Biz hep söyledik

02 Haz 2021

Bir süredir coğrafyamızda tüm kamuoyu Sedat Peker’in kasetlerini izliyor, tüm gündem bu. Bazı insanlar Sedat Peker’in anlattıkları karşısında şaşkınlığa uğruyorlar. Aslında bizler insan hakları savunucuları olarak, Sedat Peker’in anlattıklarından çok daha fazlasını yakından tanıyoruz. Onun derin diye tanımladığı o devletin çekirdek yapısını ve işlediği suçları çok yakından tanıyoruz. 

90’larda devlet aklı insanları gözaltında kaybediyordu. Faili meçhul cinayetler işleniyordu, köyler yakılıyordu, işkence çok yoğun uygulanıyordu, kadına yönelik cinsel işkence korkunç boyutlardaydı. Ve biz bütün bunların, insanlara duyurabilmesi için elimizden geleni yapıyor ve oradan oraya koşturuyorduk. 

O kadar yalnızdık ki, bir faili meçhulden bir gözaltında kayıp olayına, bir köy yakma olayından bir işkence olayına o kadar az kişiydik ki o kadar yalnızdık ki sürekli koşturuyorduk. Hiçbirimizin özel hayatı yoktu. İncelemek için gittiğimiz yerlerdeki insan hakları ihlallerini kamuoyuna duyurabilmek için çabalıyorduk. Raporlarımızın küçücük bir haber olması bile çok büyük mutluluk yaratıyordu. 

O dönemin aktörleri yani bu derin yapının aktörleri Mehmet Ağar, Tansu Çiller, Korkut Eken ve daha birçok isim bizim tarafımızdan çok iyi tanınıyorlardı. Ve tüm raporlarımızda onların adlarını geçiriyorduk. Yaşanan tüm olayları tek tek anlatmak çok zor. Ama bunlardan çok çarpıcı olan bir olayı bir kez daha yazmak istedim. 1995 yılıydı, Mardin Dargeçit’te gözaltına alınan insanlar oldu. Bu insanlardan bazıları 9 yaşındaki Hazne’ydi,14 yaşındaki Seyhan, 13 yaşındaki Davut, 21 yaşındaki Abdülrahman, 20 yaşındaki Abdülrahman Olcay, 16 yaşındaki Nedim Akyön, 19 yaşındaki Mehmet Emin Aslan gözaltına alınmışlardı.

9 yaşındaki Hazne abisi Seyhan’ın askıda asılı işkence görürkenki haline şahit olmuştu. Ve Hazne’nin bir sınıf arkadaşı o gözaltı merkezine komutan olan babasından çikolata parası almaya geldiğinde Hazne’nin abisi Seyhan’ın asılı olduğunu görmüştü. Bu durum üzerine Hazne serbest bırakıldı ama gözaltında olan diğer insanlardan bir daha haber alınamadı. 

Bu olaylara şahit olan bir görevlinin konuşmaya başlamasıyla öğrendik ki bu gözaltına alınan tüm insanlar, o dönem karakolun komutanı olan Mehmet Tire tarafından işkence edilerek öldürülmüşler ve kazanlarda yakılmışlardı.

Biz avukatlar, İnsan Hakları Derneği, Cumartesi Anneleri yıllarca uğraştık. Aslında bölgede yayılan söylentilerle mezarların nerede olduğunu tahmin ediyorlardı. Büyük uğraşlardan sonra Dargeçit Savcılığı’nı, ailelerin çocuklarının gömülü olduğuna inandıkları toplu mezarı açtırma konusunda ikna ettik. 2012 yılında toplu mezar açıldı. Mezarın açılma anında biz de oradaydık. Hazne’nin kardeşi Seyhan'ın kazak parçasını bulduğunda gözlerindeki ışığı, abisini bulmanın onda yarattığı huzuru, o bakışını hiçbir zaman unutmuyorum.

Evet cenazeler o toplu mezardaydı. Bir bir o kemikler çıkarıldı. Aileler, çocuklarını gömdüler. Dargeçit olayı gözaltında kaybetmeler sonucunda ailelerin mezarlara kavuştuğu çok nadir bir olaydı. 

Asıl önemlisi şuydu, bildiğimize ve duyduğumuza göre komutan Mehmet Tire, Mehmet Ağar ve Korkut Eken ile çok yakın ilişkileri olan biriydi. Ve Mehmet Tire yıllar sonra karşımıza bir kez daha çıktı. Nerede ve nasıl çıktı bunu burada anlatmak istiyorum. 

Bu kadar insanın işkenceyle öldürülmesinden ve yok edilmesinden sorumlu olan komutan Mehmet Tire daha sonra Bodrum Gümüşlük Belediye Başkanı olarak karşımıza çıktı. Gümüşlük, yaşadığımız coğrafyanın en entelektüel insanların yaşadığı ve tatil yaptığı bir yer. Aslında Mehmet Tire ve Mehmet Tire’nin Gümüşlük’te yaptığı belediye başkanlığı bu coğrafyada iç kamuoyunun ne kadar tepkisi olduğunun da en açık göstergesiydi.

Cinayetlerle, işkencelerle adı anılan Mehmet Tire’ye gerçek bir karşı çıkış gösterilmedi. İnsan hakları savunucuları yıllarca bunu dile getirdiler ama maalesef ki Mehmet Tire belediye başkanlığı görevini Gümüşlük’te tamamlayarak gayet rahat bir şekilde yaşamına devam etti ve devam etmekte. 

İşte aslında bugün Sedat Peker’in, 90’lar ile anlattıklarına bu kadar şaşkınlık duyan toplumun fotoğrafı bu tepkisizlik. Tepkisiz toplum maalesef ki bunlarla yaşamaya devam ediyor. 

 

Eren Keskin

Eren Keskin


Etiketler : Eren Keskin,