Eksik Hikaye’yi tamamlamak

14 Ağu 2021

Tin Padridam Exasa

Vatanımı kaybettim,

Ağlayıp acı çektim.

Ağlayıp anıyorum

Unutamıyorum.

Yeter ki bir defa daha

Avlumun kuyusundan

Su içip gözlerimi yıkasaydım

Mezarlarımı kaybettim

Gömdüğüm ve unutamadıklarım

Ailemi anıyorum

Ruhumda taşıyorum

Kiliseler boş

Manastırlarda kandil yanmıyor

Pencere kapılar

Sonuna kadar açık

Pontos Türküsü(*)

Stockholm. Mesut Ekrem Kavallı’nın yeni çıkan “Geçmişle Yüzleşirken / Eksik Kalmış Hikayelerini” okurken (**) , eğer 1915-22 soykırımı olmasaydı, Anadolu coğrafyasında farklı hikayeler yaşanacak ve yarım kalan hikayeler tamamlanacaktı diye düşündüm.

Çok ortaklıklar buluyorum, Mesut Ekrem ile. Öncelikle ailem gibi o da Tokat kökenli. On küsur yıl önce, gittiğimde Tokat merkezinde Ermeni mahallesinde bulunan kadim Yazmacılar Merkezi’ni kapısına kilit vurulmuş bulmuştum, kentin dışına atılmıştı. Dayısı Tokat kalesinin altındaki evlerini, Tokat’ta hala var olan az sayıdan Ermenilerin birinden kiralamıştı.

Tokat ve Sivas’ın bir özelliği de, Çerkesleri barındırmasıdır. Bu nedenle evlilik yoluyla Çerkeslerle hısımlık da yaygındır, benim ailem de de olduğu gibi.

Kıyımlar sarmalı başlamadan önce 200 bin nüfusa sahip Tokat Sancağında 38 bin Ermeninin yaşadığını belirtiyor Ekrem Kavallı, 1914 sayımında ise Sancağın Rum nüfusunun ise 14 bin olduğunu belirtiyor. 

“Anastasya teyzeyi 1993 yılının sıcak bir yaz gününde görmüştüm. O zamanlar Almanya’nın güney şehri Heilbronn’da, ailemin yanında yaşıyordum. Anastasya bizim eve ziyarete gelmişti” diye başlıyor “Anastasya’yı Ararken” başlıklı bölüme.

Mesut Ekrem Kavallı, 1973 Almanya doğumlu olduğuna göre, ailesi 60’larda giden ilk “misafir işçi” kuşağından.

Almanya’da misafir işçi olarak kalan Anadolu’nun yitik çocukları birbirlerini bulacaktı. İşte Mesut Ekrem çocuk iken tanışacaktı Anastasya teyzesiyle. Ve yıllar sonra onun peşine düşecekti.

Onun içini bir Çerkes olarak biraz olsun rahatlatan ifadelerden biri “Bizi Çerkesler kurtardı”  tanıklığı olacaktır. Zohrab’ın katillerinden farklı olan vicdanlı Çerkeslerin de var olduğunu öğrenmek. Tıpkı vicdanlı Türklerin, Kürtlerin var olduğunu öğrenmek bizleri hoşnut etmesi gibi. Vicdanlılar arasında bir Arap şeyhi de hayır ile anılacaktı.

Ben de hep Yester halamın peşine düşmeyi hayal etmişimdir. Bakırköy’de kaymakam evimizin en değerli misafirlerindendi. Misafirden de öte günlük yaşamımızın bir parçasıydı. Onun yaptığı özel portakal reçeli hala aklımda. Kesilen portakal kabukları önce özel bir kireç içine yatırılırdı. Sonra artık adına reçel mi, yoksa şekerleme mi ne diyecekseniz deyin. Ondan dolayı bayramlarımıza paskalyayı da eklemiştik.

Aslında Yurtsever adına, en çok Anadolu’nun yitik çocukları layık. Dünyanın hangi köşesine gitsem, Türkiye’nin farklı zaman kesitlerinin, yaşayan parçalarını buldum.

Brezilya’da Sao Paolo’da Maraşlı Ermenilerle buluştum. Bir yaşlı amca Maraş şivesi ile, Türkçe, “kolumu kesen Maraşlı kanı akar” demişti bana. Antepliyle, Dikranikertli ile tanıştım 4 kıtada. Hepsiyle Türkçe konuştum.

Çocukluğumun İstanbul ağzını onlarda buldum.

“Gerçek tarihi, alternatif tarih yazılımından öğrenme zamanı geldi de geçti” diyor Kavallı: “Ezilenin yanında olmak, haksızlığa karşı tavır almak, yanlışa yanlış, doğruya doğru demeyi gerektiriyor. 1894-96 Ermeni-Süryani katliamları, 1909 Adana Ermeni katliamı, 1915 Ermeni-Süryani Soykırımı, 1919 Pontos Soykırımı, 1921 Koçgiri katliamı, 1934 Trakya Yahudi Pogromu, 1938 Dersim Soykırımı, 1942 Varlık Vergisi talanı, 6-7 Eylül 1955 Pogromu, 1974 Kıbrıs’ın işgali, Çorum, Malatya, Maraş, Sivas Alevi katliamları, Sinagoglarda gerçekleştirilen katliamlar, Askeri-Sivil cuntalar, on yıllardır devam eden Kürt katliamları, Romanların karşı karşıya kaldıkları yer yer linçe dönüşen baskılar, kadın sorunu, homofobi… Bütün bunlarla yüzleşmek zorundayız”.

Anastasya’yı ararken Sofiya ile tanışır, onun hikayesini kayda geçer, Lusine’nin öyküsü, Daron’un anlattıkları gelir peşinden. Daha sonra, Artin’in anlattıkları.

Daron’un Muş olduğunu bilmeyiz çoğumuz. Sasun’dur bölgenin adı. Ermenice yanında Arapça konuşurlar, Kürt aşiretinin dili. Köylerinde hala Müslüman olmuş Ermeniler var. Pürşenkli Daron’un babası bir gün, İstanbul yollarına düşmeye karar verir Kurtalan Expresi ile. Öğrenen ağa yollarını keser. Bir zamanlar “Ermenisi olmayan aşirete, aşiret denmez” derlermiş. Yani yarı serf durumu. Ağa, “İzin almadan nereye?” der.  “Sen gidersen git! Karına ve çocuklarına el koyuyoruz. Zaten ben everdim sizi!” Daron sıkı durur, ağa inat etmez. Ama yıllar sonra yolları kesişir İstanbul’da. Görüşürler. Hatta babasının cenazesine ailecek gelir eski ağa. Ermeniye yaşam tanımayan devlet, Kürde tanır mı? Onun da sırası gelmiş demek ki.

Daron’a Teziş Matbaası’nda iş bulan  Aram Dayısı İsveç’te şimdi. Kimbilir belki bir gün Kemal Yalçın, kitaba yazdığı önsözde Anadolu’nun yitik çocukları olgusunu iyi özetlemiş:

”Osmanlı İmparatorluğu’nda son nüfus sayımı 1914 yılında yapılmıştı. Bu sayıma göre şimdiki Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde çeşitli milliyetlerden ve dinlerden toplam 16,5 milyon kadar insan yaşıyordu. Ermenilerin, Rumların, Pontosların, Süryanilerin, Yahudilerin, Ezidilerin, Nasturilerin, Keldanilerin, Levantenlerin ve Müslüman olmayanların toplam sayıları ise 4 milyon kadardı. Her dört kişiden biri Müslüman değildi. Eğer katliamlar, soykırımlar olmasaydı, insanlar huzur içinde yaşasalardı günümüzdeki 85 milyonluk Türkiye’de 15-20 milyon kadar Müslüman olmayan insanlar olması gerekirdi. Halbuki günümüzde Müslüman olmayanların toplam sayısı yüz binin altına düşmüştür. Nereye gitti bu insanlar? Ne oldu Anadolu’nun Evlatlarına?

Çerkes Soykırımı’nda sağ kalan ataları 1860’larda Kafkaslardan gelmiş olan Mesut Ethem Kavallı bu sorulara vicdanıyla hesaplaşarak dürüst, gerçekçi bir yazar kimliğiyle iki Pontos, üç Ermeni canlı tarihin hayatlarına mercek tutarak cevaplar veriyor. Yazar aynı zamanda kendi  geçmişiyle hesaplaşıyor, dünden bugüne kendi hayatına ışık tutuyor.”

(*)Kitaba şu adresten ulaşabilirsiniz: [email protected]

(**) Bu Pontos türküsüne, Dersimli Devrim Kavallı’nın East Westend Divan Enseble / Doğu Batı Divanı ile birlikte hazırladığı ve Kalan Müzikten çıkan Dal Dala adlı cd’sinde bulabilirsiniz. CD’de Ermeni (Orortsayin,Dal Dala, Mer Dan Idev, Kun Yegir Balas, Kani Vur Chan im, Kele Kele, Sarı Gelin), Kürt (Penaber), Pontus (Tin Padridam), Türk (Der Zor) ve Zaza (Dae dae) dillerinde türküler yer almakta.

 

Ragıp Zarakolu

Ragıp Zarakolu


Etiketler : Ragıp Zarakolu,