Kobanê Davası: Sağlık Bakanlığı’na kaç YPG'li tedavi edildi sorusu

20 Eyl 2021

Kobanê Davası’nda söz alan avukat Mesut Beştaş, YPG’nin 2017 yılına kadar “terör örgütü” olarak kabul edilmediğini belirterek, 6-8 Ekim eylemlerinde kaç YPG ve YPJ’linin tedavi edildiğine dair Sağlık Bakanlığı’na yazı yazılmasını istedi 
 

IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırıları sonrası 6-8 Ekim 2014’te yaşanan eylemler nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 20’si tutuklu 108 isim hakkında açılan davanın 4’üncü duruşması devam ediyor. 

Duruşmada söz alan dosya avukatlarından Mesut Beştaş, savunma olarak meslektaşlarının söz almak istemesinin külliyen retçi bir yaklaşımla karşılandığını belirtti. 

Açık bir şekilde sindirilmek istendiklerini, avukatların dahi mahkeme salonuna alınmasının sorun olduğunu, izleyicilerin, siyasetçilerin yakınlarının alınmamasını eleştiren Beştaş şunları söyledi: 

“Bize yönelirken de bu durumun sizden bağımsız ortaya konulduğunu ifade eden söylemleriniz oluyor. ‘Ben salon dışında yaşananlara karışamam’ diyorsunuz. Yargı ve idarenin işbirliğiyle sindirilmek isteniyoruz. Bir önceki duruşma periyodunun da duruşma salonunun kapısına kadar farklı bir amaç taşıdıkları belli olan bir grup salonun kapısına dayandı, bunun engellenmesini talep ettik, ‘bizim yetki alanımız bu salon’ dediniz. Biz buraya avukat olarak gelirken, bir saate yakın sorguyla geliyoruz ancak üzerinde işaretleri olan bir ekip, ellerini kollarını sallaya sallaya salonun kapısına geliyor. Biz avukatlar duruşma salonundan çıktığımızda, tekrar kimliğimizi sormadan bizi içeri almıyorlar ama onlar kimlik göstermeden içeri girdiler.”  

Mahkeme başkanının önceki celselerde “HDP’ye neden saldırı olmuyor?” sözlerinin ardından HDP İzmir İl Örgütü’ne yönelik yapılan saldırıda Deniz Poyraz’ın katledildiğini hatırlatan Beştaş, şöyle devam etti: 

“Geçtiğimiz günlerde de HDP’nin kızını kaçırdığını iddia eden Mehmet Laçin, HDP Genel Merkez binası önüne getirildi. Deniz Poyraz’ın katledilmesinde gözcülük yaptığı iddia edilen şahıs alınıyor, gösteri yürüyüş ve ifade özgürlüğü açısından HDP Genel Merkez önüne getiriliyor. Tek başına. Onu kim getiriyor. İçişleri Bakanlığı’nın personellerinden 500 kişi onu koruyor. Ama HDP’li vekilleri ‘Bir şeyler söyleyeceğiz’ diyorlar, ‘Hayır konuşamazsınız’ diyorlar. Ama İzmir’de Deniz Poyraz katledilirken kapıda bulunan şahıs, HDP Genel Merkez binasına getiriliyor. Dolayısıyla biz bu provokasyonların bundan sonra da devam edeceğini düşünüyoruz.”

 

'Belgeleri okuduğunuza ve incelediğinize inanmıyoruz' 

 

Mahkeme heyetinin tutuklu siyasetçilerin ailelerinin güvenliğini sağlama noktasında çekinceli davrandığı sürece bu tarz durumların devam edeceğini belirten Beştaş şunları kaydetti: “Şu görevi yapmanız gerekiyor; bu yargılamanın adil yapılması için her türlü girişimde bulunma sorumluluğunuz var. Yasa size bu sorumluluğu yüklüyor. Bir diğer husus, bu dosyaya ara kararların dışında da belgeler geliyor. ‘Geldi dosyaya konuldu’ dediğiniz zaman delilerin tartışılmasını engellemiş oluyorsunuz. Siz odanıza çekildiğinizde, bu belgeleri okuduğunuza ve incelediğinize inanmıyoruz. Bize de sunulmadığından inceleme ve buna yönelik savunmalarımızın önüne engel oluyorsunuz. Bu uygulama yargılamanın gizli yapılmasına neden oluyor.” 

'Hukuk dışı davranıyorsunuz'

Mükerrer yargılamaya değinen Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Siz hukuk dışı davranarak, mükerrer yargılama yaptığınız yetmiyor. Birde oradan buradan dosya getiriyorsunuz. Karar verin, biz bunu AYM ve AİHM’e götürmek durumdayız. Biz burada yargıya inancımızı kaybetmiş durumdayız. Biz birileri gibi bize verilen görevlerle idare ve iş yapacak değiliz” diye konuştu.

Mahkeme başkanı Av Beştaş'ın sözünü keserek, taleplerini açıklamasını istedi. Av. Beştaş, taleplerini söyleyeceğini ve bu konuda belge de sunacağını aktardı. 

 

'PYD, YPG yer almıyor'

Sağlık Bakanlığı’na yazı yazılarak, Ekim ayını kapsayacak şekilde 6-8 Ekim eylemlerinde ülke sınırları içinde hastanelerde tedavi edilen YPG, YPJ ve IŞİD'li sayılarının istenmesini talep eden Beştaş, şunları ifade etti: “O dönem İŞİD terör örgütü olarak değerlendiriyor. Türkiye’de de öyle ya da böyle terör örgütü deniliyor ama bakın Adalet Bakanlığı ne diyor. Emniyet Genel Müdürlüğü’nde alınan yazıda ‘bir yapının terör örgütü ilan edilmesi Bakanlar Kurulu kararıyla ya da Yargıtay kararıyla olacağı, bu konuda YPG ile ilgili bir kararın bulunmadığını…’ Bildirilmiş ‘terör örgütleri’ listesinde PYD, YPG yer almıyor. O dönem Türkiye sınırları içerisinde yer alan hastanelerde YPG’li ya da PYD’linin tedavi edilmesi suç değildir. Bu nedenle yazı yazın diyoruz. Adalet Bakanı o tarihte YPG’yi ‘terör örgütü’ olarak görmüyor. Ama ne yazık ki devran değişti. Şimdi hükümet kimi istese ‘terör örgütü’ yapıyor. Sıkıyönetim dönemlerinde bile Bakanlar Kurulu ya da başka bir merci ‘terör örgütü’ olarak ilan edemiyordu.”

 Türkiye’nin 2017 yılına kadar YPG’nin “terör örgütü” olduğuna dair tek bir kararı olmadığı gibi, hiçbir ülke tarafından “terör örgütü” olarak görülmediğini vurgulayan Beştaş, “2017’de yakalanan YPG’liler hakkında beraat kararları aldık. Adalet Bakanlığı’na yazı yazılarak, YPG’nin ve YPJ’nin ‘terör örgütü’ olarak kabul edilmesine yönelik karar ve tarihinin istenmesini talep ediyoruz” dedi. 

Beştaş, elindeki belgeleri de mahkeme heyetine sundu. Beştaş’ın taleplerine ilişkin savunmasını kesen mahkeme başkanı, “Ben 21 yıldır buradayım. Kim bana talimat verecek, velev ki verildi, kürsüde konuşacak kadar saf mıyım" şeklinde konuştu.

Mahkeme başkanının “Müvekkiliniz savunmasını yaptıktan sonra savunma yaparsınız” sözlerine Beştaş, Diyarbakır’da SEGBİS üzerinde söz hakkı almak istediğini, fakat defalarca söz hakkı verilmediğini belirtti.  

 

‘Yaptıysam istifa ederim'

Beştaş’ın söz hakkı verilmediğini söylemesinin ardından mahkeme başkanı, “Eğer ben öyle bir şey yaptıysam, istifa ederim” yanıtını verdi. Beştaş, mahkeme başkanına şu sözlerle tepki gösterdi: 

“İspat edeyim. Siz bu ülkenin hukuku çerçevesinde CMK kapsamında ikinci gün davayı açtığınızda, hangisini reddedersiniz. Siz AİHM kararına uymak zorunda olduğunuzu biliyorsunuz ama uymadınız. Siz bu ülkede 6-8 Ekim olaylarında polisler zırhlı araçlarla yurttaşların arabalarına ateşe attı. Onun sorumluluğunu HDP’ye yüklemeniz hukuki mi? Siz AİHM’in HDP’nin tasfiye amacıyla sonuçlarını doğurduğunu yazdığı halde bu karara uymadığını biliyor musunuz? Bu ya talimattır, ya öfkedir ya düşmanlıktır.” 

ANKARA 


Etiketler : Kobane Kumpası Davası,