Şimdilik fragman

26 Kas 2021

Ekonomiyi nasıl çökerttiklerini, ülkeyi nasıl batışa sürüklediklerini 83 milyon yurttaşa canlı canlı izlettiler. Bugün tanık olduklarımız eğer ülkede köklü bir değişim yaşanmazsa -ki iktidarın bunu yapması mümkün değil- bundan sonra tanık olacaklarımızın sadece fragmanı. Bu daha başlangıç yani.

Krizin derinleşeceğini, işlerin daha da kötüleşeceğini öngörmek için müneccim olmaya gerek yok. Oysa her şey nasıl da toz pembeymiş gibi anlatılıyordu; yollar, havalimanları, köprüler inşa ediliyor, yeni doğalgaz rezervleri bulunuyor, savunma sanayinde devrim yapılıyordu! İktidarın propagandasına göre; Türkiye Akdeniz’in hâkimi, Ortadoğu’nun lideri, dünyanın parlayan yıldızı, mazlumların sesi olmuş, Libya’dan Kafkasya’ya kadar her yerde at koşturuyordu! Avrupa Türkiye’yi kıskanıyor, dünya bu iktidarın başarılarını çekemiyordu! Yeni sistemle birlikte Türkiye uçuşa geçmişti, hızlı karar alıyor, hızlı icraatta bulunuyordu! Bunun böyle olmadığını, işlerin kötüye gittiğini söyleyen herkes terörist, herkes dahili veya harici düşmandı.

Ama öyle değilmiş, anlattıklarına kendileri de inanmıyormuş. Meğer Ekonomik Kurtuluş Savaşı veriyormuş iktidar, hem de ekonominin kitabını henüz daha yeni piyasaya sürmüşken. Dün “işler kötüye gidiyor, ülkeyi uçuruma sürüklüyorsunuz” uyarısı yaptığında terörist ve düşman ilan edilenler, iktidar tarafından yarım ağız ve kerhen kriz kabul edildiğinde de, yani uyarıları doğru çıktığında da yaşananların sorumlusu hainlere dönüştü! Dün yaptıklarının başarısıyla övünen iktidarın, yaptıklarından ve bu yapılanların başarısızlığından hiçbir payı yoktu! İç ve dış mihraklar bu başarılara karşı harekete geçmiş ve o toz pembe tablo bir anda kapkara bir tabloya dönüşmüştü…

Bu bildik ve ezber hikâye hiç değişmiyor. Her iktidar dönemsel olarak bu masallarla toplumu bir süre uyutabileceğini düşünüyor. Evren öyle yaptı, Çiller öyle yaptı, Demirel öyle yaptı. Hiçbirinin dilinde “iç ve dış mihraklar” lafı düşmedi. Hiçbiri ülkeyi bu klişeler olmadan yönetebilme becerisini göstermedi. Hepsinin sonunu da bu çok güvendikleri hikâye getirdi. Hepsi tarihe karıştı, hiçbiri hayırla yaddedilmiyor. Masalın sıkça tekrarlanması kaybetmeye başlamanın da işaretidir. Fakat hakkı var hiçbiri de kendi beceriksizliğini, yanlışlarını bu iktidar kadar inkâr etmedi, yaptıklarından muhalefeti, toplumu, halkı sorumlu tutmadı. Hiçbiri bu iktidar kadar dün ak dediğine ertesi gün kara deme marifetine sahip olmadı.

“15 Temmuz’un finansörü dış mihrak” dedikleri BAE’yi bugün kırmızı halı ile karşılayıp “terörist” ilan ettikleri doları dileniyorlar. Darbeci dedikleri Sisi’nin kapısını çalıyorlar, eskinin kardeşi bir dönemin Esed’i Esad ile anlaşmanın yolunu arıyorlar, emperyalist dedikleri ABD ve Rusya arasında mekik dokuyarak medet umuyorlar, üzerinden siyaset devşirdikleri Filistin davasını İsrail’e peşkeş çekiyorlar.

Fragmanını izlettikleri “Bir çöküşün hikayesi” filminin finalini biliyoruz. Ülke batmayacak, halklar kaybetmeyecek, muhalefet gerçekten sorumlusu olacağı yeni bir dönemi üstlenecek ya da üstlenmek zorunda kalacak. Başka şans yok.

 

Kenan Kırkaya

Kenan Kırkaya


Etiketler : Kenan Kırkaya,