Bu fotoğraftaki her Dersimli katledildi

04 May 2021

Dersimli Salman Yeşildağ, katliamdan sağ kurtuldu. 74 yıl sonra kendisine gösterilen bu fotoğraftaki tüm Dersimlilerin katledildiğini, içlerinden birinin ise kendi kız kardeşi olduğunu anlattı

Hüseyin K. Akçadağ

Dersim Katliamı'na gelen süreç bir raporlar süreci olarak adlandırılabilinir. Cumhuriyetin önde gelen simaları tarafından hazırlanan bu raporlara bakılarak Dersim’e karşı bir operasyon başlatılmıştır. Devletin Dersim raporları cumhuriyetle sınır değil. İmparatorluğun son yıllarında başlamak üzere sürekli Dersim rapor edildi. 1915 yılında İttihat ve Terraki iktidarı sadece bir Ermeni soykırımı yapmadı, Ermenilerle birlikte bir Kürt kırımı da gerçekleştirdi. Kürtlerin en çok kırıma uğradığı bölgelerin başında Dersim geliyordu. Dersim Kürtleri sadece Kürt kimliği nedeni ile değil aynı zaman Alevi oldukları için ve mümkün olduğu kadar Ermenileri soykırımdan kaçırdıkları için de kırıma uğradılar.

Osmanlı döneminde Dersim’de yerleşik olan birçok aşirete karşı askeri operasyon düzenlenmiştir. 1892’de Koçuşağı ve Şamuşağı harekâtları, 1907’de yine Koçuşağı ve Resik Aşiretlerine karşı hareket, 1909’da Haydaranlar Aşireti’ne karşı yapılan hareket, 1914 yılında Kırgan Aşireti’ne karşı yapılan harekât, 1916’da Ferhatuşağı Aşireti’nin isyanının bastırılmasıdır.

Sıra cumhuriyetti

Türk devlet yetkililerinin Dersim ile ilgili hazırladığı raporlar açığa çıktı ve çeşitli yayınevlerince yayınlandı. Bu raporlardan başka özellikle İngiliz devlet arşivlerinde Dersim'e dair bazı raporlar ortaya çıkarıldı ve yayınlandı. Bundan 10 sene önce şimdi artık yayınlanmayan Radikal gazetesi 02 Kasım 2011’de yayınladığı İngiliz gizli belgeleri bunların başlıcasıdır. Bu belgelerde Dersim'de halka karşı gaz kullanıldığını teyit etmektedir. Daha önce dönemin emniyet mensuplarından olan ve Seyit Rıza’nın asılmasını koordine eden İhsan Sabri Çağlayangil tarafında Dersim’de gaz kullanıldığı açıklanmıştı.

Radikal’ın haberine göre 17 Ocak 1947 tarihini taşıyan ve İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği tarafından İngiltere Dışişleri Bakanlığı’na yollanan Dersim ile ilgili üç sayfalık raporda zehirli gaz kullandığı şu cümlelerle belirtilir:“Uçakların kullanıldığı, inanıyorum ki gaz da kullanıldı, insafsız operasyonlardan sonra silah taşıyabilecek nüfusun çoğunluğu Anadolu’nun diğer ücralarına nakledildi...”

5 yıl önce hazırdı

1938’deki askeri harekâttan tam 5 yıl önce Jandarma Umum Komutanlığı tarafından hazırlanan eylem planı, askerin her halükarda Dersim’in üzerine yürüyeceğini ve Dersimlileri sürgün edileceğini gösteriyor. Radikal’in haberinde ayrıntılarına yer verdiği rapor ‘İngiltere Büyükelçiliği, Ankara/29 Ocak, 1947’ başlıklı ve Ernest Bevin imzalı.

Kronolojik olarak direniş

1936’da geniş yetkilerle donatılan General Abdullah Alpdoğan ‘genel müfettiş’ olarak bölgeye gönderildi. Parantez içinde belirtelim ki Alpdoğan, Osmanlı paşalarında biridir ve Ermeni soykırımında yer almıştır. Alpdoğan’ın atanması ile birlikte Dersim, Elazığ ve Bingöl illerinde sıkıyönetim ilan edildi. 1937’de Dersim’de bir savaşın getireceği yıkımların farkında olan Seyid Rıza, oğlu İbrahim’i Abdullah Alpdoğan'a göndererek çatışmanın durdurulması için görüşme teklif etti. Ancak Alpdoğan, geri dönüş yolunda bir komployla Sin Köyü’ne misafir olan İbrahim'i öldürttü. Seyid Rıza, Sin Köyü’nü ve bir karakolu bastı, katillerin kendisine teslim edilmesini istedi. Bu olay isyan sayıldı ve Nisan 1937’de harekât resmen başladı. Diyarbakır’dan kalkan uçaklar Dersim’i bombalamaya başladı.

100 adet basıldı

Son yıllarda ortaya çıkan belgelere göre Dersim’e yönelik askeri hareket, çok önceden planlandı. 1933’te Jandarma Umum Kumandanlığı’nın (Jandarma Genel Komutanlığı) hazırladığı ‘gizli’ eylem planı bu dediğimizi kanıtlayan önemli bir belgedir.

Yalnız 100 adet basılan, üzerinde ‘gizli ve zata mahsustur’ yazılı kitapçıkta Dersim’in tarihi, coğrafi ve demografik özelliklerinin yanı sıra ‘asayişsizliği’ ile ilgili de bilgiler yer alıyor. Ayrıca Dersim’le ilgili hazırlanan altı rapor da kitapçıkta mevcut. Kitapçık iki ana bölümden oluşuyor. Dersim’i tanıtmak ve Dersim’in asayiş vaziyeti. İlk bölümde, Dersim’in coğrafi durumu, yolları, suları, nüfus durumu, ırki, ekonomik, zirai, idari, mali, askerlik ve aşiretlerin durumu anlatılıyor. İkinci bölümde ise Dersim’de devletin kontrolünü artırmak için yapılması gerekenler anlatılıyor. Dersim’den hangi aşiretlerin sürgün edileceğine kadar planlanmış. Hazırlanan plandaki çarpıcı ifadelerden bazıları şöyle: “Dersim kıt’ası ahalisi, menaatı mevkiiyeleri hasebile alelekser yaptıkları yanlarına kâr kaldığından bundan cüret alarak hükümete inkiyat (boyun eğmek) etmiyor, vergi ve asker vermiyor... Dersimlilerin cidden ıslahı için ittihaz (tutma, sayma) icrası labut tedabire gelince: ‘Muhtemelen her mukavemeti hesap ederek bunu kıracak kadar 4. ordudan (20. tabur) kuvvet tahsisi..."

‘Dersim büyük çıban’

Kitapçıkta bazı raporlara da yer verilmiş. Bunlardan biri de Mülkiye Müfettişi Hamdi Bey’in raporu. O raporun bazı bölümleri de şöyle: “Seyit Rıza’nın bütün aşiretleri ittifakına alması ve harekete şubatta geçmeleri ihtimali hakkındaki keyfiyeti teyit kabil olmamıştır. Yakın bir mülakatın vereceği netayiç (netice) ve malumatı arz edeceğim gibi Dersim gittikçe Kürtleşiyor, mefküreleşiyor (ülkü, ideal), tehlike büyüyor... Dersim, hükümeti Cumhuriyet için bir çıbandır.” Raporun ardından çıkarılan bir de şu sonuç kitapçığa eklenmiş: “Dersim, Türkiye için cehalet, maişet darlığı, dahili ve harici tesvilat ve Kürtlük temayülatı(sevgisi) ile bulaşmış, tehlikeli bir çıbandır. Bu çıbanın kat’i bir ameliyeye tabi tutulması lazımdır...Dersim halkı cahildir. Bununla beraber şekavete(haydutluk), tecavüze, soygunculuğa, asıl müessir rüesa olmuştur” diye başlayan bölümün sonunda ‘ıslah’ çalışmaları için yapılması gerekenlere şöyle anlatılıyor. “Ana yolların inşası, silahların toplanması, reislerin, bey ve ağaların, seyitlerin bir daha gelmemek üzere Garbi Anadolu’ya nakli...”

İnönü raporu

Kitapçıkta bulunan başlıca raporlardan biri de İsmet İnönü’nün hazırlattığı 1935’teki rapordur. Bu raporda özetle şunlar yazılıyor: “Erzincan’da Dersim Kürtlerine karşı vaktiyle set olan Türk köyleri dağılıp zayıflayarak ve Ermeniler kâmilen (tamamen) kalkarak Dersimlilerin istilasına karşı meydan tamamen boş kalmıştır. Köyler Dersim’in semiz halkı ile süratle dolmaktadır. Bu köyler Dersim çapulcu kollarının içeri yayılması için menzil ve yatak rolü yapmaktadır... Dersim vilayetinin yeniden teşkiliyle askeri bir idare kurulması ve ıslahın bir programa bağlanması lazımdır. 1935 ve 1936’da yolları, karakolları yapılacaktır. 1937 ilkbaharına kadar hazır olursa mürettep ve seferber 2. Fırka Kuvvet ilbaylığı (valilik) emrine 1937 ilkbaharında verilecektir.”

Bayar raporu

Celal Bayar da başbakan olduğunda 1936’da Dersim de dahil bölgeyi gezerek bir ‘Şark Raporu’ hazırladı. Bayar raporunda Kürtlerin okutulmamasının ve devlet işlerinde çalıştırılmamasının bir sisteme bağlanması ister: “Hariçten sokulmağa çalışılan politikanın muzır cereyanlarını kırmak ve bu yurddaşları ana vatana bağlamak için devamlı çalışmak ister. Kendilerine, yabancı bir unsur oldukları resmî ağızlardan da ifade edildiği takdirde, bizim için elde edilecek netice, bir aksülamelden ibaret olabilir. Bugün Kürt diye bir kısım vatandaşlar okutturulmamak ve devlet işlerine karıştırılmamak isteniliyor. Bunu bir sisteme bağlayarak, kendilerine sarih talimat verilmesini çok yerinde ve faideli bir tedbir olarak telâkki etmekteyim.”

Diğer raporlar...

Dersim ile ilgil raporlar bunlarla sınırlı değil. Genel Müfettiş Cemal Bardakçı, "Dersim'deki huzursuzluğun sebebi açlıktır” derken, Mareşal ünvanlı Fevzi Çakmak ise "Dersimlileri askere almayın, silah kullanmayı ve savaş taktiklerini öğrenirlerse bize saldırırlar" diyecektir. Fevzi Çakmak aynı zamanda, Dersimlilerin okşanmakla kazanılamayacağını, silahlı kuvvetlerin müdahalesinin Dersimliye daha çok etki edeceğini bildirmiştir. Raporlarda en çok üzerinde durulan noktalar ise, aşiretlerin birbiriyle olan ilişkileri, hangi aşiretin hangi dili (Zazaca, Türkçe) konuştuğu, aşiret yapıları, Dersimlilerin gelenek ve görenekleri, aşiretlerin coğrafi sınırları ve nüfuzları, Dersim'in stratejik noktalarıdır. Bunlar üzerine raporlar sunulmuştur ve Dersim Harekâtı için yapılanlar bu raporlara göre tespit edildi.



**Bu fotoğraf Mehmet Yıldız tarafından yazılan Dersim'in Etno-Kültürel Kimliği ve 1937-1938 Tertelesi adlı kitaptan alınmıştır. Dersim'de Sözlü Tarih Projesi Yönetici Yaşar Kaya'ya konuşan Salman Yeşildağ, bu katliamdan sağ kurtulduğunu ve 74 yıl sonra kendisine gösterilen fotoğraftaki herkesin katledildiğini, içlerinden birinin ise kendi kız kardeşi olduğunu anlattı.



YARIN: Tarihçi-Akademisyen Zeynep Türkyılmaz, Tarihçi Mehmet Bayrak


Etiketler : Hüseyin K. Akçadağ, Dersim Katliamı,