Doğa yağmasında ‘Rönesans’ devri

16 Eki 2021

Paris İklim Anlaşması’nın Meclis’ten geçtiği anlarda, ‘bağış’la gündeme gelen Rönesans Holding küresel ısınmaya neden olan petrokimya tesisleri için adım atıyordu 

Yusuf Gürsucu

Adana Ceyhan’da ‘Enerji İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’ içinde bin 300 hektar alanda ‘Ceyhan Mega Petrokimya Endüstri Bölgesi’ hazırlığı uzun süredir yapılıyor. Rönesans Holding petrokimya tesisini Cezayirli şirket Sonatrach ile 3 yıl önce adım atmıştı. Bölgede diğer şirketler de dikkat çekici. Azeri SOCAR şirketi, Turcas ve Hindistanlı Injaz ile birlikte ‘Ortak Girişim Grubu’ kurarak, Ceyhan’da entegre bir rafineri ve petrokimya tesisi kurup işleteceği duyurulmuştu.

Ceyhan abluka altında

Ortak Girişim Grubu kurulamadı ve ardından SOCAR yaptığı açıklamada, yeni bir petrokimya tesisi için yatırım kararı aldığını açıkladı. Çalık Holding ise Hindistanlı IOCL şirketi ile ortaklık kurup Tüpraş ihalesine katılmış, sonrasında ise Ceyhan’da IOCL ile ortak petrokimya tesisi kuracaklarını açıklamıştı. Bunun dışında Petrol Ofisi’nin de Ceyhan’da petrokimya tesisi kuracağı basında yer alırken, bölge adeta abluka altına alınırken, aynı zamanda bölge ekosistemi büyük bir kirlilikle yüz yüze kalacak.

Temeli Erdoğan attı

AKP’li Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’ın temel atma törenine katıldığı tesisin, yakıt ihtiyacını kendi ürettiği hidrojeni kullanarak karşılayacağı, elektrik ihtiyacının çok büyük bir bölümünün ise Rönesans’ın hidroelektrik santrallerinden (HES) tedarik edileceği belirtildi. Toplam üretim kapasitesi yıllık 450 bin ton olacağı ifade edilen ve 2025 yılında faaliyete geçeceği söylenen Ceyhan polipropilen üretim tesisinin, 1.7 milyar dolarlık yatırım olacağı ve Türkiye’nin dış ticaret dengesine yıllık 250 milyon dolar seviyesinde pozitif katkı sağlayacağı iddiaları öne sürüldü.

Çok ortaklı yatırım

Ana ortakları arasında Cezayirli enerji şirketi Sonatrach’ın yer aldığı projede, en güncel teknoloji altyapısı kullanılacağı vurgulanırken Sonatrach’ın 2040 yılına kadar yıllık yaklaşık 550 bin ton ham madde sağlayacağı belirtiliyor. ABD’li UOP Honeywell ve Hollandalı LyondellBasell, projenin teknoloji altyapısının lisansörleri olacak. Yapım sürecinde mühendislik çözümlerinin geliştirilmesi, tedarik ve inşaat faaliyetlerinin yürütülmesi ise Rönesans ve İspanya’nın mühendislik şirketi Tecnicas Reunidas ortaklığıyla gerçekleştirilecek.

Belçika, Fransa, Norveç

Ürünlerin Türkiye pazarındaki tüm firmalara dağıtımının Belçika merkezli, 55 ülkede 50 bin müşterisi olan Ravago ile işbirliği yapılacak. İnşaat ve işletme döneminde, operasyon ve bakım hizmetlerinin yönetimi ve sürdürülebilir üretimin sağlanmasını ise Fransız SPIE şirketi ile çalışılacak. Polipropilen üretim tesisinin yanı sıra bölgenin sıvı yük depolama ve terminal hizmetleri içinse Norveç’in Stolt-Nielsen grubu ile ortak yatırım yapılacak.

Rönesans yönetici şirket

Rönesans Holding’in elinde bulunan 5 şehir hastanesini Danimarkalı ISS şirketine satması dikkat çekiciydi. AKP iktidarı döneminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Saray’ı ve MİT yerleşkesi de dahil olmak üzere pek çok ihaleyi adrese teslim alırken, Cezayirli bir şirket ile Adana’da 1 milyar dolarlık petrokimya yatırımına hazırlanan holding, Port-Roterdam ve Adana Sanayi Odası’nın işbirliği ile petrokimya sanayi bölgesinin yönetici şirketi oldu. Rusya’da gerçekleştirdiği onlarca işin yanında 2019’da 15 adet üniversite hastane yapımı için Rusya ile anlaşma yaptı.

Alıyor, satıyor!

5 ilde KÖİ modeli ile inşa ettiği şehir hastanelerini Danimarkalı bir şirkete devretmiş olması ise birçok kesim tarafından şaşkınlıkla karşılanmıştı. Bu devrin ardından yaklaşık 10 yıldan bu yana bir türlü bitirilemeyen Antep Şehir Hastanesi’ni Rönesans Holding’in aldığı duyuruldu. Antep’te Primall AVM yatırımı olan Rönesans Holding, Kayı grubunun hisselerini satın aldığı ve Kayı İnşaat’ın 635 milyon euroluk kredisinin de yapılandırılması için çalışmalara başlandığı belirtildi. Rönesans’ın, hastane inşaatını bitirmek için İtalyan şirketi Webuild ile de ortak olarak yoluna devam edeceği öğrenildi.

Pandora belgeleri

Washington DC merkezli, bağımsız Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) adlı kuruluşun yayınlamaya başladığı Pandora Papers belgeleri içinde Türkiye’den 220’den fazla ismin yer alması dikkat çekerken, Rönesans Holding’in para trafiğini DW Türkçe paylaştı. Tüm dünyada eşzamanlı olarak yayınlanan ve Deutsche Welle’nin incelediği Pandora Papers belgeleri içinde Rönesans Holding ile ilgili çarpıcı detaylar yer aldı. Sadece kamuya açıklanan ihalelerin detaylarına göre son beş yılda yaklaşık 16 milyar liralık 10 ihale alan Rönesans Holding; Pandora Papers belgelerine göre kamu projelerinden elde ettiği kârların bir kısmını vergiden kaçınmak için Britanya Virjin Adaları’na aktardı.

Virgin’de 2 şirket kuruldu

Belgelerde Rönesans Holding’in kurucusu Erman Ilıcak’ın annesi olan Ayşe Ilıcak’ın, Alcogal firması aracılığıyla Dolmine International Ltd. ve Covar Trading Ltd. adlı iki şirket kurduğu görülüyor. İki şirket de Rönesans Holding’in üstlendiği ve halkın ödediği vergilerle yapılan Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın inşaatı devam ederken 17 Mart 2014’te kurulurken, her iki şirketin de İsviçre’de faaliyet göstereceği belirtildi. Şirketlerin sermaye kaynağı da Rönesans Holding’in çalışma alanları olan “inşaat, gayrimenkul ve enerji üretimi sektörlerinde faaliyet gösteren aile şirketi” olarak kayıtlara geçtiği görüldü.

105 milyon dolarlık ‘bağış’

Deutsche Welle Türkçe, Covar Trading Ltd.’nin hesaplarını yöneten İsviçreli Kendris Ltd. firmasının mali raporlarını inceledi. 30 Haziran 2017’de hazırlanan rapora göre Covar Trading Ltd.’nin hesaplarına 2015 yılında 105 milyon 524 bin 132.32 ABD doları girdiği görülüyor. Aynı yıl 105 milyon 484 bin 952.46 doların “bağış” adı altında şirket hesabından çıktığı görülürken bu bağışın nereye gittiğinin belli olmaması bağışın bir rüşvet ilişkisi bağlamında yapıldığı iddiaları ortaya atıldı. Erman Ilıcak’ın annesi Ayşe Ilıcak’ın bir diğer firması Dolmine International Ltd.’nin mali raporunda ise yine 2015 yılında 105.212.000.00 doların şirketin İsviçre’deki Banque Pictet & Cie hesabına yattığı anlaşılıyor.

Rusya’da vergi skandalı

Ayşe Ilıcak menkul varlığını vergi cennetlerine taşırken, Rönesans Holding’in sahibi Erman Ilıcak ise deklare ettiği şahsi servetini 2015’ten bu yana ikiye katlayıp 2.1 milyar dolardan 4.4 milyar dolara yükseltti. Diğer yandan Holding’in adı Rusya’da da vergi skandalına karıştı. Rönesans Holding’in Rusya’daki yöneticisi Alexander Tarasyuk en son geçen yıl yaklaşık 10 milyon dolarlık vergi kaçırmakla suçlandı ve ardından 11 milyon dolar ceza ödemesiyle dosya kapatıldı. Kamu denetiminden sorumlu “Rus Araştırma Komitesi”, 2017’de de Tarasyuk’un, şirketin yaklaşık 1.3 milyar dolarını ülke dışına usulsüz yöntemlerle kaçırdığını, firmanın günü birlik şirketler kurarak yalan beyanlarda bulunduğunu rapor etmişti. Açılan soruşturma sonunda Rus otoriteleri, 2019 yılında Rönesans Holding’i rekor bir ceza ile 83.7 milyon dolar ödemeye mahkûm etmişti.

Aksoy Holding’den petrokimya bölgesi

Türkiye Varlık Fonu (TVF), 20’ye yakın madenin çıkarılması ve işlenmesinin Maden Holding’e bağlanacağını ve petrokimya endüstrisinin de bu holdinge bağlanacağını açıklamıştı. TVF eski Başkanı Mehmet Bostan, yaptığı konuşmada, “Nitelikli endüstri bölgesi bünyesinde doğalgaz türevlerinden petrokimya üretimi yapan yeni nesil bir petrokimya tesisi kurulacak. Yatırımın toplam büyüklüğünün yaklaşık 40 milyar doları bulması bekleniyor” diye duyurduğu Singapur’un devlet şirketi Subrana, Jurong ve Aksoy Holding ortaklığıyla “Diyarbakır-Urfa arasına petro-kimya merkezi olacak bir endüstri şehri kurulacağı” belirtilmişti.

Endüstri kenti

Petkim’in özelleştirilmesi ihalesine birlikte girerek Azerbaycan petrol şirketi SOCAR’ı Türkiye’ye taşıyan Aksoy Holding Kurucu ve Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Aksoy geçtiğimiz aylarda Dünya Gazetesi’ne verdiği bir röportajda, “Singapur Modeli Endüstri Parkı, yeni nesil sanayi kümelenmesi ve sosyo-kültürel gelişme modelidir” derken, Singapurlu paydaşlarının da bu projeye çok inandıklarını belirterek, “İstekli olmasalardı inanın bizi 10 yıl beklemezlerdi” yorumunda bulunurken bu projenin halen rafa kalkmadığını ve gündemde olduğunu ortaya koyuyordu.

Petrokimya yaşamı zehirler

Özellikle son 40-50 yıldır yoğun sanayileşmeye bağlı olarak hızla kirlenen doğal yaşam, büyük bir tehdit altında. Son 20-30 yılda yaratılan çevre kirliliğiyle hava ve suda kritik değerler aşılmış, bununla birlikte büyük bir kuraklık yaşanmakta. Fosil yakıtlar ve petrole dayalı petrokimya ürünleri ile petrol arama, sondaj, taşıma, işleme süreçleri ve kazalar sonucu oluşan petrol sızıntılarının yarattığı kirliliği dünya artık taşıyamaz halde. Ceyhan’ın bin 300 hektarlık tarım alanının endüstri bölgesi olarak düzenlenmesi ve bu sürece eklenecek yeni limanlarla birlikte deniz ekosistemine, yeraltı sularına ve tarım arazilerine büyük zararlar vereceği ortadadır.

Hava, su, toprak ve insan!

Petrokimya doğal gaz veya petrol kullanılarak üretilen bileşiklerdir. Bu işlem benzen, etilen, metanol, propilen vd. kimyasal ürünlerdir. Petrokimyasalların üretimi çevre ve insan sağlığını etkileyen atık ürünler (plastik vb.) üretirlerken, birincil bileşenleri olan doğal gazlar ve petrol, ekstraksiyon işlemi sırasında kendi atıklarını ortaya çıkarır. Petrokimya üretimi hava kirliliğine, su kirliliğine ve toprak kirliliğine neden olmaktadır. Araştırmacılar, petrokimya tesislerinin emisyonları kansere neden olduğunu belirlediler ve çevredeki bölgelerde solunum yolu hastalıklarında ciddi artışlar tespit ettiler.

Meclis’te tiyatro oyunu

Petrokimya tesisleri tarafından yayılan farklı hava kirleticilerinden bazıları, partikül madde, karbonmonoksit, nitrojen oksit, hidrojen sülfür ve daha birçok zehirli gazları atmosfere salmaktadırlar. Meclis’te Paris İklim Anlaşması’nın onaylanmasının ardından karbon yakıtlara dayanan üretimlerin kısılması gerekirken, çok büyük ölçekte birçok petrokimya tesisinin kurulması bu imzanın hiçbir karşılığının olmayacağını tek başına gösterirken Meclis’te adeta tiyatro gösterisi yapılmıştır. Petrokimya endüstrisi, küresel ısınmadan sorumlu başlıca sera gazları için önemli bir kaynaktır ve ayrıca biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistemlerin yok edilmesini ortaya çıkaran tesislerdir.


Etiketler : Yusuf Gürsucu,