Solar molar derken

09 Kas 2020

Stockholm. Ian McEwan benimle yaşıt bir İngiliz yazarı, 48’de doğmuş yani. İngiltere’de son on yılın en başarılı yazarları listesinde yer alan bir isim.  Allah bilir bir gün Nobel edebiyat ödülü de alır. Nobel fizik ödülü almış bir akademisyen, şu sıra elimde  “Solar” (Türkçesi: Kıvanç Güney, YKY 2020) adlı romanı var ve ana kahramanı Michael Beard. Birçok şey gibi, akademisyen, bilim adamı Beard’la da dalgasını geçiyor Ian McEwan. Belki Nobel ödülü alabilmesi açısından kötü bir referans!

Asistanı öldürüldükten sonra (aşk mevzularına girmeyelim, ne de olsa özel hayat!), onun notları üzerinden, küresel iklim değişimi sorununun çözümü için alternatif enerji kaynakları arayışı içine girer, okyanuslara açılır.

Bu kadar ipucu yeter, merak eden bu matrak kitabı okur.

Ian McEwan zaten bilim felsefesi ile uğraşan bir yazar. “Solar”ı yazarken epey bir Max Planck, kuantum mevzularına daldığını görünce, Belge Yayınları’nın sevgili dostu, omuz vereni  filozof Yılmaz Öner ile yaptığımız “Modern Doğa Anlayışı ve Kuantum Teorisine Giriş” kitabını hatırladım. (Alan Yayınları 1987; Belge Yayınları 2007).

Bir ara İmralı Notları’nda, “Kuantum teorisinden” bahis olununca bizim Kitap Kulübü’ne bir akın olmuştu. “Heval, kuantum üzerine kitap istiyoruz” denilerek.

Editörümüz Attila Tuygan’a sormuştum, “Ah Attila, niye 500 adet bastırdın ki bu kitabı?” diye. Yıllar önce tükenmişti.

Kısacası yok satmıştık!

Humanist Birlik üyesi.  “Ateist hareketin  kibarcası, Humanist hareket’tir” diye özetleyelim.

Ian McEwan’ı Türkçeye ilk aktarma onuru Can ve Ayrıntı yayınlarına ait. Birçok modern edebiyat ürününde olduğu gibi… Arkasından Turkuaz Yayınları, Sel Yayınları da kitaplarını yayınlamış. Şimdi YKY de 16 kitabı yayınlanmış vaziyette. Şampiyonluk onlarda.

Ödüllerini saymaya gerek yok. Sonuç olarak sadece Birleşik Krallık topraklarında değil, bizde de popüler olan bir yazar.

Covid-19 karantina günlerinde, sadece kitaplara değil, sinemaya, belgesellere de dalış yapmak kaçınılmaz.

Elbette, onun kitaplarından yapılan filmlere de… Hayata, hayatın çelişkilerine, çapraşıklığına, sendromlara, tutku ve çılgınlıklarına ve şiddete de yer veren ve sayfalara bütün bunları ustalıkla yediren bir yazarın kitaplarının filme dönüşmesi kaçınılmaz.

Ne kadar başarıyla aktarıldığı, tartışma konusu, bütün filme alınan roman ve diğer edebi ürünler gibi… Kendisi de sonunda havlu atmış!

İsteyen,  meraklısı, onun kitaplarından yapılan filmlere Netflix üzerinden ulaşabilir diye belirttikten sonra, biraz da bu filmlere değinelim.

Venedik, aşkların krize girdiği, hüzünlü bir yerdir derler. Bu hüzünü, Thomas Mann’ın “Venedik’te Ölüm”ünde yudum yudum yaşarsınız. Ah, Kabataş Lisesi’nden hocamız Behçet Necatigil, Rilke’den Mann’a ne kitaplara ulaşmamızı sağladın. Herman Hesse, Selam Legarlöf, Knut Hamsun, Sadık Hidayet, Unamuno aklıma ilk gelenler…

Elbette, Bizim Ian McEwan da Vededik’in kanallarına dalmasa olmazdı. The Comfort of Strangers’ın kapağına, Turner’ın Grande Canal Venice tablosundan daha uygun resim bulunamazdı. Işığı, ondaki kutsal, mistik yanı onun kadar daha iyi yansıtan ressam çok değil.

Ve bizim dostumuz Harold Pinter’den daha iyi senaryocu çıkmazdı bu kitap için.

1990’da bu filmi, “Taxi Driver”ın direktörü Paul Schrader yapmıştı. Helen Mirren, Rupert Everett’i anmakla yetinelim oyuncu olarak. Arka plandaki Venedik görüntüleri bu oyuncularla birlikte muhteşem yapmaz mı filmi… “Enduring Love /Sonsuz Aşk” da ise bir psikolojik gerilim filmi Daniel Craig’in oyunculuğuyla. Öteki filmlere artık girmeyelim!

Kitabı “Yabancı Kucak” adıyla Türkçeye kazandıran ise elbette Pınar Kür olacaktı ve 2004 yılında Ayrıntı yayınlayacaktı. “İlk Aşk, Son Ayin” gibi…

Gel de seyretme corona günlerinde “Atonement”/ “Kefaret” filmini (2007), James McAvoy ve Keira Knigtley’in oyunculuğu ile… Kızıl Venessa olmazsa olmaz!  Hele filmde kullanılan müzikler… Savaşın yarattığı dramatik travmaları ustalıkla yansıtan bu roman, kimi eleştirmenler tarafından yazarın  en başarılı kitabı olarak anılır, tüm zamanların 100 kitabı arasına alınır.

Yazarımızın çok hoşuma giden, bir de siyasal yanı var. Brexit’i toplu aptallık diye anarken, Boris Johnson’ları, Trump’ları (Hadi sağ popülizmin bizdeki yansımasından söz etmeyelim) Kafka’dan mülhem herhalde, “The Cockroach /Hamamböceği”  tiye alan bir kitap da yazdı. (Türkçesi: YKY, 2020)

Hamamböceği bir gün uyanır ve kendini İngiltere Başbakanı olarak bulur.

Ian McEwan’ın hoşuma giden bir başka davranışı. “Jerusaleme /Kudüs” ödülünü almak üzere İsrail’e gitmesiydi. Filistin dayanışmacıları eleştirmişti onu, “nasıl gidersin!” diye. Bence iyi yaptı gitti.  Batı Yakası’ndaki işgali, yerleşimleri kınadı, İsrail dinci sağını ve Hamas’ı eleştirdi ve ödülün nakit yanını da, İsrailli eski askerler ile Filistinli eski gerillaların kurduğu “Peace Combattans / Barış Savaşçıları” adlı örgüte bağışladı. Şeyh Cerrah Meydanı’ndaki protesto gösterisine katıldı.

Eski gerillalar ile Türk ordusundan eski askerlerin bir barış örgütü kurduğunu tahayyül edebilir misiniz?

 

Ragıp Zarakolu

Ragıp Zarakolu


Etiketler : RAGIP ZARAKOLU,