Lübnan tezkeresi görüşülürken konuşan Özsoy: Türkiye, Suriye’ye 3 bin 400 kez saldırdı

26 Eki 2021

Türkiye'nin, Lübnan'da konuşlu BM Geçici Görev Gücü'ne TSK unsurlarıyla verdiği destek süresini bir yıl uzatan Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi de Meclis Genel Kurulunda kabul edildi

Irak-Suriye tezkeesi çıakrıldıktan sonra Meclis Genel Kurul’u AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla gelen Lübnan’da bulunan askerlerin görev süresinin bir yıl daha uzatılmasına dair tezkerenin görüşmeleriyle devam etti. Genel Kurul kürsüsünde söz alan İYİ Parti ve MHP’nin evet oyunu vereceğini açıkladı.

HDP grubu adına söz alan HDP Dış İlişkiler Eşsözcüsü Hişyar Özsoy, büyükelçilere dair yaşanan sürece değindi. Özsoy, “Büyükelçiler meselesinin kökeninde hangi sorun var, kimse bunu konuşmuyor. Eleştirilecek bir tarafı yok bunu ulusal bir gurur yapmanın bir tarafı yok” dedi.

Anayasa 90’ıncı maddeyi okuyan Özsoy, “Türkiye Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf, Avrupa Konseyi üyesi hatta kurucu üyesi olmakla övünen bir pozisyonda” diye belirtti. Özsoy, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın AİHM kararlarını hatırlattı. Özsoy, “AİHM, açıkça diyor ki; hem Osman Kavala hem  Selahattin Demirtaş davasında bir değil, birçok hak ihlali olmuştur. Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu bu kararın uygulanması için çağrıda bulunuyor. Bu büyükelçiler AİHM kararlarını uygulamaları gerektiğine dair bir hatırlatma yapmışlardır” şeklinde konuştu.

'10 büyükelçi' krizi ve Soros ile görüşme

Büyükelçilerin açıklaması ardından Erdoğan’ın kızdığını hatırlatan Özsoy, şunları söyledi: “Köyünden maraba koyar gibi büyükelçileri kovacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt bey gerçekten bu krizin çözülebilmesi için uğraştı. En nihayetinde şöyle bir ara formül buldular. Cumhurbaşkanı o kadar üst perdeden bunu kurdu ki; herkesi göndereceğim diye. Ara formül buldular. Büyükelçilerin küçükte olsa bir şey olsa ifade etmeleri gerekiyor ki geri adımın bir anlamı olsun. Büyükelçiler şöyle bir açıklama da bulundular: Bizler uluslararası hukuka bağlıyız. Türkiye’de iktidara yakın çevreler çeviri hatası yapıyor. Kullandıkları kavram devam ettirir. Yani ‘Biz açıklama yaparken de uluslararası hukuka bağlıyız, mevcut durumda da pozisyonumuzu koruyoruz, diyor. Bu hükümete yakın medya da geri adım attılar, özür dilediler, Cumhurbaşkanı çok memnun olmuş dedi. Bu işin magazin kısmı.

Yapay diplomatik kriz aşıldı. Kimsenin konuşmadığı bir şey var. 30 Kasım’da Bakanlar Komitesi tekrar görüşecek. Daha önce aldıkları kararlardan daha sert karar almak durumundalar. Osman Kavala kararında sözleşmenin 46’ncı maddeye atıf var. Türkiye’yi Avrupa Konseyi’nden çıkarılma sürecini başlatacak maddedir. Muhtemelen Selahattin Demirtaş kararında da benzer bir maddeye referans olacak. Bu mesele AK’den atılma sürecini başlatabilecek kadar büyük bir meseleye dönüşebilir. Türkiye ulusal onurunu düşünüyorsa; hükümeti yönetenler altına imza attığı ben yükümlüyüm dediği ve kendi anayasasının üzerinde olan uluslararası anlaşmaların hükümlerini yerine getirir. Karakter suikastı Türkiye’de çok yapılıyor. Medya da Cumhurbaşkanı’nın Soros’ta yaptığı görüşmelerin fotoğrafları servis edildi. Bugün de AKP’nin eski kurucularından Bülent Arınç’ta ‘Bizde zamanında bu insanları baş tacı yapıyorduk’ dedi. Söylemlerin yanlış olduğunu söyledi. O dönemde Soros’tan randevu talep ediyordunuz. Kendi geçmişinizi inkar ediyorsunuz. Türkiye’nin AK’den atılma tartışmalarının başlatılması bile ve bunun yaratacağı etkiyi tahmin edemiyoruz. Bütün ekonomik kaosların ceremesini de vallahi siz çekmiyorsunuz, yoksul halk çekecek.  Dolar, Euro yükseliyor. Memleket perişan. Bir torba un olmuş 220 TL. Bu yaptığınız dış politika sorumsuzluğunun ekonomiye yansımalarını yoksul halkın çocukları ödüyorlar."

'Türkiye’nin kastı ben orada Kürtlerin kazanımlarına saldıracağım'

Özsoy, Suriye'de olanlara işaret ederek şöyle devam etti: "Biraz önce sayın Bakan vatan için, millet için, beka için Suriye tezkeresinin uzatılmasını istiyoruz. Size bir tablo göstereceğim, bu tablo ACLED. dat. org diye girin. Bu dünya da çatışmalı olan sınır bölgelerinin hepsine bakıyor. O çatışmalı bölgelerde hangi taraftan hangi tarafa saldırı yapılmış, bütün bunların kayıtlarını istatiklerini sunuyor. Etipya, Sudan, İsrail, Filistin ve dünyanın birçok ülkesine dair datalar girilmiş. Bu tablo da Türkiye içinden Suriye’ye yapılan silahlı saldırılar ile Suriye içerisinden Türkiye’ye yapılan silahlı saldırıların resmi. Suriye tarafından Türkiye’ye 22 saldırı tespit edilmiş. Bu 22 taneden 10 tanesinin kaynağını bulamamışlar. 12 tanesi ise Suriye Demokratik Güçleri’nin saldırısı fakat bu 12 saldırının hepsi önce Türkiye tarafından yapılan saldırılara misilleme olarak kayıtlara geçmiş. Bu bizim sponsor olduğu bir kurum değil, bizde ararken bulduk. HDP gitti yanlış bilgi verdi meselesi yok ortada.

Türkiye tarafından Suriye’ye yapılan saldırı sayısı 3 bin 400 civarında. Ay ay vermiş. Ocak 2017’den Ağustos 2020 yılına kadar Türkiye tarafından ve desteklediği güçler tarafından Suriye’ye 3 bin 400 silahlı saldırı yapılmış. Güvenlik tehdidi geliyor asker yığıyoruz, sözlerinin matematiksel olarak bir karşılığı yok. Bunun dışında sayın Bakan ‘biz oraya asker göndermezsek İdlib’de yaşanacak bir çatışma durumu buraya daha fazla mülteci getirecektir’ diyor. 6 yıldır asker gönderiyorsunuz mülteci mi kesildi. Asker gönderdiğiniz için buraya mülteci geliyor. O savaşı durdurmazsak, Suriye kendini imar etmezse tabi ki buraya gelecek. Ülkelerini dağıtıyorsunuz insanların nereye gitmesini bekliyorsunuz. Dolayısıyla Türkiye halkına sesleniyoruz; bu tezkere ve savaş siyaseti Türkiye’ye daha fazla mültecinin gelmesi demektir.

Türkiye’nin kapasitesi, bölgesel gücü, NATO ilişkileri, bölgesel nüfuzu Suriye’nin stabilize edilmesine yardımcı olabilir. Niyet halis olursa Türkiye Suriye’nin yeniden imarına katkı da bulunabilir. Dünyadaki herkes Suriye savaşının bitmesini istiyor. Kim istemiyor biliyor musunuz? Hükümet istemiyor bir de Jim Jefreyy istemiyor.

Suriye’nin ve Irak’ın toprak bütünlüğünden Türkiye’nin kastı ben orada Kürtlerin kazanımlarına saldıracağım. Tefsirini iyi yapalım. Terörle mücadele ediyoruzun tefsiri şudur; Ben Kürt sorununu tanımıyorum, tanısam bile siyaseten çözecek irade sahibi değilim. Üç; 3-5 yıl önce böyle bir siyasi irade ortaya koymuştum, yaptığım ittifaklar beni Kürt meselesinde çözme irademi bunu tuzla buz etti. Bende devletin fabrika ayarlarına döndüm. Kürt meselesini asayiş meselesi olarak görüyorum, bunu askere devrettim. Vatan, millet sakarya. Bu yaptıklarınızın ne vatana ne millete ne de Sakarya’ya faydası yok.”

BBP başkanı işitmemiş

Kürsüde söz alan Büyük Birlik Partisi (BBP) Milletvekili Mustafa Destici de isim vermeden HDP’yi hedef aldı. Destici Kürt sorununu inkar ederek, şu sözleri sarf etti: “Ben bölgeye gittim. Güneydoğu ve Doğu vilayetlerimizde esnafları gezdim, Kürt sorununa dair talep ve söz işitmedim. Bunu PKK’nin siyasi uzvu dile getiriyor. Bazı siyasi partilerimizin Genel Başkanlarından da duyuyoruz. Bunu söyleyenler Kürt sorunu nedir? Anlatsınlar. Çözüm önersinler. Kürt sorununu statüsel sorun olarak mı görüyorsunuz. O zaman muhatabınız PKK’nin siyasi uzantısı olamaz. Milletin istikbaline zarar verecek, bu söylemden herkesin uzak durmasını istiyorum. Olmayan bir sorunun var gibi gösterilmesi, tartışmanın gündeme sokulmasını doğru bulmuyorum. Türkiye’nin aleyhine olduğunu düşünüyorum.”

Konuşmalar ardından Lübnan tezkeresi de yapılan oylama ardından kabul edildi.

ANKARA 


Etiketler : Hişyar Özsoy, Lübnan tezkeresi,