Çarpıtma ve sessizlik-Ayşe Gökkan

15 Mar 2019

Paranın iktidarı tüm canlıların, kadın ve insanın ezeli ve ebedi düşmanı bir zehir olduğunu bilmemek tüm çarpıtmalara inanmaktır. Dün iktidarın parayı ele geçirmek için kullanılmasını bugün ise paranın iktidarı ele geçirmek için kullanıldığını analiz etmeden her çarpıtmanın ardından canları nasıl yitirdiğimizin farkına varamayız.

İktidar, cinsiyeti, inancı, ulusu… parayı iktidarı ele geçirme aracı olarak kullanan devlet yapılanmasıdır. Hal böyle olunca itibar kaybeden devlet, karşı çıkanları da kendine benzeterek daha hızla itibar kaybettirir. Bunu da önceleri toplumun olan medyası şimdi para üzerine kurulu medyanın toplumu aracılığıyla yapar.

Din, millet, bayrak bunun en belirgin kullanılan çarpıtma malzemeleridir. Tüm çarpıtmaları vermek mümkün değil ama bazıları: 28 isyan Ermeni, Suryani, Êzidî, Asûrî, Maraş, Çorum, Sivas katliamları gibi. ‘kadın ve terör’ çarpıtma söylemleri ülkeyi kana bulamakta. Dersim, doğuştan sahip olduğu haklarını istemesiyle, 20/21 Mart 1937’de 33 askerin karakol baskınında öldürüldüğü çarpıtmasıyla jenosit uygulandığı tarihe geçti. 6-7 Eylül olaylarında 1955’te devlet radyosu, ‘Selanik’te bir bomba patladı’ haberini verdi.

Ekspres gazetesi de, ‘bomba Atatürk’ün evinde patlatıldı’ haberini baskıya yetiştirdi. Rumlar katledildi. Eski Özel Harp Dairesi yöneticilerinden emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoğlu gazeteci Fatih Güllapoğlu’na söylediği ‘6-7 Eylül bir özel harp işidir, gayet başarıyla amacına ulaşmıştır’ dedi. İki polisin öldürülmesi çarpıtması: 22 Temmuz 2015’te Serêkanî’de (Ceylanpınar) ‘iki polisin öldürülmesi çözüm sürecini bitirdi’, başlığıyla gazetelere manşet oldu. Dosya dolayısıyla tutuklananların hepsi beraat etti.

2013 Newroz’undan 2015 Newroz’una kadar yaşanan toplumsal umutla bugün insanın aklına gelmesi imkansız, insanlığın midesini kuvvetlice kusturan, insanlığından utandıran, Cizre bodrumları katliamı, 12 yerleşim alanının bombardımanla yerle bir edilmesi, binlerce insanın katledilmesi, yüz binlercesinin evsiz kalması, ‘hendek’ çarpıtmayla asıl dertlerinin Kürt katliamını sürdürmek olduğunu gizleyemedi. Bu kez 8 Mart 2019, yer taksim: Cinsiyetçilik, ırkçılık, militarist, ayrımcı politikalara karşı her kimlikten kadın birlikte güçlü gece yürüyüşü yaptı. Tüm silahlı güçleri kadına karşı seferber eden, gaz, plastik mermi, Taksim’de deprem sarsıntısı polis ses anonslarına karşı kadınlar düdük, slogan, protesto sesleriyle sadece yürümek isteklerinde ısrarcı oldular.

Cami önünde durdurulan kadınlar ezanı protesto ettikleri, bu kez Türk usulü başkan seçim propagandasının çarpıtma konusu oldu. Bir farkı da meydanda herkesin gözü ününde bomba yok, bayrak yok, asker, polis ölümü yok, iktidarın polisi ezan dinlemiyor, ezanı ölüm ve bomba gibi kadına karşı bir cephe savaşı olarak, ‘Taksim yürüyüşü bir işgal hareketidir’ diyecek kadar ölçüsüz. Evet Taksim’de olanlar kadının bedenini, kazanımlarını, hayatlarını işgal edenlere karşı bir isyandı. İşgale karşı ‘Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz’, ‘Jin Jiyan Azadi’ dedi.

Açlık grevleri çarpıtmaları: Leyla Güven 129 gündür başlattığı açlık grevi; İmralı adasında mevcut yasalar uygulansın, mutlak tecrit kaldırılsın hem ulusal hem uluslararası bir suçtur’ beyanında bulundu. İlk elden ‘Bunların örgüt talimatıyla tecrit kırılsın dedikleri Öcalan’ı serbest bırakın’ (Süleyman soylu) oldu. Sayın Öcalan’ın serbest bırakılmasını istemek kadar normal bir talep olamaz.

İmralı görüşmeleri yapıldı, Dolmabahçe Protokolü imzalandı, her deneyim ve Mandela modeli de dahil ele alındı. Eninde sonunda sorunlar diyalogla çözülmüşse neden şimdi olmasın söylemi çarpıtılabilir mi(?) Hukuki, ahlaki, vicdani, insani olarak 117 cezaevinde on yılardır beslenme hakları ellerinden alınan, ciddi sağlık sorunları olan 5 binden fazla tutsağın yasal hak talepleri çarpıtılabilir mi? Yasal hak taleplerinin çarpıtılması insanlığa karşı işlenen suçtur. Her salise bedenlerinin hücrelerini yetiren binlerce insanın yaşamını savunmazsak seslerine ses olmazsak, ‘benim hayatım başkasının hayatından daha değerli değildir’ diyen canların ardından… Bu sessizlik direnenler hariç herkesi öldürür.

Ayşe Gökkan

Ayşe Gökkan


Etiketler :