi suçlamayla tutuklandı: Almanlarla işbirliği yapmak; Veneto ve Lombardiya yaylalarında direniş savaşçılarına karşı yürütülen vahşi operasyonlara katılmış olmak; 28 Temmuz 1944'te Manini'nin idam mangasına komuta etmek... On sekiz aydan fazla hapis yattı. 24 Nisan 1948'de Milano Askeri Mahkemesi üç suçlamayı da sabit buldu. O gün idam mangasını yöneten kişinin Albertazzi olduğuna da net olarak karar verdi; ancak daha sonra, "emir komuta altında olduğu ve zorunluluk halinde hareket ettiği” gerekçesiyle onu beraat ettirdi.

“Zorunluluk halinde” 19 yaşında genç bir adamın ensesine ateş etmek! Doğrusu bu tanımlama hayli sorunluydu ve özellikle Sestino halkı ve bütün Toskana bölgesi bunu hiç unutmadı. Araştırmacılar daha sonra ünlü 63. Tabur günlüklerini bulduklarında Albertazzi’nin müfrezesinin “kahramanlıkları” daha da belirginleşti.

Unutmalı mı gerçekten?

Yıllar sonra, 1989’da kent tarafından verilen bir ödülle ilgili tartışma başladığında belediye başkanı Ruggero Ruggeri, Giorgio Albertazzi ile asla görüşmeyeceğini açıkladı ve Albertazzi’nin kenti öven sırnaşık bir mektubunu da geri çevirdi. Bunu yapmakta da haklıydı, çünkü Albertazzi hiç pişmanlık göstermemişti. Israrla, "Pişman olacağım bir şey yok ki" demeyi sürdürüyordu. 

2016’da öldüğünde ise yeni belediye başkanının mektubunda şöyle deniliyordu: “O gün genç Manini, teğmen Giorgio Albertazzi komutasındaki silahlı askerler eşliğinde mezarlığa giderken görüldü. Emir komutanlıktan gelmişti ama Sestino garnizonunun başı Teğmen Pesaresi reddetti. Böylece, komuta Teğmen Albertazzi’ye geçmişti ve onun emriyle kurşun yağmuru başladı, mezarlığı çevreleyen duvarda kurşun izleri bugün hala görülebiliyor.”

***

Hikâye bu kadar...

Albertazzi ve Manini... Shakespeare ve mezarlık duvarındaki kurşun izleri...

Ne düşünüyorsunuz?

 

Arif Mostarlı

Arif Mostarlı


Etiketler : Arif Mostarlı,