Kim demiş bize Nobel vermezler!

18 Haz 2021

Türkiye’de araştırmacı gazetecilik geleneği zayıf olduğu için tarihimize geçecek bazı gurur tabloları maalesef halk tarafından bilinmiyor. Örneğin geçen yıl Erdoğan’a verilen Nobel ödülü bunlardan biri. Buyurun, okuyun ve gururlanın!

Birkaç yılda bir yandaş basında tekrarlanan “Erdoğan’a Nobel verilmeli” söyleminin aslında haksız olduğunu, biraz geç de olsa fark ettik. Şaka değil, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a daha geçen yıl bir Nobel ödülü verilmiş aslında. Biraz ‘farklı’ bir Nobel ama... Erdoğan, 1991’den bu yana her yıl verilen IG Nobel ödüllerinden biri olan “Tıp Eğitimi” ödülünü 2020 yılında almış. Gerçi tek başına değil. Erdoğan, “Covid-19 pandemisinde politikacıların yaşam ve ölüm üzerinde bilim insanları ve doktorlardan daha büyük bir etkisi olduğunu dünyaya göstermelerinden dolayı” Brezilya’dan Bolsonaro, Birleşik Krallık’tan Johnson, Hindistan’dan Modi, Meksika’dan Obrador, Beyaz Rusya’dan Lukashenko, ABD’den Trump, Rusya’dan Putin ve Türkmenistan’dan Berdimuhammedov ile ödülü paylaşmış.

Absürt bir tören

Biraz açıklamazsak yanlış anlaşılır. IG Nobel ödülleri, Harvard Üniversitesi tarafından Nobel’in parodisi olarak en anlamsız, saçma ve yeniden üretilmeyecek, üretilmemesi gereken bilimsel çalışmalara veriliyor. IG Nobel kavramı da, ‘değersiz, berbat’ anlamına gelen ‘ignoble’ kelimesinden türetilmiş. Ödüller 1991’den beri her yıl bilimsel mizah dergisi ‘Annals of Improbable Research’ tarafından Sanders Tiyatrosu’nda düzenlenen görkemli ve absürt bir törenle sahiplerine veriliyor. Para ödülü olarak zikredilen şey de komik. 10 Trilyon Zimbabve Doları ki bu, yaklaşık 40 sente denk geliyor! Kazananlara verilen “sakın bir daha böyle bir şey yapma!” tavsiyesi ve sahneye fırlatılan kâğıt uçaklar ise cabası!

Törenlerde çoğu zaman -dalga geçilmeyi göze alırlarsa- gerçek Nobel kazanmış olanlar da bulunuyor ve ödüllerin bazılarını onlar veriyor. Gerçek Nobel sahipleri böylece eğlencenin bir parçası olurken, bazı ‘buluş’ların denemesi de üstlerinde yapılabiliyor. Örneğin 2017’de Orhan Pamuk ve Paul Krugman, “sütyenden yapılan bir yüz maskesini” takmak zorunda kalmışlardı.

Hayal gücünün sınırı yok

Başlangıçtan bu yana verilen ödüller, gerçekten hayal gücünü zorlayacak kadar uçuk. Bu konuda hepsi de birbirinden saçma keşiflerden oluşan uzun bir liste var. En zevklileri, “Barış” ödülleri. Mesela, 1995’te “Politikacıların diğer uluslara karşı savaş açmaktansa birbirlerini yumruklayarak, tekmeleyerek ve gözlerini oyarak daha fazla para kazandıklarını” kanıtladığı için Tayvan Parlamentosu’na verilen ödül bunlardan biri. 2010 ödülünü ise İsviçre Bern Üniversitesi’nden Stephan Bolliger ve arkadaşları, “Dolu bira şişesinin mi yoksa boş şişenin mi daha çok can acıttığı” konulu araştırma ile almışlar. 2013’te Belarus Devlet Başkanı Alexander Lukashenko ve Belarus Devlet Polisine ortaklaşa verilen Barış Ödülü’nün konusu ise “halk içinde alkışlamayı yasaklamak” ve “tek kollu bir adamı alkışlama suçundan tutuklamak”tı.

Ağaçkakanlar ve pireler

2006’da “Ağaçkakanların günde 12 bin kez gagasını ağaca vurduğu halde neden baş ağrısı çekmediklerini” araştıran Ivan Schwab Kuşbilimi dalında ödül almıştı. Aynı yıl, “Bir grup fotoğrafında herkesin gözünün açık çıkmasını kesin olarak garantilemek için kaç fotoğraf çekilmelidir” sorusuna yanıt arayan Nic Svenson da matematik ödülünün sahibiydi. 2008 Biyoloji ödülü, Marie-Christine Cadiergues ve arkadaşlarına “Köpek üzerindeki pirelerin kedi üzerinde yaşayan pirelerden daha yükseğe sıçrayabileceğini” keşfettikleri için verildi. Universitat de Barcelona’dan Juan Manuel Toro ise “Farelerin bazen tersten Japonca konuşan bir kişi ile Hollandacayı tersten konuşan bir kişi arasındaki farkı anlayamadıklarını” gösterdikleri için Dil Bilimleri Ödülü’nü aldı.

2001 Fizik ödülü, duş perdelerinin neden içe doğru dalgalandığı sorusuna bulduğu kısmi çözüm için David Schmidt’e, 2020 Psikoloji ödülü ise Miranda Giacomin ve Nicholas Rule’a “Narsistleri kaşlarını inceleyerek tanımlamak için bir yöntem geliştirdikleri için” verilmişti. 2014 Fizik Ödülü de 4 Japon bilim insanına “Bir kişi bir muz kabuğuna bastığında ayakkabı ile muz kabuğu arasındaki ve muz kabuğu ile zemin arasındaki sürtünme miktarını ölçtükleri” için verildi. Ve nihayet bir Türk daha! 2019’da Ekonomi Ödülü Habip Gedik, Timothy A. Voss ve Andreas Voss’a, hangi ülkenin kâğıt parasının tehlikeli bakterileri bulaştırmada en iyi olduğunu test ettikleri için verildi.

İtalyan TÜİK’ine ödül!

2014 Ekonomi ödülünün İtalyan Ulusal İstatistik Enstitüsü’ne verilme nedeni çok ilginç: “Fuhuş, yasa dışı uyuşturucu satışı ve kaçakçılıktan elde edilen gelirleri de dâhil ederek ulusal ekonomisinin resmi boyutunu artırmak için Avrupa Birliği’ne öncülük etmek!” Edebiyat ödülleri ise her yıl özenle seçiliyor. Örneğin 1999 ödülü, İngiltere Standartlar Enstitüsü’nün “Bir fincan çay yapmak için uygun yöntemi tarif eden” altı sayfalık şartnameye verildi. 2012 Edebiyat ödülü ise, “Raporlarla ilgili raporlar hakkında bir rapor hazırlanma” konusundaki becerisinden ötürü ABD Hükümeti Genel Hesap Verebilirlik Ofisi’ne verilmişti.

Kaçırılan bir tanıtım fırsatı!

Liste uzadıkça uzuyor ve ödül sahiplerinin neredeyse tümü, törenlere katılıyor, eğlencenin bir parçası olmaktan gocunmuyor. Bu açıdan Erdoğan’ın törene gitmemesi ve basının da bu başarıyla ilgili tek kelime yazmaması ilginç. Sanırım bunun tek açıklaması, koca bir ‘dünya lideri’nin üzerine kâğıt uçak fırlatılmasının Türk devlet geleneklerine uygun bulunmaması.

Yoksa niye gitmesin ki? Nobel bu! Nobel’in iyisi kötüsü olur mu?


Etiketler : M. Ender Öndeş,