Halk sokakta alternatif arıyor

08 May 2021

'Kolombiya'da zaten fakir olan ve her geçen gün daha da fakirleşen topluma yönelik daha ağır vergilendirme yapmak, sistemin tıkandığı, artık yürütülemediği anlamına geliyor ki, olan da bu. Uribe ve Duque kaybedecek gibi ama burada sorun muhalefetin çözümsüzlüğü'

Aykan Sever

Kolombiya'da 28 Nisan'da başlayan ve devam etmekte olan direniş dünyanın dikkatini üzerine topladı. Herkes kendi meşrebince olayı yansıtmayı yeğledi. Örneğin egemen uluslararası medya genelde bu olaylar sırasında özellikle ön plan çıkan yaygın-sistematik devlet terörünü gizlerken haksızlıklara isyan eden halkı suçlamayı tercih etti.

Biz de bu tür yanıltmacaları bir kenara bırakıp ne olup bittiğini öğrenmek için yıllardır Güney Amerika'da yaşayan şimdi de Kolombiya'da olan gazeteci arkadaşımız Erol Polat'a başvurduk.

*Kolombiya'da son isyanın çıkışında görünür sebep olarak "yeni vergi yasası" ileri sürülüyor, sana göre gerçek neden ya da nedenler neler

Her şeyden önce dünya çapında yaşanan toplumsal krizin etkisi bu kıtada da çok belirgin bir şekilde hissediliyor. Dünya çapında ekonomik krizden bahsedilir ancak bu ekonomik kriz şirketleri değil toplumu etkileyen ve krize sokan bir durum olarak görülüyor. Sermaye kesimleri devletleri aşarak ya da kullanarak kazançlarını artırırken vergi vermeden kârlarına kâr ekliyor. Bu yetmiyormuş gibi bir de devletleri borç altına sokarak denetime alma durumu var.

Toplumların kendilerine yönelik bu krize karşı seslerini yükseltirken muhatap olarak şirketleri değil de devleti bulmaları, şirketlerin devleti kendilerine bir zırh aracı olarak kullanmalarından kaynaklanıyor. Görünürde hiçbir etkilerinin olmayışı, yine bu şirketlerin ulus devlet üstü hareket etmeleri, toplumun bunu görmemesine neden oluyor. Görünürde tek muhatap devlet. Yani, devletin şiddet mekanizması toplumu bastırmaya yönelik harekete geçiyor.

Hatırlanacağı gibi iki sene önce Şili ve Ekvator'da aynı sebepler ile benzer olaylar yaşandı ve geçici olarak sorunlar rafa kaldırıldı. Aslında Şili ve Ekvator ulus devletleri sorunlara çözüm bulamadığı için şu anda Kolombiya'da da aynı şekilde olaylar yaşanıyor.Arjantin ve Meksika'da muhafazakâr hükümetlerin tıkanmaları sonucu hükümet el değiştirdi yoksa sol ve ilerici olarak kendini adlandıran kesimlerin çözüm önerdikleri ve bu çözüm önerileri ile kazandıkları söylenemez. Zapatistaların bugün Avrupa'ya doğru yola çıkmaları bunun bir göstergesidir. Benzer örnek olarak Arjantin hükümeti krizden çıkış yolunu hala bulmuş değil ve ülke her geçen gün daha fazla fakirleşiyor.

Toplumsal krizde Brezilya en uç nokta gibi görünüyor ve seçim ile bir değişiklik olmaz ise büyük bir toplumsal patlama yaşamaya taliptir. Brezilya patlarsa, dünya bunu Latin Amerika baharı olarak adlandırılacaktır. Arap Baharı ne kadar sarsıntılara yol açtıysa benzer şeyler burada da olur. Bu durum yaşanmasın diye solcu ve ilerici olarak adlandırılan Lula'ya yönelik davaları düşürdüler. Gelecek seçimlerde aday olabilir ve kazanma şansı Biden kadar garantili. Peki, Lula’nın bu kıtanın sorunlarını kaldıracak çözüm önerileri ve perspektifi var mı? Geçmiş pratiğe bakıldığında o pratiği aşan bir söylem şu ana kadar yok. Dolayısıyla Arjantin ve Meksika gibi ancak geçici çözüm ve tansiyon düşürme olur.

Örneğin Venezuela yıllardır bu krizi yaşıyor ve sorunu dışarıda arama durumu ile idare ediyor. Solcular Maduro'yu eleştirmediği için kıtada solculuk adına gösterilen en kötü yönetim biçimi olarak topluma yansıyor. Şöyle ki, Venezuela son yıllarda dışarıya oldukça çok göç veren bir ülke. Bu göçten nasibini alan ülkelerden biri olan Ekvador’da bir ay önceki başkanlık seçimlerinin ikinci turunda Venezuelalıların eline pankart verilerek ‘bizim gibi olmak istemiyorsanız ona göre seçiminizi yapın’ pankartlarıyla dolaştırdılar. Bunu muhafazakâr başkan adayı Guillermo Lasso’nun organize ettiği söylendi. Şu anda kıtada en çok nefret edilen toplum Venezuelalılardır. Türk metropollerindeki Kürtlerin durumu ne ise ve Türklerin Kürtlere yaklaşımı ne ise, aynı şekilde Fransa'daki Arap ve Afrikalıların durumu ne ise burada da Venezuelalılara yaklaşım aynı şekilde. Fark şu ki, Venezuelalıların durumu solculuktan kaynaklı görülüyor. Kıtadaki solcuların çoğunluğu Maduro'yu eleştireceğine suçu emperyalizme atarak işin içinde çıkmaya çalışıyor olmaları sayesinde, toplum nezdinde solun en son alternatif olarak görünmesine neden oluyor.

Şimdi asıl sorunuza gelirsek, Kolombiya'da zaten fakir olan ve her geçen gün daha da fakirleşen topluma yönelik daha ağır vergilendirme yapmak, sistemin tıkandığı artık yürütülemediği anlamına geliyor ki, olan da bu. Yukarda kısaca izah ettiğim sorunların etkisi var. Yine 2016'da FARC-EP ile barış anlaşması sonrası sosyal liderlere, yerli halkın liderlerine yönelik ve FARC’ın eski savaşçılarına karşı suikastlar toplumu korku ve panik içerisine sokmuştu. Şimdiye kadar 1200 civarında sosyal lider katledildi ve kimler tarafından yapıldığı hala ortaya çıkmış/çıkartılmış değil. Bunu organize eden devlet değilse kim?

*Somut olarak gösteriler sırasında nelere şahit oldun? Polisin tavrı örneğin Türkiye ve Kürdistan'da olanlarla karşılaştırıldığında bir fark var mı? Ya da benzerlikler?

İki yürüyüşe tanık oldum son aşamaya kadar her iki yürüyüş de barışçıl, slogan, müzik ve danslar ile geçti diyebiliriz. Bir yürüyüşte eylemciler hükümet kurumlarının olduğu alanlara gitmek istedikleri için çatışma yaşandı. Avrupa'da da Türkiye'de de bu tür olaylara karşı polislerin çok sert müdahaleleri oluyor. Avrupa devletleri toplumun topyekûn ayağa kalkmalarına sebebiyet vermemek için öldürme ve yaralanmalar daha az oluyor ama üçüncü dünya ülkelerinde tam tersi toplumu bastırmak için daha fazla şiddet kullanıyorlar. Buna karşı toplum direnişi sürdürerek tepki gösteriyor ve sonuç alana kadar ölümleri ve yaralanmaları göze alarak alanlara çıkıyor, Şili ve Ekvator'da olduğu gibi. Çok az bir kesim vandalizme başvuruyor. Tabii ki hükümet de bu vandalizmi topluma karşı kullanıyor. Öldürülenlerin bu kesimler olduğunun propagandasını yapıyor, devlet terörünü böyle meşrulaştırmaya çalışıyor. Genelde bu kıta ve Ortadoğu birçok bakımdan birbirine benziyor. Çünkü her iki bölgeyi de Avrupa zihniyeti organize etmiştir ve kontrol de aynı şekildedir. O açıdan hükümetlerin reaksiyonları ve kolluk kuvvetlerinin davranışları birbirine benziyor. 

*Başkan Duque ve onun patronu Uribe iktidarını koruyabilecek mi? Muhalefet partileri hükümetin saldırganlığına karşı politika geliştirebiliyorlar mı? Neleri tartışıyorlar?

Uribe ve Duque bu gidişatla kaybedecekler gibi görünüyor. Topluma yönelik bu baskı da sanki bunun sonucu gibi görünüyor. Burada sorun hükümet değil muhalefetin çözümsüz kalışıdır. Eski başkan adayı Gustavo Petro, protesto edenlerin yanında olduğunu belirtti ama soruna çözüm nasıl olabilir konusunda toplumu etkileyecek bir açıklaması olmadı. Uribe ve Duque daha çok bu ülke işveren kesimleri ile sürekli toplantı halinde. Buna karşı muhalefetin bu durumu olağanüstü bir durum ve olanak olarak görüp alternatif politikalar üretme açısından adımları zayıf. Sorun da bundan dolayı bu kadar uzun süreye yayıldı, yayılıyor. Çünkü hiçbir taraf çözüm sunamıyor. 1948'den bu yana devam eden mevcut iç savaşın derinleşmesi ihtimali var. Ya da ABD ve Avrupa daha ılımlı bir hükümete destek verir, bir erken seçim ile hükümet değişir.

*Başka ne tür olasılıklar var?

Ülkedeki işsizlik, ekonomik kriz, eğitim ve sağlık kurumlarının özelleştirilmesi ve ödenek ayrılmaması, yerli halkın madenciler ve mafya ile olan mücadelesi, çözüm bekleyen sorunların başında geliyor. Maalesef bu sorunları kökten çözecek bir perspektif ne hükümet ne de muhalefet kanadında görünüyor.

Bu çözümsüzlük ve umutsuzluk durumu toplumu değişik arayışlara sürükleyebilir daha fazla sağa mı kayar yoksa sola mı bu konu belirsiz. Ama bir hatırlatma olarak şunu belirtebilirim, Almanya'nın 1920'lerde yaşadığı kriz Alman toplumunu faşizme götürdü. O açıdan ya bir lider çıkar toplumun tüm kesimlerine hitap eder ve öncülük eder toplum ile beraber çareler arar ve kıtaya da bir örnek olur ya da bu süreç bu haliyle devam eder. Belki Arjantin, Meksika gibi geçici çözüm olarak hükümet değişimleri yaşanır ama hali hazırda iktidar için mücadele eden hiçbir siyasi partinin bütün bu sorunlara radikal, toplumu ikna edici bir çözüm önerisi olmadığı için eylemler devam edecek gibi görünüyor.

*FARC-EP ile yapılan barış antlaşmasının, gerillanın silah bırakmasının bu sürece olumlu ya da olumsuz bir etkisi oldu mu? Legal FARC yani yeni adıyla Comunes bu süreçte nasıl bir yer tutuyor?

İlginçtir, FARC 1948-1963 krizine tepki olarak doğdu. Bu yaşanan süreci de o döneme benzetiyorlar. O açıdan bu süreç bütün toplumu kapsayan yeni bir çıkış ortaya çıkarır ya da geçici çözümler ile bu devam eder. Bu süreci ve barış sürecini daha iyi anlamak için FARC’ı 90’lardan barış sürecine kadarki değişimini iyi analiz etmekte yarar var. Bu süreçte FARC’ın devrim perspektifi neydi? Çünkü toplum bu süreçteki FARC'ın perspektifini tartışmıyor ya da bilmiyor. Bir diğer şey FARC’ın toplum ile ilişkileri ne aşamadaydı? Burada da toplum ile FARC’ın arasında büyük uçurumların yaşandığı, FARC’da elitistleşmenin yaşandığı tespitleri var. Bulundukları bölgelerdeki yerli halk ile ilişkilerinin al ver ilişkisini geçmediğine yönelik eleştiriler var. Yine topluma yönelik haksız yaklaşımlar bu kopukluğu daha da derinleştirmiştir. Bütün bunları, barış süreci gereği kurulan barış ve uzlaşı komisyonuna FARC komutanlarının topluma verdikleri özeleştirilerinden anlıyoruz. O açıdan FARC’ın son sürece etkisinin çok az olduğunu düşünüyorum. Şimdiye kadar topluma yansıyan bir açıklamaları olmadı. FARC son seçimlerde 52.532 (yüzde 0,34) oy almıştı. 60 yıllık bir mücadelenin sonu bu olursa daha detaylı ve derin bir analize ihtiyaç var demektir. 

Barış süreci ve alınan kararlar teorik olarak çok yapıcı ve geliştirici olmasına rağmen devlet bu anlaşmaları yerine tam getirmediği gibi savaşı, fiilen teşvik ettiği tartışılıyor. Bir grup FARC'lı bundan dolayı tekrar silahlandı. Örneğin paramiliterler öldürmeye hala devam ediyor. Yerli halka tanınan özerklikler tam yerine getirilmiyor. Cezaevinde olanların çoğu bırakılmadı. Hatta hatırlanacağı gibi şu andaki hükümet taraftarları barış referandumunda barışa karşı oy kullanmışlardı ve kazanmışlardı. O açıdan FARC toplumun ve dolayısıyla bugün yaşanan bu direnişin gündeminde yoklar...


Etiketler : Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri FARC, Kolombiya isyan, Kolombiya hükümeti, Kolombiya,