Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi'nde korona salgını

05 Eyl 2021

İÇERİDEN

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde bulunan Özlem Seyhan, 9 Ağustos 2021 tarihli mektubunda şöyle diyor: “Cezaevlerinde pandemi dolayısıyla birçok uygulama halen sürüyor. Dışarıda kaldırılan kısıtlamalar tutsaklar için kalkmış değil. Mayıs ayı başında önce yan koğuşumuzda 10 arkadaşımız, ardından bir hafta sonra benim bulunduğum koğuşta 6 arkadaş korona olduk. Dışarıyla herhangi bir temasımız yok. Bu yüzden, hastalık bize cezaevi personelinden bulaşmış olmalı. İdare halen bu konuda bizi bilgilendirmiş değil.

O süre zarfında ilgili birçok kuruma dilekçe yazdık; ancak kimseden yanıt gelmedi. Karantina koşulları çok kötüydü. Karantina koğuşları ayrı, bir hastanın kendisine bakacak hali yok. Şu anda da öyle. Hava sıcak. Ne buzdolabı ne de soğutucu var. Karantina koğuşları cehennem sıcaklığında. Kör topal karantina sürecini atlattık. Geçen cuma 7 arkadaşımız daha korona olmuş. Onları da karantinaya gönderdiler. Nasıl bulaşıyor anlamış değiliz. İdare bize açıklamada bulunmuyor. Hastaneye gidişler oluyor ama dönüşte o kişiler 14 gün karantina koğuşunda kalıyor.

İki yıldır açık görüşümüz yok; ortak alanlardaki aktiviteler yapılmıyor. Hastalık bulaşmasın diye kısıtlamaları devam ettiriyoruz diyorlar ama günde iki kez sayım için personel koğuşlara giriyor. Aramaları da hiç aksatmıyorlar yani. Karantinaya alınan son 7 kişi arasında kronik hastalıkları olanlar var. Örneğin Güli Kara kalp hastası. Nitekim daha önce açık kalp ameliyatı olmuş. Yine Güli Daşçı’nın birçok kronik hastalığı var. Dahası ilaçlara karşı alerjisi var, ağrı kesici ilaç bile alamıyor. Birçok arkadaşımız aşı oldu. Ama biz yine de endişe içindeyiz. Ayrıca cezaevlerinde açlık grevleri devam ediyor.”

* * *

Kandıra 1 nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Tülin Soyhan, 17 Ağustos 2021 tarihli mektubunda şöyle diyor: “Ali Osman Köse, 22 yılı hücrede olmak üzere 37 yılını cezaevlerinde geçirmiş biridir. Gittiği revir ve hastanelerde hastalığına teşhis konulup, tedavi edilmediği için yakalandığı böbrek kanseri hastalığı üçüncü evrededir. Nitekim bu yüzden böbreğinin biri alınmıştır. Yürüyemez ve kendi başına hareket edemez haldedir. Dahası kullanması gereken ilaçları bile hatırlayamıyor. Bütün bu hususlar Adli Tıp’a iletildiği halde, kendisi tedavi edilmek üzere tahliye edilmiyor. Kamuoyunun dikkatine sunuyoruz.”

* * *

Bandırma 1 nolu T Tipi Cezaevi’nde bulunan Mehmet Emin Yıldırım, 26 Ağustos 2021 günü gönderilen mektubunda şöyle diyor: “Genel olarak durumumuz iyidir. Yanımdaki tüm arkadaşların selamı var. Her yerde olduğu gibi burada da süresiz dönüşümlü açlık grevinde olan arkadaşlar var. Uzun süredir burada hastaneye gidiş konusunda sorun yaşıyoruz. Daha doğrusu hiç gidemiyoruz. Sebep de şu: Cezaevi çıkışında askerin yaptığı aramada ağzımızın içi aranmak isteniyor; ağzımızı açmamız dayatılıyor.

Bu onur kırıcı bir uygulama olduğundan arkadaşlarımız da kabul etmiyor ve bu yüzden bizi hastaneye götürmüyorlar. Sağlık sorunları ciddi olan (yüksek tansiyon, kalp vs) arkadaşlarımız bu yüzden tedavi olamıyorlar. Kısacası hiçbir şekilde hastaneye gidemiyoruz. Bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açıyor. İlgili bütün mercilere başvuru yaptık. Henüz olumlu bir cevap alamadık. Yeni Yaşam gazetemiz de içeriye verilmediği için gelişmeleri takip edemiyoruz. Bu konuda destek bekliyoruz.”

* * *

Afyonkarahisar E Tipi Cezaevi’nde bulunan Hakan Gökcan, Yeni Yaşam okuyamadığı için idareden Evrensel gazetesi istemiş ama kendisine Evrensel gazetesinin Afyon’da satılmadığı söylenmiş. Elbette doğru değil ama o da “Biz neyin ne olduğunu biliyoruz. Benimkisi haber okumaktan çok dayanışma amaçlıydı. Çünkü gün, dayanışma günüdür ve bu zorlu günleri birlik ve dayanışma içinde atlatacağız. Toplumda insanlık, sevgi, şefkat, yardımlaşma, yiğitlik, mertlik, dürüstlük gibi kavramlar neredeyse yok edildi” diyor.

* * *

Kandıra 2 nolu F Tipi Cezaevi’nde kalmakta olan Barış İnan 17 Ağustos 2021 tarihli mektubunda şöyle diyor: “Ben 23 yıldır içerideyim. Ancak şimdi yeniden yargılanmaya başladım. Mahkemedeki yargılama bitecek, sonra dosya önce İstinaf’a ve sonra da Yargıtay’a gidecek. Sonuç benim aleyhime çıkarsa, dosyayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağım. Böylece içeride 50 yılı falan buluruz herhalde:)” Barış İnan uzun bir süredir içeride karikatür çiziyor. Son dönemde çizim işinde bir ‘ortağı’ var. Deniz Tepeli’nin bulduğu esprileri de çiziyor. Karikatür dergilerinde de görülen çifte imzalı karikatürlerden birini daha bugün burada sizlerin beğenisine sunuyor ve Barış İnan’a son mektubuyla birlikte gönderdiği 6 karikatürü için teşekkür ediyoruz.

MEKTUBU GELENLER:

---------------------------------

Özlem Seyhan - Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi

Tülin Soyhan - Kandıra 1 nolu F Tipi Cezaevi

Hakan Gökcan - Afyonkarahisar E Tipi Cezaevi

M. Emin Yıldırım - Bandırma 1 nolu T Tipi Cezaevi

Barış İnan - Kandıra 2 nolu F Tipi Cezaevi

Talip Yakışır - Menemen T Tipi Cezaevi

Bülent Parmaksız - Sincan 2 nolu F Tipi Cezaevi

Günay Kubilay - Sincan 2 nolu F Tipi Cezaevi

Ayhan Kavak - Siverek 1 nolu T Tipi Cezaevi

İçeriden

İçeriden


Etiketler : Hüseyin Aykol,