KDP Ankara’ya hizmet ediyor

11 Haz 2021

DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz ile Federe Kürdistan’daki operasyonu ve KDP’nin tutumunu konuştuk:  Türkiye’nin, Kürt halkının tüm kazanımlarına sınır tanımadan yöneldiği çok net ortada. Burada KDP’nin rolü Türkiye’yi sıkışmışlıktan çıkarma pozisyonudur. Bu, özgür Kürdistan’ın geleceğine ihanettir

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Federe Kürdistan Bölgesi’ne 23 Nisan’da başlattığı operasyon sürüyor. Operasyonda birçok köy boşaltıldı. Bölgedeki ağaçlar kesilerek Türkiye’ye getirildi, bölge halkının topraklarının Türkiye’ye satıldığı ortaya çıktı. En son KDP birçok yere yığınak yaparak dahil oldu. Kürtler arasında büyük tepkilere neden olan operasyon ve KDP’nin yaklaşımını Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eşbaşkanı Saliha Aydeniz gazetemize değerlendirdi.

Bir aydan fazladır Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik TSK’nin başlattığı bir operasyon var. Bu operasyonu nasıl değerlendiriyorsunuz

Öncelikle Türkiye Cumhuriyeti devletinin yüz yıllık politikalarının bir devamı. Yani aslında yüz yıldır Kürt halkı inkâr, imha, yok sayma, katliam ile karşı karşıya bırakılıyor. Son olarak 23 Nisan’da başlayan ve bugüne kadar devam eden Güney Kürdistan saldırısı da aslında topyekûn Türkiye devletinin Kürt halkına yönelik devlet politikasının bir devamıdır.

Cumhuriyetin ilanından sonra Şark Islahat Planı ile Kürt halkına yönelik yürüttüğü politikanın güncellenmiş halini 2014’te MGK’de aldıkları “Çöktürme Planı” çerçevesinde değerlendirmek lazım. Türkiye’nin ayrıca 23 Nisan’da saldırması ve bu tarihi seçmesinin de yine Ermeni Soykırımı’nın yıldönümü olması nedeniyle aslında Kürtlere sizleri de soykırımdan geçireceğizin mesajını vermek anlamına geliyor. O yüzden daha önce Rojava, Efrin, Serakani, Girê Spî’de yürütülen saldırıların aynısını Güney Kürdistan’da da yürütmek istiyor.

KDP’nin bu saldırılardaki rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye’nin bugünkü iktidarı, 7 Haziran’dan sonra, MHP ile yapılan ittifakla tam da niyetini ortaya koydu. Niyet ne? Kürt halkına düşmanlığı sonuna kadar götürmek. Dolayısıyla Başur Kürdistan’da, Rojava’da ve Bakur Kürdistan’da yürütülen bütün yönelimleri Kürt halkının kazanımlarını yok etme üzerine.

Garê meselesi var örneğin. Garê’de Türkiye Cumhuriyeti devletinin yıllardır güvenlikçi politikalarla, düzenlediği sınır ötesi operasyonlarla Kürt sorununun çözülmediği çok net görüldü. Garê’den sonra Türkiye’nin bugünkü iktidarının yönetememe, çözümsüzlükte ısrar politikaları Türkiye’yi çoklu krize sokmuştur. Ekonomik, siyasal, toplumsal açıdan kriz üstüne kriz yaşamakta ve bu krizlerini kapatmanın yöntemi olarak da Kürt halkına karşı savaşı daha çok tırmandırarak yürütmek derdinde.

Tam buradan sıkıştıkça Kürtler arası kavgayı önceliyor. Bugün Türkiye Cumhuriyeti devletinin, yine bölgesel devletlerin, yine hegemonik devletlerin Kürt halkının kazanımlarını tasfiye etmek için yürüttükleri ortak konsepte KDP’nin zemin oluşturması, Kürt halkının geleceği ve birliğine karşı bir engellemedir.

KDP, Türkiye ile tabi ki ilişki kuracak ama kirli ilişkileri bugün Kürt halkının kazanımlarının yok olmasına sebep olmakta. Türkiye’nin Kürt halkının kazanımlarına sınır tanımadan yöneldiği çok net ortada. Rojava ortada ve yine 2017 referandumunda Kürdistan halkının büyük bedellerle elde ettiği Güney Kürdistan statüsünü bağımsızlıkla taçlandırmak istemine karşılık Türkiye’nin göstermiş olduğu tepki ortada iken, yine Kerkük, Musul meselesi ortada iken Türkiye bu kadar sıkışmışlık, bu kadar çözümsüzlüğün yarattığı krizlerle boğuşurken Kürtleri birbirine düşürerek buradan çıkmaya çalıştığını görmek gerek.

KDP’nin rolü burada Türkiye’yi bu sıkışmışlıktan çıkarma pozisyonudur. Dolayısıyla bu duruş, Kürdistan’ın kazanımlarına hizmet etmemektedir. Bu durum Kürt kazanımlarına düşmanlıkta ısrar edenlere kazandırmaktadır.

Tabanda ciddi bir tepki var; özellikle KDP’nin tavrına ve yine saldırılara karşı. Sahada olan bir vekil olarak siz ne görüyorsunuz, birçok parçada ve Federe Kürdistan’da da ciddi tepkiler var. Halk nezdinde KDP’nin tavrının ‘ihanet’ olduğu belirtiliyor.

Bugün Kürtlerin kazanmasına çok az kalan bir kavşaktayız. Gerçekten Kürtlerin çok ciddi kazanımları var. Başur halkı bu saldırılara çok ciddi tepki göstermektedir. Ama bu tepkileri bastırmaya çalışıyor KDP.

Kürdistan’ın geleceği açısından bir negatiflik olarak değerlendirmektedir. Çünkü bu kadar bedel, bu kadar mücadelenin sonunda elde edilmiş olan kazanımlar var. Ve bu kazanımların bir ailenin, bir zümrenin ve bir aşiretin çıkarlarına heba edilmesi tarih önünde de halk önünde de hesap vermesi gereken bir noktayı ifade ediyor. Dolayısıyla evet bu Kürdistan’ın geleceğine, özgür Kürdistan’ın geleceğine ihanettir.

Bugün bölgesel devletlerin ve hegenomik devletlerin çıkarlarına göre hareket etmektir. Tam da buradan aslında Kürtlerin ulusal birliğini oluşturmanın ne kadar önemli olduğunu ve bunun için 2013-2014’te Sayın Abdullah Öcalan’ın ne kadar çaba harcadığını hepimiz biliyoruz. Bu çabaları boşa çıkaranın da KDP olduğunu görüyoruz. KDP’nin içinde de birçok kimse bu işgale razı değil. En son Edhem Barzani’nin çıkışı ortada, yine bazı milletvekillerinin çıkışları ortada.

Aslında tehlike görülüyor. Bugün Türkiye nasıl Rojava’da birçok yeri işgal ettiyse, Kuzey Kürdistan’da demokratik siyasette ısrar eden siyasi partileri ısrarla yok etmeye çalışıyorsa, Güney Kürdistan’da da işgali aynı şekilde yürütüyor. Dolayısıyla KDP’nin ve KDP’ye yakın belli kesimlerin kendi dar çıkarlarına göre hareket etmesi halk nezdine mahkûm edilecektir.

Ortak tepki gerekli

Ulusal birlik zeminine zarar veren bu yaklaşıma karşı ne yapılması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Dört parça Kürdistan’da halk ortak duygularda bir aradadır. Ama bu yetmez. Bu tam da Kürtleri birbirine düşürmeye, Kürdü Kürde kırdırma politikasına karşı dört parça Kürdistan’da özellikle Güney Kürdistan’da halk buna sessiz kalmamalı. Biz biliyoruz ki Güney Kürdistan halkımız da, dört parça Kürdistan halkı da bu tehlikeleri çok net görüyor. Buna karşı sesini daha çok yükselterek bu olumsuz giden süreci olumluya çevirebilir. Birlikte yaşadığımız halkların da bu işgale karşı sesini yükseltmesi ve demokratik tepkilerini ortaya koyması lazım.


Etiketler : DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, KDP, Askeri Operasyon, Operasyon,