Bütçenin anlamı ve anlamsızlığı

23 Eki 2020

AKP iktidarı Başkanlık Sistemi’ne geçiş sonrası hazırladığı 3. bütçe olan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Teklifi’ni Meclis’e sundu. Bu bütçenin özelliği, küresel ve ulusal çapta pandeminin şaha kalktığı ve belirsizliklerin had safhada olduğu bir süreçte hazırlanması. Dolayısıyla 2021 bütçesinin bütün tahminleri ve diğer bütçe tahminlerine ve hedeflerine göre daha büyük belirsizlik içinde.

Meclis’e sunulan 2021 bütçesinde giderler 1 trilyon 346.1 milyar lira, faiz hariç giderler 1 trilyon 166.6 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 101.1 milyar lira, vergi gelirleri 922.7 milyar lira, bütçe açığı 245 milyar lira olarak öngörüldü.

2020 bütçesinde ise giderler 1 trilyon 95,5 milyar lira, faiz hariç giderler 956,5 milyar lira, bütçe gelirleri 956,6 milyar lira, vergi gelirleri 784,6 milyar lira, bütçe açığı 138,9 milyar lira olarak öngörülmüştü.

İki bütçe arasında bir karşılaştırma yaparsak; Harcama artış farkı 250 milyar lira; gelirdeki artış farkı 144 milyar lira; buna karşın vergi gelir artışı 138 milyar lira.

İşin püf noktası gelirlerde… Vergi gelirleri 2020 bütçesine göre 2021 bütçesinde daha da düşük seviyede. 2020 bütçesinde vergi gelirlerinin giderlere oranı yüzde 71 düzeyinde iken, 2021 bütçesinde bu yüzde 68.5’e gerilemiş durumda. Bu durumda açık için mecburen borçlanmaya gidilecek demektir..

Bunların tutturulaması olayına gelince, 2020 hedeflerine bir bakalım. En basitinden yüzde 5 büyüme ve yüzde 8.5 enflasyon hedefleri ile bütçe açığının hiç biri tutturulamadı. Yıl sonuna 3 ay kala, Enflasyon yüzde 12, büyüme negatiflerde, bütçe açığı ise şimiden 140 milyarı bulmuş durumda.  Bu durumda 2021 bütçesinin tutturulması imkanı ne kadar mümkün olabilir.

‘Gebermek istiyorum’!

Bu sözler bu haftaya damgasını vuran Denizli Valisi Ali Fuat Atik ile bir esnaf arasında yaşanan diyaloğun en vurucu ifadesi. Sokağa çıkan Valinin pandemi denetimleri sırasında esnaf Üzeyir Yazır’a neden maske takmadığını sorunca işte o şok edici cümleler peş peşe sıralanmaya başladı:  “Maske, korona, hastalık benim son derdim. Cebimde meteliğim yok. Para kazanamıyorum”, “Para kazanamıyorum. Ceza yazsalar ödeyemem. Ben batak, bitik adamın tekiyim… Gebermek istiyorum.”

Herkes Vali’nin tavrına kızdı ama Vali “kralın çıplak olduğu” gerçeğinin ortaya çıkmasına sebep olduğu için aslında kızılmamalı. Meselenin asıl önemli yanı diyaloğun içinde geçilen sürecin gerçek ekonomik tablosunu çok çarpıcı bir şekilde ortaya koyması idi. Korkunç olan bu gerçek çok tartışılmadı. Ancak her iki esnafın tavrı aslında ekonomik belirsizliğin ve geçinemenin yol açtığı ruhsal durumu, patlamayı işaret ediyor. Hazine ve Maliye Bakanı’nın bu durumun ne kadar farkında olduğunu bilmiyoruz. Ancak ekonomik durum ile sokaktaki psikoloji hiç de iyi gözükmüyor. Denizli’deki haykırış yereldeki esnafa “oh be” dedirtti. Ama aynı zamanda valinin şahsında devletin de vatandaşa yaklaşımının tipik bir örneği olarak da hafızalara şimdiden asıldı. Benzer bir durum, okul esnafında yaşanıyor. Nitekim bu okulların başlaması ile beklenen canlanma pandemi nedeniyle yine mümkün olmadı. Hükümetin bazı sınıflar için haftada bir iki gün yüz yüze eğitim kararı vermesinin öğrenme ve öğretmedeki önemi kadar bir çok kesimin geçimini bu işten (servis, kantin, kırtasiye vb.) sağlaması payı da var. Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken’in “Okulların 16 Mart’tan itibaren yüz yüze eğitim-öğretime ara vermesiyle birlikte okul kantinleri, servis araçları, kırtasiyeciler ve eğitim sektöründe faaliyet gösteren tüm esnafımız evine ekmek götüremedi. Geçtiğimiz hafta yüz yüze eğitim kısmen başlasa da okulların açılması esnafa yaramadı” sözleri de bunu ortaya koyuyor.

Çarşı pazar ve gerçek

Resmi günlük pandemi sayıları gibi işsizlik ve enflasyon rakamlarının da toplumdaki karşılığı yok denecek derecede azaldı. Pandemi sayılarını ve işsizliği herkesin test etmesi zor. Ancak çarşı pazar için bu mümkün… Geçen hafta şöyle birkaç pazar gezdim. En düşük fiyatları yazayım ki tablo anlaşılsın. Domates 3.5 lira, salatalık 3.5 lira, patlıcan 3 lira. Kabak, 5 lira, biber 6, dolma biber 7-8. Fasulye 8 TL. Patates 3-3.5 TL. Soğan keza öyle. Bir demet maydanoz 2 TL. Dere otu, roka da öyle. Kıvırcık 5 TL. Ispanak kilo 5 TL. Limon 8 TL. Meyvede kilo 5 TL’den aşağısı düşmüyor. İki kişilik bir aile pazara gitse asgari ihtiyaçları birer kilodan alsa 100 TL’den aşağı kurtarmaz. 4 hafta 400 TL eder. Ortalama 2000 TL alan bir emeklinin maaşının yüzde 20’sidir. Buna ekmek, zeytin, peynir, su, şeker, çay, yağ, et, yumurta vs. dahil değil. Bunu da katarsanız maaşın yarısını geçiyor. Bu arada nohut, 12 TL, pirinç 8 TL. Mercimek 10 TL. Fasulye 12 TL. Bulgur, 5-6 TL’den satılıyor.

Hüseyin Deniz

Hüseyin Deniz


Etiketler : Hüseyin Deniz,