En büyük felaketimiz!

06 Ağu 2021

Kelimenin gerçek anlamıyla Türkiye yangın yeri. Yıllardır bu ülke ekonomiden siyasete, toplumsal yaşamdan eğitim ve sağlık politikalarına kadar zaten ülke yanıyordu. Şimdi artık fiziken de yanıyoruz. Hepimiz kendi yaratımımız olan cehennemimizi yaşıyoruz.

Ülke yanıyor ama sorumlusu yok. Pardon, aslında gerçek sorumlu dışında herkes bu işin sorumlusu! Türkiye’nin Akdeniz kıyılarında yangının başladığı ilk gün, “manipülasyonlara başlayıp ırkçılık devşireceklerini” yazmıştım. Maalesef hemen o günden başlayarak ateşe attıkları ülkede ırkçılık ateşini de körükleyerek yangını harladılar. “Terör saldırısı, sabotaj, suikast” sözleriyle, “bu yangınlar normal değil, aynı anda birden fazla noktada çıkması şüpheleri derinleştiriyor” diyerek yangını söndürmeye koşanların linç edilmesine sebep oldular. Yıllar önce yapılan ve gerçekliği şaibeli kimi paylaşımları dolaşıma sokarak Kürtleri “potansiyel fail” ilan ettiler; bunun üzerinden ırkçı çeteleri silahlandırarak sokaklarda Kürt avına çıkardılar.

Ülke bu yalan siyasetiyle oyalanırken, manipülasyonlarla insanların tepkileri “her dönemin düşmanı” Kürtlere yöneltilirken, yangının neden söndürülmediği, neden yeterince müdahale edilmediği sorusunu sormak kimsenin aklına gelmedi. Felaketin boyutu büyüyünce neyse ki insanlar asıl soruyu sormaya, “vergilerimiz nerede, neden bu ülkenin yangın söndürme uçakları yok, neden THK uçakları müdahale etmiyor, neden topluma saldırmak için alınan TOMA’lar bu iş için kullanılmıyor, Azerbaycan’dan gelen küçük bir gönüllü birlik bu iş için didinirken ordu neden yangına müdahale etmiyor” diye sorgulamaya başladı. Bütün bu sorulara da cevapları hazır! “Dert etmeyin yangından mağdur olanları öyle bir ihya edeceğiz ki, evleri yanmayanlar neden benim evim yanmadı diye pişman olacak” sözleriyle yüzsüzlüğün nirvanasına ulaştılar. Neredeyse “iyi ki yangın çıktı” demeye başlayacaklar. Bu yüzsüzlüğe yönelik tepki büyüyünce bu kez “sorumlu belediyelerdir” demeye başladılar. Kısacası bu ülkeyi 19 yıldır yöneten iktidar dışında herkes sorumlu. İktidara göre çıbanın başı Kürtler; Kürtler baş sorumlu, orman köylüsü sorumlu, muhalefet sorumlu, belediyeler sorumlu, dış güçler sorumlu, termik santral konusunda uyarılarda bulunan ekoloji hareketleri, sivil inisiyatifler sorumlu, “neden yangın söndürülmüyor” diyen sanatçılar, toplumun değişik kesimleri sorumlu… Bir tek iktidar sorumlu değil, bir tek bu ülkeyi neredeyse çeyrek asırdır yönetenler sorumluluktan muaf. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir konfor ve lütuf yok. Her şeyi yapacaksın, 19 yıl ülkeyi yöneteceksin ama yaşanan hiçbir felaketten sorumluluk duymayacaksın! Haşa ilahi kudretin bile bu kadar muafiyeti yok. En son dün Cumhurbaşkanı çıktı, dünyada yaşanan ekolojik felaketi, çıkan yangınları tek tek anlatarak ülkenin bir baştan bir başa yanmasını normalleştirdi. Yaşanan küresel ısınma sonucu bu tür felaketler dünyanın dört bir tarafında yaşanıyor. Doğru. Ama bütün dünya bu işle mücadele ederken aynı zamanda bu felaketlerin nasıl engellenebileceğini sistemin yıkıma uğrattığı ekolojinin nasıl kurtulacağını tartışıyor. Bunu tartışmayan tek ülke Türkiye, bunu tartışmayan ve önemsemeyen tek iktidar bu ülkenin iktidarı.

Türkiye ve dünyada bir ekolojik felaket yaşanıyor. Ama bu ülkenin dünyadan farklı olarak yaşadığı en büyük felaket her şeyi çürüten, insanların algısını ve sorgulama melekelerini rehin alan, ülkeyi ateşe atan ve günün sonunda da hiçbir şeyin sorumluluğunu almayan yönetim anlayışıdır.

Kenan Kırkaya

Kenan Kırkaya


Etiketler : Kenan Kırkaya,