Çözüm için samimiyet

27 Eyl 2021

Erdal Avcı*

Türkiye’de film başa sardı, maalesef yeni kuşaklara da aynı sahneleri yine, yeniden izlemek kaldı.

Aynı nakaratı tekrarlayanların “Kürt sorunu yok” “Türk ne olabiliyorsa Kürt de oluyor” “Kürt sorunu yok terör sorunu var“ vb. hamasetler havada uçuşuyor.

“Kürt yok, Kürt sorunu yok” diyenlerin hızlı bir yok oluşa doğru sürüklendiklerini görüyoruz.

“Kürt sorununu çözdüm” deyip, daha karmaşık ve ağır hale getirenlerin, Kürt sorununu çözmedikleri için kendilerinin nasıl çözüldüklerini ibretle izliyoruz.

Bir de şimdilerde Kürt sorununun çözümüne talip olanlar var. Bu iddialı ve cesur çıkışlar teşvik edilmeli, desteklenmelidir.

Türkiye’nin tarihsel siyasal ayrışmasının iki bloku vardır. Bu iki çizgi birbirine karşıt, fakat Kürde ve bütün diğer azınlıklara karşı tek blok, yek vücuttur. Paranın yazı, tura yüzleri onlardır. Esasen yazı da gelse, tura da gelse her halükarda kaybeden biz olacağız. Fakat bu kez zemin yumuşak, üçüncü oyuncu var (HDP), paranın üçüncü seçeneği de var... Yüz yılda bir olsa da paranın dik durma olasılığı var. Artık sürecin üçüncü seçeneği, üçüncü yolu var. Tarihsel ve toplumsal olarak dik duranlar; ne yazı, ne de tura diyecek. Paranın dik durma olasılığı var, dik diyecek.

Fakat biz Kürtlere her defasında fenalık geliyor. Düşünün ki, Kürt sorununun çözümü tartışmaları “Kürt sorunu nedir? Var mıdır, yok mudur?” soruları ve saçmalıklarına sıkıştırılmak isteniyor.

Esasen derdi çözüm olmayanlar, sürecin ihtiyaçlarını kendine göre tarif ediyor. Kendini sürece göre değil, süreci kendine göre şekillendiriyor.

Egemenlik kültürü her hücresine öyle bir yerleşmiş ki, çıkar çıkarabilirsen. Statükocu, üstenci, dogmatik bakışından vazgeçmiyor, esasen vazgeçmeye de niyeti yok gibi görünüyor.

Politik kurnazlığı taktik beceri sananlar, Kürt sorununu çözmek değil de Kürt birliğini çözmeye, dağıtmaya daha hevesli görünüyor.

Örneğin, “Ne istiyorsunuz tam söyleyin!” diyenlere sadece...

“ANA DİLDE EĞİTİM istiyoruz, başka da bir şey istemiyoruz” desek nasıl olur?  Yazıyı okurken bile homurdanmaya başladılar, duyuyorum. Kürtçe pedagojiye uygun değil, diyen mi...

Kürt’e verirsen diğerleri de ister, diyen mi...

Anadil eğitim talebi üniter yapıyı dağıtır, diyen mi...

Kürtçe öğrenip ne yapacaksın, İngilizce öğren! Aklı veren mi...

Dertleri anadil değil, Türkiye’nin bölünmesidir nakaratından, bunu ileride hallederiz diyaloğuna kadar vardırılan onlarca ama’lar, fakatlar ile başlayan olmazlar masaya koyulur.

Bakın sadece bir madde, bir talep “ANA DİLDE EĞİTİM” desek...

Yüz yıldır işlenen suçlar, suçluların yargılanmasını.

Hakikatlerin araştırılıp, açığa çıkarılmasını.

Seçim sistemi ve partiler kanununun yeniden düzenlemesini.

Yerinde yönetimin güçlendirilmesi için valilerin seçilmesi, belediyelerin güçlendirilmesi.

Eşit yurttaşlık ve cinsiyetçilik, militarizm içermeyen bir Demokratik Anayasa yapılması.

Hapishanelerin boşalmasını sağlayacak yasal düzenlemeler.

Savaş suçları işleyen, işkence ve insanlığa karşı suç sayılan ihlallerin yargılanması garantisi.

“Faili meçhul cinayetlerin” faili belli katillerinin ve emir verenlerin açığa çıkarılıp yargılanmaları, katledilenlerin mezar yerlerinin belirlenmesi, aileleri ve toplumdan özür dilenmesi.

Tarihle yüzleşilmesi, soykırımlar için özür dilenmesi. (Homurtuların arttığını duyar gibiyim) Bakın çok değerli homurdanıcılar! Size yukarıda kısaca belirttiğimiz şu birkaç maddeden bile vazgeçip...

Yalnızca ve yalnızca buyrun? “ANADİLDE EĞİTİM İÇİN YASAL DÜZENLEME YAPIN” denilse, homurdanmanız geçer mi acaba?

Biz biliyoruz geçmez!

Sorunun kökten çözümü için ne yapılması gerektiğini ve hatta ne yapılmamaması gerektiğini de biliyoruz. HDP’nin çözüm gücü, iradesi, birikimi fevkaladenin fevkindedir.

Çözüm iddiasında olanlar önce derslerini iyi çalışacak, ödevlerini yapacak, kendilerini sürece iyi hazırlayacaklar. Deneme yanılma evresi bitti, geçti. Oyalama, geçiştirme şansı ve ihtimali de artık yok.

ZAMANIN TANIDIĞI TOLERANS tükendi, derdi ÇÖZÜM olanlar beri gelsin.

*HDP İstanbul İl Eşbaşkanı


Etiketler : Erdal Avcı,