Kürtlerde Ortak Üretim İlişkilerine Ait Bir Özet - Ehmed Pelda

12 Ara 2019

Kürtlerin geleneksel yaşamında kendine özgü ekonomik ve toplumsal ilişkiler mevcut. Ekonomik faaliyetler aynı zamanda kültürel, ahlaki, hukuksal ve kurumsal ilişkilerdir. Binlerce yıllık doku ile örülmüş bu ilişkiler ne yazık ki kapitalizmin yaşamın her alanına yayılmasıyla giderek yok olmaktadır. Toplumda ekonomik ilişkiler aynı zamanda birer kültürel ilişkidir. Bireysel fayda yanı sıra topumsal fayda da gözetilmiştir.

Meta üretimi yerine değer üretimi vardır. Değer üretiminin en önemli özelliği üretilen varlığın toplumsallaşmasıdır. Bu da paylaşım ile mümkündür. Paylaşım duygusunun toplumsal bağları güçlendirdiğini, üretim sürecine de etki ettiğini, birlikte ve dayanışmacı bir anlayışı hakim kıldığını görmek mümkün.

90’lı yılların başında Kürt kentlerini gezip alan çalışmaları yaparken, birçok ortak üretim yöntemine tanık oldum. Son yıllarda yaptığım röportajlarla bu konuyu daha da detaylandırdım. Ek olarak dünyada benzer üretim ilişkilerini de inceleme şansını buldum. Gerçekten bu konuda oldukça derin bir birikim var. Binlerce yıla varan deney ve tecrübeler var. İklim, coğrafya, toplumsal özelliklere göre her üretim kendi ilişki tarzını, değerlerini ve bunun yansıması olarak inanç, kültür ve anlayışını yaratmıştır.

Modern bilimler bu süreçleri es geçmiştir. Sadece imece üretim, feodal üretim yöntemleri deyip üzerinden atlamıştır. Oysa detaylı incelendiğinde. Örnekler matematiksel formüller, hukuksal kurallar, toplumsal prensipler, kültürel dokularıyla analiz edilip, soyutlama yöntemiyle günümüzde de yeniden değerlendirilebilir. Toplumsal dayanışmanın modern yaşamda da zemini var ve bu zemini güçlendirmek için örneklere ihtiyaç var. Aşağıda sadece birkaç örnekle yetineceğim. Aslında elde ettiğim veriler kitap konusudur. Ama derlenip, toparlanması ve analizi bireysel gücümün sınırlarını aşmaktadır. Şu an sadece bilgileri toplamakla yetinmekteyim.

Birkaç örneği de okuyucularımızla paylaşmaktan mutluluk duyacağım.

Ortak üretim yöntemlerinin toplumsal kaynağı

Kürtler arasında aşiretsel yapının varlığına paralel özgün ortak üretim yöntemleri bulunmaktadır. Bu üretim yöntemleri oldukça çeşitli ve yaygındır. Özellikle hayvancılıkla uğraşılan alanlarda ortaklaşa yapılan üretim yöntemlerindeki çeşitlilik artar. Hakeza yerleşik kesimlerde, bağ bostan işleri, tarla ekimi ve hasadı döneminde, yine köylülerin ortak işleri bir düzene göre işlemektedir. Hepsinde bir birlik, bir dayanışma mevcut.

Ne var ki, bu alanda oldukça az çalışma yapılmıştır. Oysa özellikle göçebe aşiretler ve kırsal alanlarda yapılacak çalışmalarla bu tür üretim biçimleri üzerine önemli veriler elde edilebilir. Soyutlama yöntemi kullanılarak aşiretsel yapıdan günümüz koşullarına uyarlanabilecek üretim biçimleri olabileceği gibi ekonomik yapı, kültür düzeyi ve sosyal yaşamın anlaşılması için büyük faydalar sağlayacaktır.

Yapılan alan çalışmalarında gözlenen ortak çalışma yöntemlerinden birkaç örnek sunulması, Kürtlerin yaşamı ve üretim ilişkileri açısından büyük yarar sağlayacaktır.

1-Pigari:

Pigari toptan alınan bir işin birkaç kişinin ortak çalışmasıyla yürütülen bir üretim biçimidir. Herhangi bir iş olduğu zaman bunun gerçekleştirilmesi bir kişi eliyle olmayınca birden fazla kişi iş birliği yapar. Bir evin inşaası, tarla ekim ve hasat dönemleri, büyük toprak sahiplerinin veya herhangi bir köyülünün belli döneme ait işlerinin yapılması … gibi

Özellikleri:

l- Günlük iş değildir. Genelde hafta, ay, yıl gibi sürelerin hesaplandığı işler içindir. Pigare dahil olanlar işin sahibi değildir. Daha ziyade emekleri ve araçlarıyla çalışırlar

2- İşin başlangıcından bitişine kadar işbirliği sürer.

3- Çok kişiyi gerektirecek bir işbirliği değildir. Ancak sayı, işin gereksinimine göre değişebilir. Üst sınır katılımcıların birbirlerini kontrol edebilecekleri düzeyde bir sayıdır.

4- Yapılan iş karşılığında parasal alışveriş esas değildir. Öncelik ayni üründür. Olmazsa işverenin sunacağı başka üründe kabul edilebilir. Ama bütün bunlar iş başlamadan önce belirlenir.

5- Pigari çalışanlar ortak olarak dışarıda iş tutmakla birlikte birbirlerinin işlerini de aynı kurallarla yapabilirler.

6- Dışarıda iş tuttuklarında elde edilen kazanç ayni ürün olabileceği gibi para da olabilir. Bu pigar olarak çalışanlar arasında eşit ağırlıklı olarak bölüştürülür.

7- Fakat, birbirlerinin işlerini pigari olarak yapanlar işin çokluğunu, ağırlığını ve yoğunluğunu kriter olarak almazlar. Eldeki iş bitinceye kadar birlikte çalışılır. İş sonunda elde edilen ürün paylaşılmaz. Kime çalışılmışsa bütün ürün onundur. Ancak yapılan ortak işler dönüşümlü olur ve birbirine denk olmasına dikkat edilir. Bu yönüyle daha ziyade zıbareye benzer.

8- Yoğun olarak kol emeğiyle çalışanların izlediği bir metot olmakla birlikte, zenginlerin de bir iş yaparken başvurdukları bir ortaklık biçimidir. Yani büyük ölçekli işlerde de birkaç zenginin pigar olması mümkün.

Örnek: Çoban köylülerle anlaşma yapar. Fakat tek başına köy koyunlarından oluşan sürüyü otlatmaya gücü yetmez. Bunun üzerine bir ortak bulur ki bu, "pigar”dır. Yine tarım alanında çalışacak biri diğerine kendisine pigar olmasını önerir. Bir hasat ve ekim işini yarıcı (nivekari) yöntemiyle, ama bir kişi değil pigar halinde birden fazla kişi yapar. Bir başka şekli: Tarla ekimi yapacak olan köylülerin araçları eksiktir. Tarlayı sürmeyi gerektirecek araçlarda ortaklığa gidilir. Pigar olunur. İş, sonuna dek sürer. Sonra herkes kattığı aracını alır. İnşaat ve marangozlukta da yaygındır. Bir köylünün evi yapılacaktır. Bir usta ev sahibi ile muhatap olur ve işi alır. Anlaşmadan sonra Usta kendisine yardım edecek çalışanları alır. Bunlar onun pigarı olur.

1.Col:

Daha çok koyun otlatmak için kullanılan bir metottur. Buna göre, koyun sürüsü fazla olan birisi bir çoban tutar. Fakat çobanın maliyeti yüksek olur. Bu yüzden köylülere koyunlarını kendi sürüsüne katmaları için öneri götürür. Bunun bedeli olarak “belli sayıda koyun başına bir kuzu” alacak. Böylelikle sürü sahibi kendine yük olan çoban masrafını düşürürken çoban tutma şansı olmayan az miktardaki hayvan sahipleri de büyük masraftan, zahmetten, çoban tutma sorunundan ve çobanlık yapmaktan kurtulur. Bunlara col denir. Gözlemlere göre bu tür bir ortaklıkta çobanın masraflarını çıkardıktan sonra kendisine kuzu kalan büyük sürü sahipleri de olabiliyor.

Örnek: çoban tutan kişinin 300 koyuna sahip olduğu varsayılsın. Çobanla da ilkbahardan sonbahara kadar anlaşılır. Anlaşmaya göre;

1- Yirmi koyun başına bir kuzu (1/20)

2- Çobanın iş bedeli alacağı kuzu sayısının alt sınırı 40 tanedir. Yani eğer 40 kuzudan azı çoban payına düşerse sürü sahibi bu eksiği tamamlayacaktır.

3- Genelde 40 kuzudan fazla gelmesine dikkat edilir. Col miktarı belirlenirken bu kriter esas alınır. Eğer bu gerçekleşirse bu fazlalık çobana kalır. Ancak bazı anlaşmalarda kuzu sayısı sabit tutulur. Eksiklik sürü sahibi tarafından tamamlanır. Fazlalık ise sürü sahibi tarafından alınır. Bu, dönemin koşullarına göre belirlenir.

Bir hesaplama ile açımlarsak 300 koyunluk sürü sahibi ancak 15 kuzu verebilir (300:20= 15). Öyleyse çobana en az 25 kuzu getirecek kadar col bulmalıdır. Bu da en az 500 koyuna denk gelir (25x20= 500) ve demek ki çoban en az 800 koyundan oluşan bir sürüye çobanlık edecektir (500 (col hissesi)+ 300 (sürü sahibinin payı)=800 veya 40x 20=800). Ancak 500 koyunun tek bir kişide bulunması mümkün değildir. Çobanla anlaşan sürü sahibi, diğer sürü sahiplerine başvurur. Diğerlerinin hem çobanla anlaşan sürü sahibinin koyunundan fazla koyunlarının olmaması hem de çoban tutacak güçte olmamaları önemlidir. Onların muhatabı sürü sahibidir. Bu yüzden sürüye katacakları koyun nispeti kadar kuzuyu doğrudan sürü sahibine verirler. Buna göre birinin 160 koyun karşılığında 8 kuzu, birinin 100 koyun karşılığında 5 kuzu, birinin 280 koyunun karşılığında 9 kuzu, diğerinin 200 koyunun karşılığı 10 kuzu taahhüt ettiği ve koyunlarını sürüye kattığı varsayılsın.

Böylece 8+5+9+10=32 koyun, çobanla anlaşan sürü sahibine gelir. 15 kuzuyu da sürü sahibi verme taahhüdünde bulunmuştu; sonuç itibariyle 15+32=47 kuzu karşılığı 940 koyunluk bir sürü gerçekleşmiş olur.

Eğer çoban tek başına koyun sürüsünü güdecek güce sahip değilse kendine pigar bulur. 2 çoban için pigar koşulları geçerli olur. Aynı zamanda üretim yöntemlerinin iç içe geçtiği görülüyor.

Col yöntemi daha çok sağımlık koyunlar için geçerlidir. Fakat kesimlik koyun için de geçerli olduğuna tanık olunmaktadır. Kapitalizme doğru dönüşümle birlikte sürü sahipleri özellikle ticari amaçla kesimlik hayvanların iyi beslenmesi için çobanı parayla tutarlar ve bu yönteme gitmezler.

Toparlarsak şöyle bir tablo ortaya çıkar:

1- Sürü sahibi ile anlaşan çoban alacağı kuzu haricinde giyecek yiyecek ve ayda bir, birkaç günlüğüne izin alır.

2- Çalışmanın karşılığı çalışılan malla ödenir. Yalnız son yıllarda para kullanımı yaygınlaşmaktadır.

3- Eğer çoban pigar bulmaz ve sürüyü de tek başına idare edemezse, sürü sahibi bir de duajo (yardımcı) tutar. Bu genelde çocuk yaşta biri olur. Çalışmanın karşılığı kıyafet, yiyecek ve başta belirlenen birkaç kuzudur. Bunda da son yıllarda para geçerli olmaya başlamıştır.

4- Çoban ve yardımcısı hep erkektir.

5- Ama col erkek olduğu gibi kadın da olabilir. Köylerde dul ama evini idare eden ve hatta ekonomik gücü iyi olan kadınlar vardır. Bunlar da kurallar çerçevesinde col olabilmektedirler.

1. Zıbareti:

Sırayla ve aynı iş için gerçekleşen bir ortaklık biçimidir. Kürdistan’da oldukça yaygındır ve halen devam etmektedir. Özellikleri şöyledir:

l- Gün hesabıyla yapılan işler için geçerlidir.

2- Yalnız kadınlar, kadın-erkek veya yalnız erkeklerden ibaret olabilir. Bu işin niteliğine göre değişebilmektedir.

3- Zıbare işleri benzer işleri kapsamaktadır.

4- Yaygın olarak aile bireylerinin tek başına yapamayacakları ev işleri için geçerlidir.

5- Kural olmamakla birlikte ailenin yıllık gereksinimlerinin karşılanması için uygulanır. Evde yapılan yiyecek, giyecek, yatacak, vb ürünlerde yapılan işbirliğidir. Yine evin, eşyaların temizliği, bakımı içinde geçerlidir. Evlerin ustalık gerektiren tamiri, bakımı, yenilenmesi, dış cephesinin, bahçesinin düzenlenmesi, yolların, evin etrafını saran çeperlerin düzenlenmesi, tamiri vb işlerini genelde erkekler yaparken, temizliği, süslenmesi, estetiği ile kadınlar uğraşır.

6- Çok yönlüdür. Tarla taşlarının temizlenmesi, yünün yıkanması, taranması, eğrilmesi, boyanması, halı dokunması, keçe yapılması, yatakların yüzlerinin, ev eşyalarının temizlenmesi ve yıkanması için yapılan yardımlaşmalardır.

7- Sırayladır. Her evin ortak olan işleri sıraya konulur ve ona göre zıbareti gerçekleşir. O gün hangi ailenin sırası ise o evde temizlik yapılır, güzel yemekler pişirilir. Zıbarelere hediyeler alınır.

8- Zıbareti aynı zamanda Kürtler arasında bir kültürel etkinliktir. Kızlar, erkekler, nişanlılar genelde bu vesileyle bir araya gelirler. Emeklerinin karşılığı hediye alır verirler. Maniler, stranlar söylerler, halay tutarlar.

1. Şıkati:

Görünüşte col sistemine benzer ama özünde farklıdır. Genelde köy içindeki işlerde görülür ve halen devam etmektedir. Şıkata katılanlar genelde yoksullardır. Köylülerin hayvanlarının ortak bakımını esas alır.

1- Süresi bir aydan altı aya kadardır.

2- Köylülerin oluşturduğu sürünün büyüklüğüne göre bir veya birkaç kişi çobanlık yapar. Koyun sürüsüne giden şıvan, sığır sürüsüne giden gavan ismini alır.

3- Col'daki gibi çobanlık bedeli olarak maldan bir pay alınır. Ancak bir sürü sahibinin öncülüğü değil köylülerin ortak kararıyla çoban tutulur. Yine çobanın çalışma karşılığı coldaki gibi kuzu değil koyun alınır. Örneğin: 6 aylık bir çobanlık için 15 koyuna bir koyun alınır. Altı ayı geçerse sonraki zaman için anlaşma yenilenir. Genelde oran değişir. Örneğin, 15 koyuna bir koyun yerine 10 koyuna bir koyun ya da 7 koyuna bir koyun gibi yeni bir oran belirlenir. Çünkü kış şartlarıdır ve hayvan bakımı zorlaşır.

4- Bu çobanlar arasında radbehi deneni var ve çobanların lideridir. Bütün anlaşmalardan da o sorumludur. En yüksek sayıda hayvanı da o alır. Diğerleri genelde çocuklardan oluşur ve daha az pay alırlar. Radbehi’nin bir, birkaç gün dinlenme hakkı vardır ve evinde kalır.

5- Yeme, içme, giyecek temini köylülerden sağlanır. Günlük ekmek köyden toplanır. Ev başına bir kovane (bir ölçek) buğday, çoban ailesine verilir. Yine çobanın çölde giyeceği keçesi, su bidonlan, iç çamaşırları dahil giyecekleri, ayakkabıları köylü tarafından alınır.

6- Çobanın kişisel tüketim ihtiyaçlarını genelde köy sürüsü içinde koyunu ve sığırı fazla olanlar (pırpez, pırdewar) karşılar.

1. Novanc (Notırvanc) ve Cirig:

Diğer çalışma sistemlerinden farklı tarafı bir çoban sabit iken yardımcıları değişken olup, hayvan sahiplerinden oluşur. Yani sürü fazla ise iki veya üç çoban güder. Biri sabit çobandır. Ücretlidir ya da col ve şıkati de ki gibi iş bedeli koyun veya kuzu alır. Diğerleri ise sürüdeki hayvan sahibi köylülerdir ve hayvanları dönüşümlü güderler. Bu kişilere novane veya notırvane denir. Tabii bu, herkesin gideceği anlamına gelmez. Bunu da belirleyen kurallar mevcuttur Buna göre novaneye gidecek veya gitmeyecek koyun sahipleri için bir baraj belirlenir. Barajın altında olanlar sadece bedel olarak bir pay verir. Bunlara cirig denir. Bunlar novaneye gitmezler ve cırm/bedel verirler. Barajın üstünde bir paya sahip olanlar hem cırm verirler hem de novaneye giderler.

Örnek: Köyde belirlenen sürünün 1000 koyundan oluştuğu, 20 evin katılımı ile belirlendiği varsayılsın. Çobanın ücretinin 300 bin TL olduğu;15 evin novane, 5 evin ise cirig olduğu göz önünde bulundurulsun.

l- Novanenin barajı 10 koyun olarak belirlenmiştir ve 15 ev novaneye girecektir. 150 koyun hesap dışında tutulur (10x15=150 koyun).

2- Şarta göre ciriglerin koyun sayısının, belirlenen barajdan az olması gerekir. Öyleyse sırayla koyun sayıları 8+7+8+8+9 olduğu varsayılırsa bunların toplamı 40 koyun eder.

3- Cirigler şart olan cırmı (pay, bedel) koyun başına 3 bin olarak ödedikleri varsayıldığında 3x40=120 bin çobanın kendi paylarına düşen hakkını ödemiş olurlar.

4- Geriye kalan 180 bin (300-120=180) novaneler tarafindan ödenecektir. Novanelerin yaptığı hesap ise şöyledir: 150 tanesi novane bedeli (madde l), 40 tane de ciriglerin koyunları (150+40=190) toplam koyundan çıkarılarak geriye kalanı bölüştürülür (1000-190=810). Buna göre 180 bin 810 koyuna pay edilir (180mn/810=2.22). Her koyun başına düşen 2 bin 222  lirayı her novane koyun başına öder.

5- Koyun başına düşen paranın belirlenmesinde önemli bir şart söz konusudur. Buna göre novanenin koyun başına vereceği para miktarı, cirigın koyun başına vereceği para miktarından daha az olmalıdır (2.222 mn<3mn'den). Çünkü novaneler hem ücret ödemekte hem de sırasıyla çobanlık yapmaktadırlar.

1. Şırigahi:

Bir kişi koyun veya sığırlarına bakması için 2, 3, 5 veya 7 yıl gibi sürelerle birine teslim eder ve karşılığında da mal ve ürün alır. Örneğin: Bir kişinin 20 koyununu 3 yıllığına şırikahi olarak verdiği varsayılsın. Yapılan anlaşmaya göre 3 yıl sonra 20 tane koyun geri verilecektir.  20 koyunun her yıl için olan kuzularının toplamı (20x3=60):2=30 eşit olarak paylaşılacaktır. Yani buna göre koyunları veren üç yıl sonra 20 koyuna ek olarak onlardan doğan 30 kuzu da almış olur. Yine buna ek olarak hayvansal ürünün bir miktarı da ona geçer. Örneğin 100 kg yün, 50 kg peynir, 2 teneke yağ, vb gibi.

Koyunları alıp bakımını yapan ise 30 kuzu ve kalan hayvansal ürünleri yağ, yün peynir vs alır. Aslında koyuna bakmak için alan kişi bu hayvanları aldığı süre zarfında istediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Yeter ki, anlaşma dönemi sonunda söz verdiği şartları yerine getirmiş olsun.

Kürtlerde Ortak Üretim İlişkilerine Ait Bir Özet - Ehmed Pelda

12 Ara 2019

Kürtlerin geleneksel yaşamında kendine özgü ekonomik ve toplumsal ilişkiler mevcut. Ekonomik faaliyetler aynı zamanda kültürel, ahlaki, hukuksal ve kurumsal ilişkilerdir. Binlerce yıllık doku ile örülmüş bu ilişkiler ne yazık ki kapitalizmin yaşamın her alanına yayılmasıyla giderek yok olmaktadır. Toplumda ekonomik ilişkiler aynı zamanda birer kültürel ilişkidir. Bireysel fayda yanı sıra topumsal fayda da gözetilmiştir.

Meta üretimi yerine değer üretimi vardır. Değer üretiminin en önemli özelliği üretilen varlığın toplumsallaşmasıdır. Bu da paylaşım ile mümkündür. Paylaşım duygusunun toplumsal bağları güçlendirdiğini, üretim sürecine de etki ettiğini, birlikte ve dayanışmacı bir anlayışı hakim kıldığını görmek mümkün.

90’lı yılların başında Kürt kentlerini gezip alan çalışmaları yaparken, birçok ortak üretim yöntemine tanık oldum. Son yıllarda yaptığım röportajlarla bu konuyu daha da detaylandırdım. Ek olarak dünyada benzer üretim ilişkilerini de inceleme şansını buldum. Gerçekten bu konuda oldukça derin bir birikim var. Binlerce yıla varan deney ve tecrübeler var. İklim, coğrafya, toplumsal özelliklere göre her üretim kendi ilişki tarzını, değerlerini ve bunun yansıması olarak inanç, kültür ve anlayışını yaratmıştır.

Modern bilimler bu süreçleri es geçmiştir. Sadece imece üretim, feodal üretim yöntemleri deyip üzerinden atlamıştır. Oysa detaylı incelendiğinde. Örnekler matematiksel formüller, hukuksal kurallar, toplumsal prensipler, kültürel dokularıyla analiz edilip, soyutlama yöntemiyle günümüzde de yeniden değerlendirilebilir. Toplumsal dayanışmanın modern yaşamda da zemini var ve bu zemini güçlendirmek için örneklere ihtiyaç var. Aşağıda sadece birkaç örnekle yetineceğim. Aslında elde ettiğim veriler kitap konusudur. Ama derlenip, toparlanması ve analizi bireysel gücümün sınırlarını aşmaktadır. Şu an sadece bilgileri toplamakla yetinmekteyim.

Birkaç örneği de okuyucularımızla paylaşmaktan mutluluk duyacağım.

Ortak üretim yöntemlerinin toplumsal kaynağı

Kürtler arasında aşiretsel yapının varlığına paralel özgün ortak üretim yöntemleri bulunmaktadır. Bu üretim yöntemleri oldukça çeşitli ve yaygındır. Özellikle hayvancılıkla uğraşılan alanlarda ortaklaşa yapılan üretim yöntemlerindeki çeşitlilik artar. Hakeza yerleşik kesimlerde, bağ bostan işleri, tarla ekimi ve hasadı döneminde, yine köylülerin ortak işleri bir düzene göre işlemektedir. Hepsinde bir birlik, bir dayanışma mevcut.

Ne var ki, bu alanda oldukça az çalışma yapılmıştır. Oysa özellikle göçebe aşiretler ve kırsal alanlarda yapılacak çalışmalarla bu tür üretim biçimleri üzerine önemli veriler elde edilebilir. Soyutlama yöntemi kullanılarak aşiretsel yapıdan günümüz koşullarına uyarlanabilecek üretim biçimleri olabileceği gibi ekonomik yapı, kültür düzeyi ve sosyal yaşamın anlaşılması için büyük faydalar sağlayacaktır.

Yapılan alan çalışmalarında gözlenen ortak çalışma yöntemlerinden birkaç örnek sunulması, Kürtlerin yaşamı ve üretim ilişkileri açısından büyük yarar sağlayacaktır.

1-Pigari:

Pigari toptan alınan bir işin birkaç kişinin ortak çalışmasıyla yürütülen bir üretim biçimidir. Herhangi bir iş olduğu zaman bunun gerçekleştirilmesi bir kişi eliyle olmayınca birden fazla kişi iş birliği yapar. Bir evin inşaası, tarla ekim ve hasat dönemleri, büyük toprak sahiplerinin veya herhangi bir köyülünün belli döneme ait işlerinin yapılması … gibi

Özellikleri:

l- Günlük iş değildir. Genelde hafta, ay, yıl gibi sürelerin hesaplandığı işler içindir. Pigare dahil olanlar işin sahibi değildir. Daha ziyade emekleri ve araçlarıyla çalışırlar

2- İşin başlangıcından bitişine kadar işbirliği sürer.

3- Çok kişiyi gerektirecek bir işbirliği değildir. Ancak sayı, işin gereksinimine göre değişebilir. Üst sınır katılımcıların birbirlerini kontrol edebilecekleri düzeyde bir sayıdır.

4- Yapılan iş karşılığında parasal alışveriş esas değildir. Öncelik ayni üründür. Olmazsa işverenin sunacağı başka üründe kabul edilebilir. Ama bütün bunlar iş başlamadan önce belirlenir.

5- Pigari çalışanlar ortak olarak dışarıda iş tutmakla birlikte birbirlerinin işlerini de aynı kurallarla yapabilirler.

6- Dışarıda iş tuttuklarında elde edilen kazanç ayni ürün olabileceği gibi para da olabilir. Bu pigar olarak çalışanlar arasında eşit ağırlıklı olarak bölüştürülür.

7- Fakat, birbirlerinin işlerini pigari olarak yapanlar işin çokluğunu, ağırlığını ve yoğunluğunu kriter olarak almazlar. Eldeki iş bitinceye kadar birlikte çalışılır. İş sonunda elde edilen ürün paylaşılmaz. Kime çalışılmışsa bütün ürün onundur. Ancak yapılan ortak işler dönüşümlü olur ve birbirine denk olmasına dikkat edilir. Bu yönüyle daha ziyade zıbareye benzer.

8- Yoğun olarak kol emeğiyle çalışanların izlediği bir metot olmakla birlikte, zenginlerin de bir iş yaparken başvurdukları bir ortaklık biçimidir. Yani büyük ölçekli işlerde de birkaç zenginin pigar olması mümkün.

Örnek: Çoban köylülerle anlaşma yapar. Fakat tek başına köy koyunlarından oluşan sürüyü otlatmaya gücü yetmez. Bunun üzerine bir ortak bulur ki bu, "pigar”dır. Yine tarım alanında çalışacak biri diğerine kendisine pigar olmasını önerir. Bir hasat ve ekim işini yarıcı (nivekari) yöntemiyle, ama bir kişi değil pigar halinde birden fazla kişi yapar. Bir başka şekli: Tarla ekimi yapacak olan köylülerin araçları eksiktir. Tarlayı sürmeyi gerektirecek araçlarda ortaklığa gidilir. Pigar olunur. İş, sonuna dek sürer. Sonra herkes kattığı aracını alır. İnşaat ve marangozlukta da yaygındır. Bir köylünün evi yapılacaktır. Bir usta ev sahibi ile muhatap olur ve işi alır. Anlaşmadan sonra Usta kendisine yardım edecek çalışanları alır. Bunlar onun pigarı olur.

1.Col:

Daha çok koyun otlatmak için kullanılan bir metottur. Buna göre, koyun sürüsü fazla olan birisi bir çoban tutar. Fakat çobanın maliyeti yüksek olur. Bu yüzden köylülere koyunlarını kendi sürüsüne katmaları için öneri götürür. Bunun bedeli olarak “belli sayıda koyun başına bir kuzu” alacak. Böylelikle sürü sahibi kendine yük olan çoban masrafını düşürürken çoban tutma şansı olmayan az miktardaki hayvan sahipleri de büyük masraftan, zahmetten, çoban tutma sorunundan ve çobanlık yapmaktan kurtulur. Bunlara col denir. Gözlemlere göre bu tür bir ortaklıkta çobanın masraflarını çıkardıktan sonra kendisine kuzu kalan büyük sürü sahipleri de olabiliyor.

Örnek: çoban tutan kişinin 300 koyuna sahip olduğu varsayılsın. Çobanla da ilkbahardan sonbahara kadar anlaşılır. Anlaşmaya göre;

1- Yirmi koyun başına bir kuzu (1/20)

2- Çobanın iş bedeli alacağı kuzu sayısının alt sınırı 40 tanedir. Yani eğer 40 kuzudan azı çoban payına düşerse sürü sahibi bu eksiği tamamlayacaktır.

3- Genelde 40 kuzudan fazla gelmesine dikkat edilir. Col miktarı belirlenirken bu kriter esas alınır. Eğer bu gerçekleşirse bu fazlalık çobana kalır. Ancak bazı anlaşmalarda kuzu sayısı sabit tutulur. Eksiklik sürü sahibi tarafından tamamlanır. Fazlalık ise sürü sahibi tarafından alınır. Bu, dönemin koşullarına göre belirlenir.

Bir hesaplama ile açımlarsak 300 koyunluk sürü sahibi ancak 15 kuzu verebilir (300:20= 15). Öyleyse çobana en az 25 kuzu getirecek kadar col bulmalıdır. Bu da en az 500 koyuna denk gelir (25x20= 500) ve demek ki çoban en az 800 koyundan oluşan bir sürüye çobanlık edecektir (500 (col hissesi)+ 300 (sürü sahibinin payı)=800 veya 40x 20=800). Ancak 500 koyunun tek bir kişide bulunması mümkün değildir. Çobanla anlaşan sürü sahibi, diğer sürü sahiplerine başvurur. Diğerlerinin hem çobanla anlaşan sürü sahibinin koyunundan fazla koyunlarının olmaması hem de çoban tutacak güçte olmamaları önemlidir. Onların muhatabı sürü sahibidir. Bu yüzden sürüye katacakları koyun nispeti kadar kuzuyu doğrudan sürü sahibine verirler. Buna göre birinin 160 koyun karşılığında 8 kuzu, birinin 100 koyun karşılığında 5 kuzu, birinin 280 koyunun karşılığında 9 kuzu, diğerinin 200 koyunun karşılığı 10 kuzu taahhüt ettiği ve koyunlarını sürüye kattığı varsayılsın.

Böylece 8+5+9+10=32 koyun, çobanla anlaşan sürü sahibine gelir. 15 kuzuyu da sürü sahibi verme taahhüdünde bulunmuştu; sonuç itibariyle 15+32=47 kuzu karşılığı 940 koyunluk bir sürü gerçekleşmiş olur.

Eğer çoban tek başına koyun sürüsünü güdecek güce sahip değilse kendine pigar bulur. 2 çoban için pigar koşulları geçerli olur. Aynı zamanda üretim yöntemlerinin iç içe geçtiği görülüyor.

Col yöntemi daha çok sağımlık koyunlar için geçerlidir. Fakat kesimlik koyun için de geçerli olduğuna tanık olunmaktadır. Kapitalizme doğru dönüşümle birlikte sürü sahipleri özellikle ticari amaçla kesimlik hayvanların iyi beslenmesi için çobanı parayla tutarlar ve bu yönteme gitmezler.

Toparlarsak şöyle bir tablo ortaya çıkar:

1- Sürü sahibi ile anlaşan çoban alacağı kuzu haricinde giyecek yiyecek ve ayda bir, birkaç günlüğüne izin alır.

2- Çalışmanın karşılığı çalışılan malla ödenir. Yalnız son yıllarda para kullanımı yaygınlaşmaktadır.

3- Eğer çoban pigar bulmaz ve sürüyü de tek başına idare edemezse, sürü sahibi bir de duajo (yardımcı) tutar. Bu genelde çocuk yaşta biri olur. Çalışmanın karşılığı kıyafet, yiyecek ve başta belirlenen birkaç kuzudur. Bunda da son yıllarda para geçerli olmaya başlamıştır.

4- Çoban ve yardımcısı hep erkektir.

5- Ama col erkek olduğu gibi kadın da olabilir. Köylerde dul ama evini idare eden ve hatta ekonomik gücü iyi olan kadınlar vardır. Bunlar da kurallar çerçevesinde col olabilmektedirler.

1. Zıbareti:

Sırayla ve aynı iş için gerçekleşen bir ortaklık biçimidir. Kürdistan’da oldukça yaygındır ve halen devam etmektedir. Özellikleri şöyledir:

l- Gün hesabıyla yapılan işler için geçerlidir.

2- Yalnız kadınlar, kadın-erkek veya yalnız erkeklerden ibaret olabilir. Bu işin niteliğine göre değişebilmektedir.

3- Zıbare işleri benzer işleri kapsamaktadır.

4- Yaygın olarak aile bireylerinin tek başına yapamayacakları ev işleri için geçerlidir.

5- Kural olmamakla birlikte ailenin yıllık gereksinimlerinin karşılanması için uygulanır. Evde yapılan yiyecek, giyecek, yatacak, vb ürünlerde yapılan işbirliğidir. Yine evin, eşyaların temizliği, bakımı içinde geçerlidir. Evlerin ustalık gerektiren tamiri, bakımı, yenilenmesi, dış cephesinin, bahçesinin düzenlenmesi, yolların, evin etrafını saran çeperlerin düzenlenmesi, tamiri vb işlerini genelde erkekler yaparken, temizliği, süslenmesi, estetiği ile kadınlar uğraşır.

6- Çok yönlüdür. Tarla taşlarının temizlenmesi, yünün yıkanması, taranması, eğrilmesi, boyanması, halı dokunması, keçe yapılması, yatakların yüzlerinin, ev eşyalarının temizlenmesi ve yıkanması için yapılan yardımlaşmalardır.

7- Sırayladır. Her evin ortak olan işleri sıraya konulur ve ona göre zıbareti gerçekleşir. O gün hangi ailenin sırası ise o evde temizlik yapılır, güzel yemekler pişirilir. Zıbarelere hediyeler alınır.

8- Zıbareti aynı zamanda Kürtler arasında bir kültürel etkinliktir. Kızlar, erkekler, nişanlılar genelde bu vesileyle bir araya gelirler. Emeklerinin karşılığı hediye alır verirler. Maniler, stranlar söylerler, halay tutarlar.

1. Şıkati:

Görünüşte col sistemine benzer ama özünde farklıdır. Genelde köy içindeki işlerde görülür ve halen devam etmektedir. Şıkata katılanlar genelde yoksullardır. Köylülerin hayvanlarının ortak bakımını esas alır.

1- Süresi bir aydan altı aya kadardır.

2- Köylülerin oluşturduğu sürünün büyüklüğüne göre bir veya birkaç kişi çobanlık yapar. Koyun sürüsüne giden şıvan, sığır sürüsüne giden gavan ismini alır.

3- Col'daki gibi çobanlık bedeli olarak maldan bir pay alınır. Ancak bir sürü sahibinin öncülüğü değil köylülerin ortak kararıyla çoban tutulur. Yine çobanın çalışma karşılığı coldaki gibi kuzu değil koyun alınır. Örneğin: 6 aylık bir çobanlık için 15 koyuna bir koyun alınır. Altı ayı geçerse sonraki zaman için anlaşma yenilenir. Genelde oran değişir. Örneğin, 15 koyuna bir koyun yerine 10 koyuna bir koyun ya da 7 koyuna bir koyun gibi yeni bir oran belirlenir. Çünkü kış şartlarıdır ve hayvan bakımı zorlaşır.

4- Bu çobanlar arasında radbehi deneni var ve çobanların lideridir. Bütün anlaşmalardan da o sorumludur. En yüksek sayıda hayvanı da o alır. Diğerleri genelde çocuklardan oluşur ve daha az pay alırlar. Radbehi’nin bir, birkaç gün dinlenme hakkı vardır ve evinde kalır.

5- Yeme, içme, giyecek temini köylülerden sağlanır. Günlük ekmek köyden toplanır. Ev başına bir kovane (bir ölçek) buğday, çoban ailesine verilir. Yine çobanın çölde giyeceği keçesi, su bidonlan, iç çamaşırları dahil giyecekleri, ayakkabıları köylü tarafından alınır.

6- Çobanın kişisel tüketim ihtiyaçlarını genelde köy sürüsü içinde koyunu ve sığırı fazla olanlar (pırpez, pırdewar) karşılar.

1. Novanc (Notırvanc) ve Cirig:

Diğer çalışma sistemlerinden farklı tarafı bir çoban sabit iken yardımcıları değişken olup, hayvan sahiplerinden oluşur. Yani sürü fazla ise iki veya üç çoban güder. Biri sabit çobandır. Ücretlidir ya da col ve şıkati de ki gibi iş bedeli koyun veya kuzu alır. Diğerleri ise sürüdeki hayvan sahibi köylülerdir ve hayvanları dönüşümlü güderler. Bu kişilere novane veya notırvane denir. Tabii bu, herkesin gideceği anlamına gelmez. Bunu da belirleyen kurallar mevcuttur Buna göre novaneye gidecek veya gitmeyecek koyun sahipleri için bir baraj belirlenir. Barajın altında olanlar sadece bedel olarak bir pay verir. Bunlara cirig denir. Bunlar novaneye gitmezler ve cırm/bedel verirler. Barajın üstünde bir paya sahip olanlar hem cırm verirler hem de novaneye giderler.

Örnek: Köyde belirlenen sürünün 1000 koyundan oluştuğu, 20 evin katılımı ile belirlendiği varsayılsın. Çobanın ücretinin 300 bin TL olduğu;15 evin novane, 5 evin ise cirig olduğu göz önünde bulundurulsun.

l- Novanenin barajı 10 koyun olarak belirlenmiştir ve 15 ev novaneye girecektir. 150 koyun hesap dışında tutulur (10x15=150 koyun).

2- Şarta göre ciriglerin koyun sayısının, belirlenen barajdan az olması gerekir. Öyleyse sırayla koyun sayıları 8+7+8+8+9 olduğu varsayılırsa bunların toplamı 40 koyun eder.

3- Cirigler şart olan cırmı (pay, bedel) koyun başına 3 bin olarak ödedikleri varsayıldığında 3x40=120 bin çobanın kendi paylarına düşen hakkını ödemiş olurlar.

4- Geriye kalan 180 bin (300-120=180) novaneler tarafindan ödenecektir. Novanelerin yaptığı hesap ise şöyledir: 150 tanesi novane bedeli (madde l), 40 tane de ciriglerin koyunları (150+40=190) toplam koyundan çıkarılarak geriye kalanı bölüştürülür (1000-190=810). Buna göre 180 bin 810 koyuna pay edilir (180mn/810=2.22). Her koyun başına düşen 2 bin 222  lirayı her novane koyun başına öder.

5- Koyun başına düşen paranın belirlenmesinde önemli bir şart söz konusudur. Buna göre novanenin koyun başına vereceği para miktarı, cirigın koyun başına vereceği para miktarından daha az olmalıdır (2.222 mn<3mn'den). Çünkü novaneler hem ücret ödemekte hem de sırasıyla çobanlık yapmaktadırlar.

1. Şırigahi:

Bir kişi koyun veya sığırlarına bakması için 2, 3, 5 veya 7 yıl gibi sürelerle birine teslim eder ve karşılığında da mal ve ürün alır. Örneğin: Bir kişinin 20 koyununu 3 yıllığına şırikahi olarak verdiği varsayılsın. Yapılan anlaşmaya göre 3 yıl sonra 20 tane koyun geri verilecektir.  20 koyunun her yıl için olan kuzularının toplamı (20x3=60):2=30 eşit olarak paylaşılacaktır. Yani buna göre koyunları veren üç yıl sonra 20 koyuna ek olarak onlardan doğan 30 kuzu da almış olur. Yine buna ek olarak hayvansal ürünün bir miktarı da ona geçer. Örneğin 100 kg yün, 50 kg peynir, 2 teneke yağ, vb gibi.

Koyunları alıp bakımını yapan ise 30 kuzu ve kalan hayvansal ürünleri yağ, yün peynir vs alır. Aslında koyuna bakmak için alan kişi bu hayvanları aldığı süre zarfında istediği gibi kullanma hakkına sahiptir. Yeter ki, anlaşma dönemi sonunda söz verdiği şartları yerine getirmiş olsun.

Adnan Çelik


Etiketler :