...
ayşe düzkan
seni öldürmeyen darbe harekete geçirir; 12 eylül ve kadın hareketi

tarihte her olumsuz şeyin olumlu sonuçları da oluyor. yenilgimiz bize başka kurtuluş projeleri üzerine düşünme imkânını tanıdı. yoldaşlarımız, ilk on yıl boyunca bize küstü, ardından gelen on yıl boyunca şüpheyle baktı... 

düzenin dişlileri, ayrımcılığın renkleri

bedensel farklılıkların üzerine inşa edilme, cinsiyetçilik ve ırkçılığın ortak paydası. cinsiyetçilik bir imha ideolojisi değil... yirminci yüzyılın ortasından itibaren ortaya çıkan modern ırkçılık, faşizmin ideolojik temellerini oluşturuyor ve imha politikalarına dayanıyor

1 temmuz son değil

1 temmuz eylemleri, sözleşmeden çekilmenin protesto edilmesi ve sözleşmeden vazgeçilmeyeceğinin ilanı kadar inşa sürecinin parçası olarak, muhalefete yönelik bir uyarı olarak okunmalı

yeni bir kadın barış hareketi üzerine düşünceler

bizim bugün, “emperyalizme karşı olmak, kendi ülkesinin emperyalist politikalarına da karşı çıkmaktır”, “iktidarın kürtlere açtığı savaşa karşı çıkmadan iktidara karşı çıkılmaz” diyen bir barış hareketine ihtiyacımız var...

ben de yaşadım, sen de yaşattın

bugüne kadar görebildiğimiz kadarıyla tacizci erkekler teşhir edildiklerinde iki yol seçiyor: birincisi mutlak inkâr, kadını suçlama... ikincisi, özür. bu adamların bir kısmı, bir basın ve halkla ilişkiler danışmanı bulunacak bir servet ve ünün sahibi 

erkeği bağışlamak

çeşitli feminizmler içinde yaygınlaşan bir düşünce tarzı erkekleri şiddetle ilişkileri etrafında ele alıyor. oysa şiddete meyyal olsun olmasın, her erkek egemenliğin yani hegemonyanın parçası... ve derdimiz kötü, toksik, hegemonik erkeklikle değil, egemenlikle