Bu intiharlar psikolojik değil ekonomik

03 May 2021

Son süreçte özellikle ekonomik kriz ile birlikte artan intihar vakalarını değerlendiren Psikolog Sevgi Türkmen, intiharların ekonomik krizle bağını ve kısıtlamaları değerlendirdi

Yusuf Özdemir / İstanbul

Türkiye’de son yıllarda özellikle salgın sonrası artan intihar vakaları ciddi endişelere yol açıyor. Artan yoksulluk ve işsizlik karşısında birçok yurttaş hayatına son verirken, iktidar ise intiharların bireysel bir sorun olduğunu ve psikolojik hastalıklardan kaynaklandığında ısrar ediyor.

Sorunun yalnızca psikolojik rahatsızlıklarla izah edilemeyeceğine dikkati çeken doktorlar ise, sorunun kaynağında gelecek umudunun olmayışına dikkati çekiyorlar. Emile Durkheim’in, ekonomik alt üst oluşlarda ve krizlerde intiharların artacağı tespiti günümüz Türkiye’sinde her geçen gün daha çok geçerlilik kazanıyor.

Kısıtlamalar krizi derinleştiriyor

Türkiye’de artan intihar vakalarıyla ilgili konuşan gazetemize Psikolog Sevgi Türkmen, insanların yaşadıkları çaresizliklerden kaynaklı intiharı düşündüğüne dikkati çekti. Kısıtlamaların yarattığı ekonomik krize değinen Türkmen, “Kısıtlamalar ile intiharlar arasında bir bağ kurulabilir. Ekonomik olarak sıkıntı yaşayan insanların intihara karar verdiği ya da başka seçenek bulamadıkları için intiharı seçtiklerini görüyoruz. Kısıtlamalardan kaynaklı olarak ekonomik zorluk yaşayan insanların intihardan başka seçenek bulamaması olarak değerlendirebiliriz. Yani eğer kısıtlamalar yevmiyeli işçilere, esnafa başka seçenek sunabilse, insanlar ekonomik problem yaşamayacak ve dolaysıyla seçeneksiz olmayacak. Bu kısıtlamalarla yaşayabilecek, kirasını ödemekte, ailesini geçindirmekte sıkıntı yaşamayacak ve intihar gibi durumlarla karşı karşıya kalmayacağız. O nedenle kısıtlamalar bir neden ama gerçek neden kısıtlamaların ortaya çıkardığı ekonomik sorunlar” dedi.

Açlık vürüsü bastırıyor

Türkmen koronanın küresel bir kriz olduğunu, bu krize karşı tedbir alınması gerektiğini ancak bu tedbirlerin doğru planlanmasının önemine vurgu yaparak, “İnsanlar artık virüs korkusu hissetmiyorlar, çünkü daha önemli korkuları var. Açlık yaşıyorlar, kirasını ödeyemiyor, çocuklarını besleyemiyor, evlerini boşaltmak zorunda kalıyorlar. Virüs artık onun için tali bir şey oluyor. Kısıtlamaların insanların kısıtlamalara rahat uyabileceği, uyumlu yaşayabileceği, şartların oluşturulması lazım. Bunun yapılamaması asıl neden. Tabi bunun karşısında insanların çaresizlik hissetmesi, yaşamla ölüm arasında seçim yapmak zorunda kalması söz konusu. O derece sancılı bir şey ki başka bir çare bulamadan ölümü seçmek zorunda kalıyorlar” şeklinde konuştu.

Salt psikolojik analiz yetmez

İntiharların tarihte de çokça tartışıldığını söyleyen Türkmen, “İntiharları bir seçim, tercih, özgürlük olduğuna dair fikirler söz konusu ve bunlar uzun süredir tartışılıyor. Ancak ülkemizde gördüğümüz intiharların, özellikle son yıllarda gördüğümüz intiharların, hemen hepsi zaten kendini anlatan intiharlar, yani kendi notunu bırakıp hayattan vazgeçen, intihar eden insanlar görüyoruz. O notlarda da ekonomik problemleri görüyoruz. Bu noktada başka bir gerekçe, neden aramaya gerek yok. Yani ‘insanların psikolojisi bozuk da intihar ediyorlar’ dersek gerçek nedeni görmemiş oluruz. Salt bir psikolojik analiz yaparsak bu intiharlar üzerine, gerçek nedenleri görmemiş oluruz. O zaman da doğru bir çalışma yürütemeyiz ve tedbirlerini geliştiremeyiz” ifadelerini kullandı.

‘Sayılarda ciddi bir artış var’

Sosyal medya gibi platformların intiharların görünürlüğünü arttırdığının bir veri olarak alınabileceğini ancak intihar vakalarının arttığını da matematiksel bir veri olarak önümüzde durduğunu vurgulayan Türkmen, “İntiharların gerçek nedenleri sorgulanmalı, insanlar neden ölmeyi seçiyor, neden başka bir seçenek kalmıyor, niye buna zorunlu bırakılıyor. Asıl bunun nedenleri, sorumluları tartışılmalı. Ne yazık ki toplumsal olarak değil de intiharlara daha çok psikolojik bir zayıflık olarak bakılıyor. Bu bakış açısını bırakmak gerekiyor. Politik altyapısını, ekonomik altyapısını, sosyal-toplumsal altyapılarını sorgulamak gerekiyor. Yani kurumsal sorumluluk bu açıdan önemli. Sorumlu hangi kurumsa, sorumlulukların yüklenilmesi ve bu sorumluluğun alınması için mücadele edilmesi gerekiyor” diye belirtti.

Muhalif kesim de duyarlı olmalı

Sosyal açıdan dayanışma ağları kurulması gerektiğini söyleyen Türkmen, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Elbette kurumsal tedbir kadar geneli kapsamaz bu ama önemli bir destek sağlar. Çünkü mektuplarda bir yalnızlık vurgusu da var. Yani bir sosyal yalnızlık, yanında kimse olmaması. Bir üniversite öğrencisinin böyle bir mektup bırakarak intihar ettiğini biliyoruz. Dolayısıyla hepimizin kişisel olarak duyarlı olması gerekiyor. Muhalif kesimin de bu konuda duyarlı olması gerekiyor. Sendikaların, muhalif derneklerin, kurumların, insanların neden intiharı seçmek zorunda kaldığını tartışması gerekiyor. O zaman en azından yalnızlık kısmı biraz hafifler, dayanışma kültürü oluşabilir. Ama kurumsal sorumluluklar önemli, bu yüzden bir yandan da bunun sağlanması için mücadele edilmelidir.”

Ekonomik kriz can alıyor

AKP'li yetkililer artan intihar vakalarına karşın durumun "abartıldığını" düşünse de veriler hiç de öyle söylemiyor. Buna göre, Türkiye’de AKP'nin iktidarda olduğu 2002-2019 yılları arasında geçim sıkıntısı nedeniyle 5 bin 806 kişi intihar etti. Vakalar son 20 yılda artış gösterirken, geçtiğimiz aylarda sadece Kocaeli’nde 1 haftada 7 kişi hayatına son verdi. Yine Aydın’da bir günde 3 kişinin hayatına son vermesi ekonomik krizin vardığı noktayı göstermesi açısından çarpıcı oldu. TÜİK verilerine göre, 2002’den bu yana ülke genelinde toplam 4 bin 801 kişi geçim sıkıntısı yüzünden yaşamına son verdi. Aynı sebepten intihar edenlerin son 5 yıldaki sayısı da 1370 kişi. 2018 Ağustos’ta yaşanan kur kriziyle derinleşen ekonomik kriz, sadece son 2 yılda ise 566 yurttaşın intihar etmesine yol açtı. Ülke genelinde ekonomik sebepler yüzünden yaşanan intiharların toplam intiharlar içindeki payı 2018’de yüzde 7.3 iken 2019’da yüzde 9.4’e yükseldi. İSİG'e göre ise, sadece işyeri içinde ve/veya işe bağlı olarak intihar edenlerin sayısı 2020’nin ilk 8 ayında 54 kişi oldu.

100 sanatçı hayatına son verdi

İSİG Meclis'i verilerine göre, son 8 yılda en az 506 işçi yoksulluk, ağır çalışma koşulları, işsizlik nedeniyle hayatına son verirken, ağırlaşan salgın koşullarıyla en çok etkilenen sektörlerden olan eğlence sektöründe de peş peşe ölümler yaşandı. Buna göre, salgının resmi olarak açıklandığı 11 Mart 2020'den bu yana en az 100 müzisyen hayatına son verdi.


Etiketler : Yusuf özdemir, İntihar istatistikleri, İntiharlar,