Kürtlerin en acil gündemi

02 Mar 2020

İmralı’da yangın çıktığına ilişkin haber, tüm Kürtlerde büyük bir kaygıya neden oldu. Zira İmralı demek Sayın Öcalan demek. Dolayısıyla Kürtler ve dostları İmralı’da olan her şeye pür dikkat kesiliyorlar. Zira İmralı’daki hiçbir şeyin kendiliğinden olmayacağını çok iyi biliyorlar. Yine Sayın Öcalan’ın gerçekte kendileri olduğunu da derinden idrak etmiş durumdalar.

Kürtler ve dostları kaygı ve tedirginliklerinin gereği olarak hareket halindeler, bir an önce Sayın Öcalan’ın sağlığının ve güvenliğinin iyi olduğu haberini almak istiyorlar. Bunun için de eylemleriyle avukatların ve ailelerin İmralı’ya gitmelerini sağlamak istiyorlar. Ancak şu ana kadar mevcut iktidardan ne bir açıklama var ne de bir adım. Demek ki Kürtler tedirginliklerini, kaygılarını daha güçlü bir şekilde göstermek zorunda. Bu devletin kendiliğinden bir adım atmayacağı açık olduğuna göre avukat ve aile görüşünün gerçekleşebilmesi için daha güçlü tepki vermek gerekiyor.

En kısa zamanda İmralı’dan bir haber almak hayati önemde. Çünkü haberin basına düşmesi oldukça ilginç. Haber durup dururken ve var oluşunu Kürtleri yok etmek üzerine kurmuş olan bir kişiden çıktı. İçişleri Bakanı’nın boşluğuna denk geldiğini herhalde kimse iddia edemez. Her söylemi, mimiği, eylemi özel savaş kapsamında olan bir kişinin haberi bu şekilde vermesi, açık ki özel savaş gereğidir.

O nedenle yangın haberi azami ölçüde dikkate almayı, ciddiyetle ele alınmayı gerektiren bir durumdur. Açık ki Kürtlere yönelik soykırımın başarıya götürülmek istendiği bir konjonktürde Sayın Öcalan’a yönelik bir yönelimin halk nezdinde ne kadar tepki çekebileceği görülmek isteniyor. Bugüne kadar defalarca ölçülen bu nabız bir kez daha ölçülmek isteniyor. Kürtler bir kez daha test ediliyorlar. O halde Kürtler durumun ne kadar ciddi olduğunu derinden idrak etmeli ve mutlaka İmralı’dan haber almalıdırlar.

Kısa vadeli bu talebin yerine getirilmesini zorlamanın ötesinde, esas olarak İmralı sistemini yıkmak gerek. Artık İmralı sistemiyle yaşamanın anormalliğini görüp, bu sistemi paramparça etmek gerek. Zira İmralı sistemi olduğu müddetçe Kürtlerin normalleşmesinden bahsedilemez.

Normal olmak, kendi olmayı gerektirir. Yani Kürt olarak tanınmayı, Kürt olmaktan gelen tüm hakların yasal güvenceler altına alınmasını gerektirir. Kendi diliyle, kültürüyle, kimliğiyle, kendi ana yurdunda onurlu ve özgür insan olmayı gerektirir. Mevcut halde Kürtler tüm bunlardan yoksun.

İmralı sistemi bu haliyle durduğu müddetçe Kürtler hiçbir haklarına kavuşamayacaklar. Ne dillerine, ne kültürlerine, ne kimliklerine ne de ülkelerine sahip olabilirler. İmralı sistemi, günümüz koşullarında Kürtlere dayatılan soykırım rejiminin temel kaynağı. İşte bu nedenle Kürtler var olmak ve özgürlüklerini sağlamak için, mutlak surette bu sistemden kurtulmak durumundalar.

Kuşkusuz ki Kürtler bugüne kadar bu sistemden kurtulmak, bu sistemi paramparça etmek için büyük bir mücadele verdi, büyük bedeller ödedi. Zaten Kürt olarak kalmayı ancak bu büyük bedeller uğruna elde edebiliyorlar. Kürtler tüm hakları gasp edilerek soykırım kıskacına alındıklarından Kürt kalmak ve Kürt olmaya çalışmak büyük zorluklarla ve mücadeleyle gerçekleşiyor. Dolayısıyla 22. yılına girmiş olan İmralı sistemine bakıp, Kürtlerin geçen sürede hiç mücadele etmediğini belirtmek yanlış olacaktır.

Bu 22 yılın her anını Kürtler direnişle, Sayın Öcalan ile birlikte yaşamışlardır. Kürt halkıyla Sayın Öcalan arasındaki özdeşlik de bu gerçeği yeterince gösteriyor zaten.

Ancak bir diğer gerçek de bu sistemin hala varlığını sürdürdüğüdür. Bu da Kürtlerin mücadelelerinin hala yeterli olmadığı ve Kürtlerin varlık sorununun devam ettiği anlamına gelir. Şimdi kısa vadede acil olarak İmralı’ya gidişi sağlamak gerekir. Bunun için de daha zorlayıcı olmak gerektiği açık. Sayın Öcalan’ın durumu Kürtler açısından hayati önemde olduğundan, Kürtler için daha öncelikli bir gündem yoktur.

İmralı’dan haber almayı başarmış olarak bu defa İmralı kapılarını kalıcı bir şekilde açmayı ve giderek bu tabutluğu paramparça etmeyi başarmak gerekir. Aksi halde Kürtler hep kızgın saç üzerinde olmaya devam edeceklerdir.

Cafer Menafi

Cafer Menafi


Etiketler : Cafer Menafi,