Pandemi&Yaşlılara ölüm

14 May 2021

Salgının başlangıcından bugüne tüm kısıtlamaların ortak hedef öznesi altmışbeş yaş üstü. Bu yaşlıları 'sosyal ölüme' mahkum etmek anlamına geliyor

Dr. Ali Tepe

Salgının başlangıcından bugüne gelinceye dek önlem olarak dile getirilen başta kapanma olmak üzere uygulanan tüm kısıtlamaların ortak hedef öznesinin altmışbeş yaş üstüne yönelik olduğunu ve bunun yaşlıları “sosyal ölüme” mahkum etmek anlamına geldiğini söyleyerek başlayalım. Ekonomik çöküntü ise bu "ölümü" hızlandıran bir unsur olarak kötü huylu bir kanser hücresi gibi, çaresizce yoksul ve yoksun yaşamlarına boyun eğmeye zorlanan toplumun neredeyse %80’nine yayıldı. (En az!)

Süreci anımsayalım; Salgının ilk günlerinden beri 65 yaş üstüne getirilen kısıtlamalar eğer günün birinde “pandemi faşizmi” diye bir kavram oluşturulacaksa eğer onu tanımlayan ilk sıra örneklerden olacaktır. Sağlığın tanımını “yalnızca hayatta kalmaya” indirgeyen rejim ve “bilim” onları “hastalıktan korunma” retoriğine mahkum ederek onları odalarında sosyal-psikolojik-fiziksel ölümlerden birine, ikisine ya da tümüne birden terk etmekte sakınca görmemiş gözükmektedir. 65 yaşa yönelik dayatmaların kimin tarafından niçin üretildiğine dair tüm sorular en baştan yanıtsız kalıyordu, bugün itibariyle gelinen noktada ise bu ve benzeri sorular çaresizce ve utanmaksızın yok sayılmaya çalışılıyor, kimse üstlenmiyor.

Bu saçmalığa karşı çıkışlar ise ancak insanlığın yavaş yavaş coronavirüs ile yaşamaya mahkum olduğunun hissedilmesiyle birlikte başladı. Başlarda olan tek tük karşı çıkışlar ise “bilimsel” argümanların desteğiyle bilim ve “bilim insanları” tarafından yanıtlanmaya çalışıldıysa gerek o gün gerekse bugün verilen yanıtların gerçekliğe, rasyonaliteye ve diğer tüm insanal ve bilimsel unsurlara göre tatminkar ve uygun olmadığını artık görüyoruz. Çok geç ne yazık ki. Bu dahiyane önerinin sahibinin kim olduğunu bir türlü öğrenemedik, gariptir ki “suçu” birbirlerinin üstüne atmaya da kalkışmadılar, bir sır gibi kaldı. Dolaylı savunucularının -ki çoğu değerli bilim insanlarımız- dolaylı olarak dile getirdikleri savunu argümanını “hastanelerin rahatlatılması” oluşturuyor; bu açıkça kapitalist/piyasacı tıbbın yetersizliğinin ilanından başka bir şey değildir. Eşdeğer “nitelikte” bir diğer argümanı ise “en çok yaşlıları etkileyen bu hastalıktan yaşlılarımızı korumak için” söylemi oluşturmaktaydı.

Ve bu söylem, onun/yaşlının fiziksel ölümden korunduğunun -sanılmasının- dışında diğer sosyal-ekonomik-psikolojik çöküntüsünün sonuçlarıyla pek ilgilenmiyordu. Hala ilgilenen yok; diğer taraftan evlerine, odalarına hapsedilen ve burada “beklemeleri” dayatılan yaşlıların oturdukları, kapatıldıkları yerlerde, dışarıda çalışan ev halkının bulaştırma olasılığı her nedense hiç düşünülmüyordu! Bugünkü mırıldanmalara bakmayın, bütün bilim dünyası bu kapatılmanın arkasında durdu; tıpkı en başta hiçbir bilimsel veri olmamasına rağmen “hidroksiklorokin” tedavisi (!) konusunda davrandıkları gibi. Üstelik ister bilim kurulu adı verilen meşruiyet organizasyonunda sağlı sollu yer alanlar, isterse “muhalifmiş” gibi davranıp medya ile köşe kapmaca oynayanlar; ülkemizdeki “bilim insanlarının” önemli bir kısmı bu oyunda ya da bu bilim söylemi üretme işinde bu süreçte kendilerini insana karşı konumlandırdılar. Ayrıca unutulmaması gereken bir konuda, gözlemlerimiz hastalıktan en çok etkilenenlerin yaşlılar ve kronik hastalığı olanlar olduğu şeklinde olmakla birlikte, bu konularda herhangi bir bilimsel araştırma yapılmadığıdır. Şöyle bir öneri olabilir en azından gelecek günler için tüm bilim insanlarına olsa daha iyi olur, zor derseniz en azından tıbbın ilgili bileşenlerini oluşturanların en azından sosyoloji, psikoloji ve antropoloji eğitimi almaları iyi olur; süreç göstermiştir.

Batının birçok “gelişmiş” kapitalist ülkesinde ise sanılmasın ki yaşlıları birer ekonomik yük olarak görülmeyip pandemi sürecinden paylarına düşeni almamış olsunlar; ister doğrudan isterse dolaylı olarak. Bir başka yazının konusu...


Etiketler : koronavirüs, Salgın, Dr. Ali Tepe,