Kimin sınırları, kimin namusu?

03 Eyl 2021

Mizgîn Aksu*

Kavramlar canlıdır, değişip ve dönüşen birer hakikat olarak da sürekli yol açarlar. Kavramlar kim ve ne olduğumuzu bize anlatırlar, nasıl düşündüğümüzü de... İçinden geçtiğimiz her süreç onlarla hayat bulur; haliyle onlara nereden, kimin gözünden yaklaştığımız bizim gerçekliğimizi de somutlar. Kavram denizi içinde olsak da her biri için fark eden bir gerçeklik var. O anlamda kurduğumuz ilişki çok kritiktir. 

Günlerdir ‘göç’, ‘mülteci’, ‘sınır’, ‘namus’, ‘kadınlar’ kavramları yine güncel siyasetin tepesinde seyrediyor. Malumunuz Taliban’ın Afganistan’daki siyasal yönetimi ele geçirmesinden sonra, şimdiye kadar savaşın tüm yüzleri altında toplumsallıkları parçalanan halk, sınırları sınırsız kılarak göç yollarına tekrardan sığındı. Tam bu esnada Türkiye’de mültecilere karşı freni serbest bırakılan ırkçı-şoven-milliyetçi söylem/saldırı da aldı başını yürüdü. Politikasızlıktan kırılan bir bünye olarak CHP, tüm il ilçe binalarına “Sınır Namustur” ifadelerinin olduğu cinsiyetçi pankartlar astı. Bu cinsiyetçi, militarist ifadelere yönelik kadınların tepkisini kırmak için bir açıklama yayınladılar. Kelimenin etimolojik kökeni üzerinden kendilerini aklamaya çalıştılar, yok aslında soyluların çıkarlarını koruyan ve kökeni tanrılara dayandırılan sözlü yasaları ifade eden “thesmoi” karşısında “nomoi” imiş vs. 

CHP burada Wikipedia’ya başvurarak kendini aklayamaz. Çünkü gerek sözlükte ifade edilen anlamı gerekse CHP’nin açıkladığı metinde bahsi geçen soylular, tanrılar ve insanlar zaten erkektir! İnsan erkek olandır, erkek olan soyludur, soylu olan tanrıdır. Toplumun ahlak kurucuları, yasa koyucuları, uygulayıcıları, cezalandırıcıları soylu, tanrı erkektir! Sözcüklerin anlam dünyasının, kullanıldığı toplumsal yapının zihni olduğunu, toplumun zihniyetinin dilde vücut bulduğunu, dilin yaşayan bir olgu olduğunu bilmiyor, anlamıyor değiller elbette. Antik Yunan’da bahsi geçen her kelimeyi etimolojik olarak güzelleyenler, Antik Yunan toplumsallığının erkek egemen bir toplumsal sistem olduğunu, bu toplumsal yapısının tamamen erkek aklı üzerinden kurulan ve şekillenen bir sistem olduğunu görmezden geliyorlar. Şehir devletlerin soylu erkekler üzerinden yükseldiğini, tüm etimolojik kavramların yeniden üretilerek erkekleştiğini görmemezlikten gelmek basit bir bilmezlik değil elbet. 

Sınırı namusa, namusu da kadına götüren zihniyet bir ulus devlet icadı. Sınırlara çizgi çekerken ‘en eski sömürge olan kadınlar’ı es geçmedi bu akıl, çünkü kadın bedeni üzerinde söz kurmanın, kamusal alandaki varlığının düzenlenmesi, kontrol edilmesi, politikleşmesi 5 bin yıllık bir tarihsel geçmişi ve inşa süreci var. Bu inşa sürecinin mülkiyetleşme, devletleşme, inancın ideolojikleşerek din mefhumuna dönüşmesi ile başladığını, son yarım yüzyıldır başlayan toplumsal cinsiyet araştırmalarından, okumalarından ve kadınların mücadele inadıyla birlikte açıklanmaya konuşulmaya başlandığını biliyoruz. Ez cümle varmaya çalıştığım yer; vatan toprağının sınırlarının belirlenmesi, korunması, nasıl bir yaşam süreceği, o toprak üstünde kimlerin söz hakkının olacağı tıpkı erkeklerin kadınlar üzerinde kurduğu iktidar ve erkek egemen anlayışın bir tezahürü ile şekilleniyor. 

Benzer şekilde göç kavramı da bugün anlamından soyutlanmış durumdadır. CHP ve türevleri köken merakı üzerinden mitolojide geçen Alkyone’nin hikayesine bakabilir. Alkyone yenilmezdir, yaralansa bile toprağa her basışında yaraları iyileşirmiş. Athena, Alkyone ile kavgaya tutuşan Herakles’e fısıldar: “Alkyone gücünü toprak anadan, vatan toprağından alır. Bastığı toprak, yaşadığı topraktır. Onu dışına çektiğin gibi ölür” der. Ve öyle de yapar, yabancı bir toprağa çekildiği gibi ölür. Uygarlığın başından bu yana göç-göçertme-sürgün özü itibariyle bir çeşit ölüme mahkûm etmedir. Bugün ise kanlı canlı bir politika. 

Kadınlar; bedenlerine, dillerine, özgürlüklerine ve iradelerine saldıran, sınır çizen erkek egemen zihniyetini yıkmak için direnirken ve mücadele ederken, ulus devletlerin sınırlarını da yıkacaktır. Kadınların direnişi sınırsız ve sürgünsüz bir yaşamı yaratacağına olan inanç ile...

*HDK Kadın Meclisi Üyesi

Kadınların Sözü

Kadınların Sözü


Etiketler : Kadınların sözü,