Ekonomi Gündemi- Hüseyin Deniz

04 Eki 2019

Değişim Başlıyor…

AKP hükümetinin yeni ekonomik çıkış sloganı: “Değişim Başlıyor”… Üçüncü kurtuluş reçetesi Bakan Damat Berat Albayrak’ın ağzından duyuyoruz. Tarih: 30 Eylül 2019. Aynı Albayrak bundan bir yıl 10 gün önce de yine bir ekonomi paketi açıklamıştı. Bakan Albayrak, bakan olarak ilk açıkladığı ekonomi programını takdim ederken, ”Ana motivasyon kaynağı yeni bir başarı hikayesi yazma hedefi. Bu yüzden adına Yeni Ekonomi Programı” deyivermişti. O günden bu yana yani tam tamına bir yıl 10 günlük süre içinde aynı bakandan yani Damat Berat Albayrak’tan, tam üç kapsamlı uzun vadeli ekonomik paket “müjdesi” geldi. Bütün paketler açıklanırken, sanki artık başka bir paket olmayacak, tüm olumsuzluklar artık son bulacak edası vardı. Ne oldu? Tam tersi… “Yeni bir başarı” hikayesi yerine başarısızlık hikayeleri çıktı. 20 Eylül 2018’de açıklanan Yeni Ekonomik Program tutmadı. Yeni bir başarı hikayesi yazılamadı; mecburen, 6,5 ay sonra 10 Nisan 2019 günü “Reform Paketi” devreye konuldu. Ancak, bu hikaye de anlatıldığı gibi çıkmadı. Hedefler tutturulamadı. Reformlar da ekonomiyi toparlayamayınca, aradan 5 ay 20 gün sonra bu kez artık değişime karar verildi. İşin garip yanı her program açıklandığında iktidarın etrafında kümelenen ekonomi çevrelerinin büyük alkış ve tezahürleri de paketleri kurtarmaya yetmedi. Şimdi bir yenisi devrede. O da 3 yıllık. Peki yansıması? Toplumda güven kalmadı. Sadece bir yıl önceki ile bir yıl sonraki rakamlara bir bakmak yeter de artar… Örneğin, 2019 için büyüme hedefi yüzde 2.3’ten binde 5”e düşürülürken, enflasyon 15.9’dan 12.0’a indiriliyor. Buna karşın işsizlik, 12.’den 12.9’a çıkarılmış. 17 yıldır iktidarsınız. Bir yıl önce açıkladığınız hedeflerin hiç birini tutturamamışsınız! Sırada iktidarın değişimi var!

Kriz derinleşiyor…

Türkiye’de kriz her geçen gün daha da büyüyor. En büyük kanıtı da peş peşe açıklanan ekonomik ve yargı paketleri… Şimdiye kadar açıklanan paketlerin çetelesini tutan var mı? Sık sık reçete değiştiriliyor. Demek hastanın durumu iyi değil, giderek kötüleşiyor. Doktor hastayı iyileştiremiyor. Hükümet açısından da durum bu. Hükümetin toplumu dizayn ettiği iki alanda işler sarpa sarıyor. Biriyle geliri, diğeriyle adaleti dağıtıyor. Gelirin de adaletin de ne kadar eşitsiz dağıtıldığı ortada!. Bir diğer nokta. Bu kadar yaz boz, her türlü denetim ve hesap verilir olmaktan iyice uzaklaşmayı ifade ediyor. Keyfiyetçi yaklaşım her alanda örnekleniyor. Hükümetin ve iktidarın yaptığı hiç bir şey kontrol edilemiyor. Mutlak güç; Çizgi filimlerde çocukların bir dönem çok kullandığı “Ben Himen (He-man)” demesi gibi. Tüm bunlar AKP iktidarının Osmanlının yayılma siyasetiyle yani savaş ekonomisiyle ülkeyi yönetme anlayışından geliyor. Bu nedenle de daha çok demokrasi yerine her gün daha çok güvenlik diyor. Suriye savaşı ve Kürt meselesinin güvenlik anlayışına terkinden bu yana Türkiye ekonomik olarak da daha çok krize gömülmeye başladı. Örneğin, 2014-2015’teki sürece ve göstergelere, bir de 2016 ve sonrasına bakın. Yani Türkiye’de barış havasının hakim olduğu dönem ile savaş, güvenlik öncelikli havanın etkin olduğu dönemler. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Aralık 2016’da "Size bir müjde veriyorum; OECD, Türkiye'nin de içinde yer aldığı 8 devletin orta gelirli ülkeler sınıfından yüksek gelirli ülkeler sınıfına geçtiğini açıkladı" demişti. Ne oldu? Yıllık gelirde kişi başına gelir 25 bin dolar olmadı. Aksine 9 bin dolara geriledi. 4 milyonun üzerinde resmi işsiz var. Enflasyon artıyor. Yoksulluk yayılıyor. Üretim en düşük seviyede. CHP Genen Başkanı’nın açıklamasına göre, Suriye savaşının Türkiyeye maliyeti 40 milyar dolar… Bu günlerde en çok konuşulan meselelerin başında deprem geliyor. CHP liderinin açıklamasına göre, deprem için toplanan para 36 milyar dolar civarında. Nereye gitti? Yoksa o da Suriye savaşına mı harcandı?

Bir yıla 8 paket sığdırıldı: Yetmedi…

1- Yeni Ekonomik Programı Paketi (20 Eylül 2018)

2- Enflasyonla Topyekün Mücadele Paketi (9 Ekim 2018:

3- KOBİ Değer Kredisi Paketi (10 Ocak 2019)

4- Seracılık Kredi Paketi (10 Şubat 2019)

5- KOBİ Değer Kredisi -2 (1 Mart 2019)

6- Yapısal Dönüşüm Adımları Paketi (10 Nisan 2019)

7- İleri, Verimli, Milli Endüstri (İVME) Paketi (23 Mayıs 2019)

Yargı da ekonomiden farklı değil:

12 Eylül Anayasası hala yürürlükte. Türkiye’nin ihtiyacı olan bir anayasa yapılmadı. Anayasa, sık sık yapılan değişiklikler ile bohçalı yamaya döndü. Artık yama da tutmuyor. 2013’te dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan 4. yargı paketini imzalamıştı. Yetmedi iki yıl sonra bu kez 17 Nisan 2015’te Başbakan Davutoğlu yeni bir yargı paketi daha hazırladı. 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrasında yapılan değişiklikler ile yasaları askıya alan Kanun Hükmünde Kararnameleri de saymıyoruz…

Hüseyin Deniz

Hüseyin Deniz


Etiketler :