Ölüm oruçları cinayettir-Ayşe Gökkan

07 May 2019

182 güne giren açlık grevleri ve 9’uncu güne giren ölüm orucunun nasıl Türkiye ve Ortadoğu’ya yayılmış kadın öncülüğüne yönelik bir İmralı tecridinin olduğu, 2 Mayıs’ta İmralı adasından çıkan metne bakarak anlamak daha hızlı bir çözümü geliştirmeyi zorunlu kılıyor.

Metni doğru okuduğumuzda, tecridin insanlığa karşı işlenen bir suç ve ölüm oruçlarının devlet tarafından işlenen bir cinayet olduğu anlaşılıyor.

Metindeki görüşlerin nasıl bir zararı olabilir ki, PKK Lideri Abdullah Öcalan 8 yıldır avukatlarıyla, 5 nisan 2015’ten bu yana sadece iki kez açlık grevleri gibi ciddi eylemler sonucu kardeş görüşü yapılmasını gerekli kıldı?
Tecridin kutuplaştırmak ve çatıştırmak olduğu: ‘İçinden geçtiğimiz tarihi süreçte derin bir toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç vardır. Sorunların çözümünde her türlü kutuplaşma ve çatışma kültüründen uzak, demokratik müzakere yöntemine şiddetle ihtiyaç vardır.’

Tecridin Türkiye, Ortadoğu ve Kürtlerin eşit, özgür yaşamına yönelik olduğu: ‘Türkiye’nin ve hatta bölgenin sorunlarını, başta savaş olmak üzere, fiziki şiddet araçlarıyla değil, yumuşak güçle yani akıl, politik ve kültürel güçle çözebiliriz. İnanıyoruz ki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) kapsamında Suriye’deki sorunların çatışma kültüründen uzak durularak; içinde bulundukları konumun, durumun Suriye’nin bütünlüğü çerçevesinde Anayasal güvenceye kavuşturulmuş yerel demokrasi perspektifinde çözüme ulaştırılması amaçlanmalıdır. Bu bağlamda Türkiye’nin hassasiyetlerine de duyarlı olunmalıdır.

Tecridin insanın akli, fiziki, ruhi, fiziki sağlığına kast eden cinayet olduğunu: ‘Cezaevleri içindeki ve dışındaki arkadaşların direnişlerine saygı duymakla birlikte, sağlıklarını tehlikeye atacak ve ölümle sonuçlandıracak konumlara taşıracak noktaya taşımamalarını önemle belirtmek isteriz. Bizim için onların akli, fiziki ve ruhi sağlıkları her şeyin üstündedir. Ayrıca en anlamlı yaklaşımın zihinsel ve ruhi duruşun geliştirilmesiyle bağlantılı olduğuna inanıyoruz.

Bizlerin İmralı’daki duruşu, 2013 Newroz Bildirgesi’nde belirttiğimiz ifade tarzının daha da derinleştirerek ve netleştirerek sürdürme kararlılığındadır.

Tecridin analara, onurlu bir barış ve demokrasiye uygulandığını: ‘Bizim için onurlu bir barış ve demokratik siyaset çözümü esastır.’

Tecridin birbiri için ‘yaşa yaşat’a uygulandığı: ‘İmralı’daki duruşumuz nedeniyle merak eden, tavır koyan herkesi saygıyla anarken yüksek bir teşekkürü de borç biliriz.

Abdullah Öcalan, Hamili Yıldırım, Ömer Hayri Konar, Veysi Aktaş.”

Metnin dört imzalı oluşu ve 2013 Newroz’unu işaret etmesinin bu güne kadar verilen tüm müzakere ve diyalog çabasına tecrit uygulandığını göstermektedir. Hemen derhal kamuoyunu rahatlatacak ölüm orucunda ve açlık grevindekilere güven verecek ölüm, akli ve bedensel hiçbir hasara daha izin vermeyen duyarlılık devreye girmeli. Bunun üzerinde seçim hesabı, çıkarcı, fırsatçı, savaşın ve iktidarının ömrünü uzatma çirkinliğine girilemeyecek kadar yüksek hassasiyet isteyen ahlaki, vicdani, insani ve hukuki bir meseledir. Son sözü direnenler söyler. Sakın hiç kimse etkisini, yetkisini ve haddini aşarak direnenlerin yerine söz söyleme çirkinliğine tenezzül etmesin. Tecrit derhal son bulsun.

Ayşe Gökkan

Ayşe Gökkan


Etiketler :