Savaş tezkeresi bu kez 2023'e kadar uzatıldı

26 Eki 2021

Daha önce bir yıl uzatılan Suriye ve Irak'a asker gönderme tezkeresi AKP-MHP koalisyonu tarafından bu kez 2023'e kadar uzatıldı. Daha önce savaşlardan kaynaklı mülteci akını gibi sorunlar olunca kamuoyu önünde hükümete eleştiriler yapan İYİ Parti de savaş tezkeresine 'evet' oyu verdi
 

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla getirilen Irak ve Suriye'ye asker gönderme tezkeresine dair Meclis^Genel Kurulu'nda yapılan görüşmeler sona erdi.

Evet oyu verilmesi için konuşan AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, "Suriye'nin kuzeyinde mikro devletçikler kurarak ülkemizin milli birliğini ve bekasını engellemeyi amaçlayan başta PKK, DEAŞ, YPG gibi örgütlere fırsat vermemek üzere Türk Silahlı Kuvvetleri'ne yetki veren tezkereyi görüşeceğiz. Umuyorum ve diliyorum ki Türkiye'nin bekası, birliği ve beraberliği, bütünlüğü ve geleceği için seçilmiş milletvekillerinin olumlu oy vereceklerini düşünüyorum. Hiç kimse terör örgütü destekçisi değildir, olduğuna da inanmıyorum. Bu parlamento içinde terör örgütü destekçilerinin yaşamayacağı, barınmayacağı kanaatindeyim" dedi.

'El Nusra neden yok?' diye sordu

CHP adına konuşan Ünal Çeviköz, İdlib’deki en büyük örgüt olan El Nusra’nın (HTŞ-Heyet Tahrir El Şam) adının tezkerede geçmemesini eleştirdi. Çeviköz şunları söyledi: ‘‘Suriye’de ne gibi bir tehlike ile karşı karşıya olduğumuzu yıllardır söylüyoruz. Bugün Rusya ve Suriye, 2018 yılından beri yerine getirmediği M5 karayolunun teröristten temizlenmesi konusunda harekata hazırlanıyor. Bunun yeni bir göç dalgasını doğurup doğurmayacağı bilinmiyor. İktidar Türkiye’yi Suriye’ye mahkum hale getirdi. İdlib’de koruduğumuz bölgede terörist unsurlar var. Rusya ve Suriye sürekli onları buluyor. Bu yüzden gözlem noktalarımız bazen hedef oluyor. Son bir yılda bölgedeki askerimize kaç saldırı yapıldığını biliyor musunuz? 33 askerimizin şehit verildiği ve Türkiye için bataklığa dönüşen İdlib sadece iki cümle ile geçmiş tezkerede. Ülkemizin terör örgütü listesinde yer alan ve bölgedeki en kalabalık terör örgütü olan örgüt gözönüne alınmamıştır. Askerimizin ve sınırlarımızın güvenliği önceliğimizdir. Artık barış için çalışma zamanıdır. Biz milyonlarca Suriyeli’nin topraklarına gönül rahatlığı ile dönmesini istiyoruz ve bunu iki yılda sağlayacağımızın teminatını veriyoruz. Suriye’deki oyunun milli dava adı altında yürütülmesine izin vermeyeceğiz. Esad’ın kendi ülkesinde toprak bütünlüğünü sağlaması için yapıcı olunmalıdır.’’ 



Aydeniz: Türkiye halkları elbet hesabını soracaktır

Meclis'te Irak ve Suriye tezkeresi üzerine konuşan DBP Eşbaşkanı Saliha Aydeniz şunları söyledi: “Her geçen gün daha çok eriyen, çürüyen, kriz ve kaoslarla boğuşan, iç ve dış siyasette gittikçe çaresiz kalan, bu iktidar çareyi yine çözümsüzlükte ve savaş siyasetinde bulmak için tezkereye sarılıyor. Yıllardır savaşa ve saldırılara zemin haline getirilen Irak-Suriye tezkereleri birçok açıdan sorunların derinleşmesine neden olmuştur. Derinleşen bu sorunların başında da Kürt sorunu bulunmaktadır.  Yıllardır Kürt sorununa yaklaşımı, inkâr, imha ve asimilasyon politikası olarak derinleşirken iktidar kendi eliyle isteyerek   ve bilerek Kürt sorununu bölgesel bir soruna dönüştürmüştür. Kürt sorununu bitirdik diyenlere sormak istiyorum; Kürt sorununu, Türkiye de 20 milyonun konuştuğu dili bilinmeyen dil olarak tanımlayarak mı çözdünüz.

Kürt sorununu cezaevinde Kürtçe halay çektiler diye, kadınlara disiplin cezası vermeyle mi çözdünüz. Kürt sorununu parklarda Kürtçe ıslık çaldı diye soruşturulan gençlerle mi çözdünüz? Kürt sorununu daha birkaç gün önce Diyarbakır’da gerçekleşen izinli kadın mitinginde, anaların sarı kırmızı yeşil renklerindeki eşarplarına tahammülsüz davranarak mı çözdünüz? Onlarca defa farklı isimlerle askerî harekât düzenlenmiş olmasına rağmen hiçbir harekâttan siyasi bir sonuç alınamamıştır. Defalarca denenmiş ve sonuç alınmamış yöntemler de ısrar etmekle mi çözdünüz?

Tecrit, kayyım, siyasi operasyonlar politikalarının süreklileştirilmesi ile her an darbe mekaniğinin devrede olduğu bir süreci yönetim şekline dönüştürerek mi çözdünüz. Yıllarca savaş ve militarizm yöntemleriyle çözülecek diye 3 trilyon dolardan fazla para harcandı.Bu kadar daha harcansa da bu yöntem, ekonomik, siyasal, toplumsal ve ekolojik krizin derinleşmesinden başka bir sonuç getirmez. Her geçen gün daha çok derinleşen çoklu kriz ve yönetememesinden, freni patlamış kamyon misali sağa sola çarpa çarpa baş aşağı giden bu iktidar dizginlenemez bir çıkmaza girdiğinden, sınır güvenliğini, beka meselesi bahanesiyle tezkerenin gerekçesini ne kadar süsleyerek, cilalayarak sunarsa sunsun bu tezkere bir çözümsüzlük ve talan siyasetinden başka bir şey değildir. 

Tezkere içerde ve dışarda Kürt’ün fermanıdır. İşgal ve yayılmacı politika yürütmektir. Biz bunu Êfrîn’de, Serêkanî’de, Grespi’de ve Irak federe Kürdistan da yürüttüğünüz politikalarınızdan iyi biliyoruz. Ama şunu çok net söyleyelim; 21’inci yüzyılda yeni Osmanlı projesi hayallerinden vazgeçin. Çünkü bu hayallerinize karşı başta Kürt halkı olmak üzere kendi kendini yönetmek isteyen halklar ve uluslararası dengeler izin vermez.

Tezkerelerle, işgal ve talan politikasıyla Kürtlerin bulunduğu her coğrafyaya saldırı kabul edilemez. Mevcut iktidarın beka ve sınır güvenliğini bahane ederek aslında kendi tükenmişliğini saklamak ve savaş politikasına sarılarak kendini korumaya çalışmasına tabi ki şaşırmamak gerekir. Çünkü bu iktidarın kaybedeceği çok şeyi var. Kaybettiklerinde uyguladıkları onca yolsuzluk, hukuksuzluk ve adaletsizlikler nedeniyle hesap vereceklerini iyi biliyorlar. Bu sebepten sarılacakları tek yol savaş, işgal ve talan politikasıdır.

Tüm bu sebep ve gerekçeler ışığında, başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halkları, sandıkta ve seçimde meşru ve demokratik zemin olan sokakta ve en önemlisi Toplumsal adalet zemininde elbet hesabını soracaktır. Savaşa, ölüme, Kürdün fermanına, ekonomik krizin derinleşmesine ve halkın daha çok yoksullaştırılmasına, yolsuzluklara, karşı ülkeyi ve halklarımızı korumanın en açık anlamı bu tezkereye hayır demektir.”



Oluç: İnsanlık suçu işleyen yapılara destek yerine Kürtlerle barışmalı 

Tezkere üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç da, “Diplomasi yerine kabadayılık, devlet aklı yerine akılsızlık, iç iktidar hesapları ile dışarıda çatışmaların parçası olan bir zihniyet. Doğu Akdeniz fiyaskosu da böyle yaşanmıştır, Mısır’la ilişkiler de böyle altüst edilmiştir. Ege politikaları da böyle çözümsüz kalmıştır. Libya tuhaflığı da böyle ortaya çıkmıştır. Bu adımlar yanlıştır dediğimizde, diplomasiyle çözülmesi gereken sorunları askeri yöntemlerle çözemezsiniz dediğimizde, bizi yerli olmamakla suçlayanlar, sonunda bizim dediğimiz noktalara gelmişlerdir. Suriye’yi konuşmaya başlayınca, iç savaş ortamına boylu boyunca dalan bir iktidar, vekalet savaşı sürdüren bir iktidar konuşulurken kaçınılmaz olarak başka konular da gündeme gelmektedir. Petrol kaçakçılığı yok mu? Var. Yasadışı petrol ticareti yok mu? Var. Peki bunun uluslararası alanda ortaya çıkan belgeleri yok mu? Var. Peki yasal olmayan silah ticareti ve kaçakçılığı yok mu? Var. Suriye’nin zenginliklerinin talan edilmesi yok mu? Var. Peki uyuşturucu ticareti yok mu? Var. Bu kirli ve karanlık ilişkiler ile mafyatik yapılarla iktidarın içinde yer alan odakların ilgisi yok mu? Var. Ahrar ül Şam’dan El Nusra’ya; IŞİD’den Heyet Tahrir ü Şam’a, El Kaide artığı ve türevi bütün yapılarla maddi, manevi, lojistik ilişkiler yok mu? Var. ÖSO veya MSO, hangi adla olursa olsun, insanlık suçu işleyen yapılara destek yok mu? Var.  Bu ülkede IŞİD’liler, IŞİD emirleri, IŞİD Maliye Bakanı yakalanıyor; kimisi bir işe girmiş, kimisi şirketler kurmuş, ortalıkta cirit atıyorlar. Bu nasıl iş? dedik. Cevap yok. Bu ülkenin sınırlarından beş kilometre uzaklıkta IŞİD’in en tepesindeki isim Bağdadi öldürüldü, Türkiye’nin kontrol ettiği bölgede. Doyurucu bir açıklama hiç olmadı. Sizlere şunu da hatırlatmak isteriz. IŞİD yalnızca Suriye’de değildir, Irak’ta değildir. İçimizdedir. Yüzlerce hücresiyle bu ülkenin sınırları içindedir. IŞİD ve benzeri yapılar Türkiye toplumu için büyük bir tehdit ve sorundur. Bunu duymak istemiyorsunuz. Ama bütün dünya görüyor gerçekleri. İşte Suriye tezkerelerinin Türkiye’yi getirdiği nokta burasıdır.” 

Oluç Kürt meselesinde çözüm vurgusu yaparak "Kürt sorununa demokratik ve barışçı çözüm konusunda ısrarcıyız. Bu sorun çatışmalar ve gözyaşları ile değil, diyalogla çözülmelidir. Çare Waşington’da, Moskova’da değil, Ankara’da, bu Meclis çatısı altındadır. Kendi sınırlarında yaşayan Kürtlerle, komşu sınırlarda yaşayan Kürtlerle barışmaktadır.

Bu Meclis’in diyalog kurmak gibi tarihsel bir vazifesi vardır. Hangi partiden olursa olsun her milletvekilinin vicdani görevi vardır. Çağrımız herkesedir. Kürt, Türk ve Arap halklarının birlikte eşit olarak yaşamaları, ortaklıkları bölge için huzur ve refah adımı olacaktır" dedi.

30 Ekim 2021'den itibaren

Oylama 26 Ekim akşam saatlerinde sonuçlandı. Şimdiye kadar yapılan operasyonalrdaki askeri harcamalar yoksulluğu, işsizliği, enflasyonu, icra dosyalarını, kiraları artırdığı halde savaş tezkeresine AKP, MHP ve İYİ Parti milletvekilleri "evet" oyu verdi. 

Daha önce asker gönderme tezkelerinün süresi dolduğunda 1 yıl uzatılırken bu kez  Irak ve Suriye’de asker bulundurma ve sınır ötesi operasyon yapmaya dair Cumhurbaşkanı Erdoğan’a veren tezkere 2023'e kadar uzatıldı. Sonuca göre tezkere 30 Ekim 2021’den itibaren 2023 Ekim'ine kadar 2 yıl daha uzatılmış oldu.

HDP 'hayır' dedi

HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan’ın da katıldığı oylamada HDP’li 56 milletvekili hayır oyu kullandı. Meclis Başkanvekili Celal Adan'ın "kabul edenler" dendiği sırada HDP Eşbaşkanı Pervin Buldan yanlışlıkla elini kaldırdı. Yanındaki milletvekili müdahale ederek elini indirtti.

Türkiye İşçi Partisi "hayır" oyu kullandı. CHP de bu kez "hayır" oyu kullandı. 

 

DEVA çekimser kaldı

DEVA Partisi, tezkereye destek vermediklerini ve ‘çekimser’ oy kullandıklarını duyurdu. DEVA Partisi’ni mecliste temsil eden İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, konuyla ilgili açıklamasında, “Az evvel Mecliste oylanan 16 Ekim 2021 tarihli tezkere oylamasına partimizin Genel Merkez Yönetim Kurulu’nun bugünkü temayülü doğrultusunda destek vermedim. Parti eğilimimiz gereğince ‘çekimser’ olduğumuzu kamuoyuna bildiririm” dedi.

Tezkerede klişeleşmiş ifadeler yer aldı

Tezkerenin klişe haline gelmiş bir bölümü şöyle: "Irak'ta PKK ve IŞİD unsurlarının varlığını sürdürmesi, etnik temelli ayrılıkçılığa yönelik girişimler, bölgesel barışa, istikrara ve ülkemizin güvenliğine doğrudan tehdit oluşturmaktadır. Suriye'de, sınırımıza mücavir alanlarda PKK/PYD-YPG ve DEAŞ başta olmak üzere mevcudiyetini sürdüren terör örgütleri, ülkemize, ulusal güvenliğimize ve sivillere yönelik eylemlerini sürdürmektedir. İdlib'de, Astana süreci kapsamında istikrar ve güvenliğin tesisine ilişkin faaliyetleri hedef alan risk ve tehditler devam etmektedir. Bütün bu gelişmeler kapsamında, terörle Irak ve Suriye'nin toprak bütünlüğünü bozmaya ve sahada gayrimeşru oldubittiler oluşturmaya yönelik, milli güvenliğimize tehlike oluşturabilecek her türlü risk, tehdit ve eyleme karşı, uluslararası hukuktan doğan haklarımız doğrultusunda gerekli önlemlerin alınması milli güvenliğimiz açısından hayati önem arz etmektedir."



Başka güçler de gelebilecek

Sık sık "yerli-milli" açıklamaları yapan Erdoğan'ın tezkeresinde "yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması" da yer aldı: "Türkiye'nin milli güvenliğine yönelik ayrılıkçı hareketler, terör tehdidi ve her türlü güvenlik riskine karşı uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli her türlü tedbiri almak, Irak ve Suriye'deki tüm terör örgütlerinden ülkemize bundan sonra da yönelebilecek saldırıları bertaraf etmek ve kitlesel göç gibi diğer muhtemel risklere karşı milli güvenliğimizin idame ettirilmesini sağlamak, Türkiye'nin güney kara sınırlarına mücavir bölgelerde yaşanan ve hiçbir meşruiyeti olmayan tek taraflı bölücü girişimler ve bunlarla ilgili olabilecek gelişmeler istikametinde Türkiye'nin menfaatlerini etkili bir şekilde korumak ve kollamak, gelişmelerin seyrine göre ileride telafisi güç bir durumla karşılaşmamak için süratli ve dinamik bir politika izlenmesine yardımcı olmak üzere hudut, şümul, miktar ve zamanı Cumhurbaşkanınca takdir ve tayin olunacak şekilde, Türk Silahlı Kuvvetlerinin gerektiği takdirde sınır ötesi harekat ve müdahalede bulunmak üzere yabancı ülkelere gönderilmesi ve aynı amaçlara matuf olmak üzere yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunması, bu kuvvetlerin Cumhurbaşkanının belirleyeceği esaslara göre kullanılması ile risk ve tehditlerin giderilebilmesi için her türlü tedbirin alınması ve bunlara imkan sağlayacak düzenlemelerin Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek esaslara göre yapılması için 2 Ekim 2014 tarihli ve 1071 sayılı TBMM kararı ile verilen ve son olarak 7 Ekim 2020 tarihli ve 1266 sayılı TBMM kararı ile 30 Ekim 2021'e kadar uzatılan izin süresinin, 30 Ekim 2021'den itibaren 2 yıl uzatılması hususunda gereğini Anayasanın 92. maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım"

 

Akşener ne demişti?

Millet İttfakı içinde olan İYİ Parti lideri Meral Akşener 18 Ağustos 2021'de şu açıklamayı yapmıştı ''Türkiye maalesef göç konusunda hendek haline geldi. 2001’de Dışişleri Bakanlığı beni Avrupa Parlamentosu’nda bir kararı engellemeye gönderdi. Yani dünyanın birçok yerinden, Türkiye’ye yakın yerlerden gelip, Batı Avrupa’ya göçmen olarak gidecek insanların Türkiye’de kalması konusunda bir anlaşma… Biz o devrin büyükelçilerinin de gayretleriyle engelledik. 2002 seçimleri oldu. Baraj altı kalındı. 2007’de tekrar Meclis’te başkanvekili oldum… Sayın Hayrünnisa Gül’ün Esma Esad için vermiş olduğu bir yemeğe katıldım. AK Partili bakanlar ve STK’lar vardı. Orada yapılan konuşmada anladım ki Türkiye hendek olmuş. Engellemek için Dışişleri Bakanlığı tarafından gönderildiğim karar hayata geçirilmiş. Sayın Erdoğan Türkiye’yi bir hendek ve göçmenlerin geçmediği bir alan haline getirdi. Göçmenlerin buraya gelmesi, Erdoğan tarafından Avrupa’nın tehdit edilmesi Türkiye’nin ne işine yaradı. Sıfır. Sadece Suriyelileri 65 milyar dolar harcadık. Bununla pandemi dönemine vatandaşlara kişi başı 800 dolar verdirdik."

'Biz Suriye’nin iç işlerine neden karıştık?'

26 Ağustos 2021'de de Akşener şunları söylemişti: "“Türkiye’ye yönelik çok büyük ve kontrolsüz bir göçmen dalgası var. Dünyanın en büyük sorunu bundan 15 yıl önce ortaya çıkan göçmen sorunu oldu. Burada Türkiye’yi yönetenlerin temel bir hatası var. Türkiye’yi bir hendek haline getirdiler. Afrika’dan, Orta Doğu’dan göçmenler Türkiye’ye gelerek buradan transit olarak Avrupa’ya geçmeye çalışıyorlar. Avrupa ülkeleri almayınca burada kalıyorlar. Hal böyle olunca da Türkiye kocaman bir göçmen ülkesi haline geldi. Ülkemizde nüfusu en fazla olan göçmenler Suriyeliler. Biz Suriye’nin iç işlerine neden karıştık? 2-3 yıl önce Erdoğan’a beni Esad’la anlaşmak için gönder, bu insanları sağlıkla, barış içinde ülkelerine gönderelim bizde garantör olalım dedim. Biz iktidar olursak bunu yapacağım. Anlaşılacak ve Suriyeliler ülkelerine gönderilecek.” 

Kılıçdaroğlu açıklaması

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Selvi Hanım ve ben, askerliğini er olarak yapmış oğlumuzun gururlu anne ve babasıyız. Kendi çocuğuna bedelli askerlik yaptırıp, milletin evlatlarını ateşe atan şahsın hazırladığı gayriciddi tezkereler kabul edilemez. Tezkereye ‘Hayır!' diyeceğiz” demişti.

'33 askerimizi Ruslar şehit ettiler sen ne yaptın?'

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tezkere oylaması başlamadan 26 Ekim Meclis Grup toplantısında konuşurken de şunları söyledi: "Tezkereler gelirdi terörle mücadele konusunda 6 ay bir yıl gelinir bilgi verilir. Arkasından yeni bir tezkere gelir veya olay biterdi. Şimdi iki yıl. Niçin? Bilen var mı? Bu işle ilgilenenler de bilmiyor. Ben iki yıl getiriyorum sen de oy vermek zorundasın, niye kardeşim? Herkesi papağan gibi görme alışkanlığı var. Onu herkes yapabilir ama biz Cumhuriyet Halk Partisiyiz. Biz bütün Suriyeli kardeşlerimizi kendi ülkelerine göndereceğiz diyoruz, kavga olmayacak Suriye'de diyoruz. Beyefendinin bakış açısı ise 3.5 milyon Suriyeli az geldi şimdi bir de İdlib'den bir ordu gelsin. Niye kardeşim?

Suriye ile savaş değil, Suriye ile barışacağız. Büyükelçilikleri açacağız karşılıklı. Daha fazla sığınmacı mülteci istemiyoruz. Bunu öngören büyün düzenlemelere karşıyız.

Biz hiçbir askerimizin ve polisimizin Suriye'de şehit olmasını istemiyoruz. Suriye'de askerimiz şehidimiz gitti, mücadele. Ne mücadelesi? Barış varken neden kavga?

33 askerimizi Ruslar şehit ettiler. Soruyorum 33 askerimiz şehir edilirken sen ne yaptın? Koşa koşa Putin'in ayağına gittin. O gideceğine sen gittin. Bu benim onuruma dokunuyor. Bir de kapıda beklettiler, bir de onu televizyonlarda yayımladılar. Böyle bir devlet yönetimi olur mu!"

'TÜGVA'cıları gönder komutanı da Bilal Erdoğan olsun'

Kılıçdaroğlu, Meclis Grubu'nda, sosyal medyaya Komando marşı söyledikleri ortaya çıkan TÜGVA'lılara dikkat çekerek şöyle devam etti: "Komando marşı söyleyen TÜGVA'cılar var. Değil mi? Komando marşı söylüyorlar. En büyük komutanımız da Erdoğan diyorlar. E gönder kardeşim onları Suriye'ye.

Oradaki komutanı da Bilal Erdoğan olsun. Ne olacak yani! Hiçbir askerimizin evladımızın burnu kanamasın. Hangi gerekçeyle yapıyorsunuz bunu?"

Asker yakan IŞİD'lilerin bırkılması

Kılıçdaroğlu asker yakan IŞİD'lilere yaklaşım konusudna da şunları söyledi: "Özellikle ruh sağlığı sorunu olan birisine bir devlet teslim edilemez. IŞİD ve El Kaide militanları, hapisten çıkarıyorsun. Polis yakalıyor, iki askerimizi diri diri yakıyorlar, polis yakalıyor, adalete teslim ediyor bir bakıyorsun beyefendiyi serbest bırakmışlar. Kim araya girdi de serbest bırakıyordun?

Bir gazeteci arkadaşımız yazınca yeniden tutukladılar. El Kaide ve IŞİD'in banka hesaplarını neden incelemiyorsun? Onların 42 ilde, Türkiye'de örgütlendiğini biliyoruz. Uyuyan hücreleri herkes biliyor, neden müdahale etmiyorsunuz? En önce kendi toprağına bak."



1950'den beri...

 

Türkiye, NATO'ya girebilmek için, Sovyetler Birliği'ne, sol hareketlere karşı NATO desteği alabilmek için yurt dışına asker göndermeye 1950'de başlamıştı. İlk tezkere 6 Aralık 1950'de çıkmış oldu.

16 Mart 1964'te, 17 Kasım 1967'de ve 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs'a asker gönderme tezkereleri çıkarıldı.

TSK'nin yabancı ülkelere gönderilmesi veya yabancı silahlı kuvvetler mensuplarının Türkiye'de bulunması için 12 Ağustos 1990'da da ABD'nin Körfez Savaşı için asker ihraç etmeye dönük tezkere çıkarıldı. 5 Eylül 1990'de ve 17 Ocak 1991'de de Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesine ve yabancı silahlı kuvvetlerin Türkiye'de bulunmasına izin veren iki tezkere çıkarıldı Körfez Savaşı kapsamında. Çekiç Güç oluşturuldu NATO ve İsrail desteğiyle.

Aralık 1992'de bir Somali bir Bosna Hersek tezkeresi çıkarıldı. 20 Şubat 1997'de El Halil'e, 10 Nisan 1997 ve 23 Temmuz 1998'de Arnavutluk'a, 8 Ekim 1998'de Kosova'ya asker gönderme tezkeresi çıkarıldı. 10 Ekim 2001'de Afganistan'a asker gönderme tezkeresi çıkarılıp ABD-NATO'nun Afganistan işgaline destek verildi.

Çuval vakası ve 'müzik notası'

 10 Aralık 2002'de sadece AKP Genel Başkanı olmasına rağmen Beyaz Saray'da dönemin ABD Başkanı George W. Bush tarafından ağırlanmıştı. Bush yönetimi, "Ilımlı İalam" projesi kapsamında, askeri, siyasi, ekonomik taleplerini karşılayacak AKP'li bir yönetim oluşturulması için çaba göstermişti.

ABD'li teknik ve askeri personelin 3 ay süreyle Türkiye'de bulunmasına izin verilmesine ilişkin karar 6 Şubat 2003'te biz tezkereyi çıkardı. 25 Şubat 2003 tarihli Başbakanlık tezkeresi 1 Mart 2003'te oylandı ancak AKP evet oyu toplamada başarılı olamayınca Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesi ve yabancı ülke askerlerinin Türkiye'ye gelmesini içeren tezkere reddedildi.  533 milletvekili oylamaya katıldı, 264 kabul, 250 ret, 19 çekimser oy kullanıldı

AKP yönetimi ısrarcı oldu 20 Mart 2003'te, TSK'nin Irak'a gönderilmesine, bu kuvvetlerin belirlenecek esaslar çerçevesinde kullanılmasına ve muhtemel bir askeri harekat kapsamında yabancı silahlı kuvvetlere mensup hava unsurlarının Türk hava sahasını kullanmalarına 6 ay süreyle izin verdi.

7 Ekim 2003'te AKP bir tezkere daha çıkardı, TSK'nin, Irak'a gönderilmesine, bu kuvvetlerin görevine ve kullanılmasına ilişkin gerekli düzenlemelerin yapılması için 1 yıl süreyle izin verildi.

ABD 1 Mart tezkeresini unutmadı ve Süleymaniye'de 4 Temmuz 2003'te TSK subaylarının başına çuval geçirdi. 

ABD Başkanı George W. Bush yönetiminin bu uygulamasına  Kürtlere karşı planlarını uygulamak isterken yeni vakaların yaşanmasından çekinen AKP hükümeti ses çıkarmamıştı. 

Başbakan Tayyip Erdoğan muhalefetin eleştirileriyle karşılaşınca 8 Ocak 2003'te şunları söyledi: “Öyle kalkıp nota verecek misiniz? Ne notası veriyorsun? Onu söyledim… Müzik notası mı?  İki tane ortak arasında dargınlık olduğu zaman, bu dargınlığı nasıl gideririz, ona çalışılır. Ortak, ‘yanlış yapıldı’ diye ortaklığı bozmaz…" 

27 Haziran 2006'da Kongo'ya asker gönderme tezkeresi kabul edildi. 5 Eylül 2006'da Lübnan'a asker gönderme tezkeresi çıkarıldı. Aden Körfezi, Somali, Libya, Suriye, Azerbaycan, Mali, Orta Afrika Cumhuriyeti'nde asker gönderme tezkereleri çıktı. 

Sonuçta 1950'den 26 Ekim 2021'de çıkarılan Irak ve Suriye tezkeresine kadar Meclis, yurt dışına asker gönderilmesi için 78 kez tezkere çıkarmış oldu.

ANKARA

 


Etiketler : Savaş tezkereleri,