Kürt halkının Deli Aslan’ı

11 May 2021

 Kendisini “Nusaybin’in Delisi/Kürt halkının bir Deli Aslan’ı” olarak tanımlayan Mamoste Aslan Alp, kendi söylediği gibi toplumu kendinde yaşadı ama yaşarken toplumun haberi olmadı ondan.

Ahmet Kanbal

“Bütün toplumsal çelişkiler senin ruhsal alandaki iç çelişkilerin oluyor. Bir varlık olarak toplumu kendinde yaşıyorsun ama toplumun senden haberi yok… Sözde, biçimde insan ruhta değişik hayvan biçimlerinde yaşıyor insanlar. Böyle bir ruhsal yaşantılı toplumu ben reddediyorum ve ben deli olduğuma seviniyorum. İyi ki; onlar gibi değilim ve yaşasın delilik diyorum. Bütün dünya delilleri adına konuşmak isterdim ama Nusaybin Delisiyim şimdi ve Kürt halkının bir Deli Aslan’ıyım”

Ölmeden önce genç belgeselci Resul Kaya’ya bu şekilde anlatmıştı kendisini Mamoste Aslan Alp. O’nun deliliği toplumun geniş bir kesiminin deliliğe yüklediği anlamın çok ötesinde, toplumun, iktidarların dayattığı yaşamı reddetmesi, kendi tercih ettiği biçimde bir insan ruha sahip olması ile alakalıydı. Her gün Nusaybin’in Durakbaşı (Qesra Serçixanê) köyünden yola koyulur, kent merkezinde kaçak çay eşliğinde sohbet edebileceği bir yer, sohbet edebileceği kişiler arardı. Nusaybin Barış Parkı ilk durağı olurdu Mamoste’nin. Son zamanlarda gençlerin durağı olmaktan çıkması dolayısı ile Barış Parkı’ndan da pek keyif almaz, gençleri bulabileceği bir mekan arar, önce Dörtyol’a oradan da Kaçakçılar Çarşısına geçerdi. Kimseyi bulamadığı zaman ise, daimi adresi olan HDP ilçe binasında alırdı soluğu.

Yaşam felsefesini insanlık üzerine kuran Mamoste Aslan, düşüncelerini soran herkese “Ben insanlık felsefesini benimsiyorum” der, sonra da “Sosyalizm de insanlığın felsefesi değil mi” diye eklerdi. Abartılı olmayacak ise, dünyaya bakışını ruhuna, gözlerine bile yansıtmıştı neredeyse. Çocuklarının 6’sından ikisine “Loji” ve “Nomi” isimlerini vererek de dünyaya bakışını anlatmaya çalışmıştı. Şiirlerini bir araya getirdiği “Aşk-İnanç, Barış, İnsan ve İnsanlık” kitabında ise, arayışını “İnsanlığı arıyorum Nusaybin sokaklarında, kahvelerinde, yerin dibinde, güneşin aydınlattığı, sevgililerin bakışlarında” diye özetliyordu.

Halk arasında “deli” olarak görülse de aslında hemen herkes biliyordu hikayesini. 1959 yılında Nusaybin’de doğmuş, İstanbul ve Siirt’te Eğitim Enstitüsü’nden mezun olduktan sonra 1982’de Maraş’ta sınıf öğretmenliği ile öğretmenliğe başlamıştı. Memuriyet hayatının öncesinde de sonrasında da özgürlük mücadelesinden geri durmamıştı. Kimine göre psikolojik sorunlar yaşadığı, Resul Kaya’ya göre ise mücadelesinde kendisini manevi ve duygusal şiddete maruz bıraktığı için 12 yıl tedavi görmek zorunda kalmıştı. O günden sonra da halk arasında Mamoste diye hitap edilse de o kendisini “Nusaybin’in Delisi, Kürt halkının deli bir Aslan’ı” olarak tanıtmayı tercih etti.

Toplumsal olandan uzak duramayan Mamoste Aslan, kendi söylediği gibi toplumu kendinde yaşadı ama yaşarken toplumun haberi olmadı ondan. Gün oldu “Afrika açlıktan ölüyor… Asya can çekişiyor… Latin Amerika ağlıyor… Avrupa uykuda… ABD savaşta… Dünya büyük bunalımda… Ve ben de Ankara Ulus Öğretmenevinde insanlığı düşünüyorum” diyordu şirinde. Gün oluyor “Hanlar, apartmanlar senin değil, Çünkü özgür değilsin, Kayıplara karışabilir,  Annen Cumartesi Anneleri’ne katılır” diyordu.  Cezaevinden, açlık grevlerine, işçilerin mücadelesinden, Kürtlerin barış mücadelesine kadar her olaya yer veriyordu cümlelerinde. Ama en çok da demokrasi mücadelesinde hayatını kaybeden dostlarını özlüyordu.


Etiketler : forum,