Taa başından beri yoktuk...

22 Nis 2021

Dinçer Kaya

Yazar Faruk Akkaya’nın 23 yıl önce yayınlanan “Türkiye Cumhuriyetinin Kuruluşu” kitabının 2. baskısını yapmış İletişim yayınları. Cumhuriyet’in ilanının 100. yıl dönümüne iki buçuk yıl kala yazarın da başlangıçta iddia ettiği gibi “gerçeği, sadece olduğu gibi gerçeği” yansıtmaya çalışan bu kitap, 100 yıl önceki tartışmaların bugüne uzanan yönlerini yansıtması bakımından değerini koruyan bir kitap olarak öne çıkıyor.

11 Ağustos 1923’te TBMM’nin açılışı ile başlayıp 22 Nisan 1924’de Meclis’in tatile girmesiyle sona eren yaklaşık 9 aylık dönemin tüm siyasal gelişmelerini, tüm tartışmalarını aktarmış kitap. Birçok önemli dönemeçlerin yaşandığı bu sürede yayınlanan bütün gazeteleri, Meclis tutanaklarını, Bakanlar Kurulu kararlarını, CHP toplantı tutanaklarını ayrıntılı bir biçimde incelemiş.

İnceleme ortaya serilirken bir değerlendirme yapılmamış ama aslında bütün bu gelişmelerin yine bir cumhuriyet elitinin ifadesiyle “çocuk doğduktan sonra” yapılan tartışmalar olduğu da göz önünde. Göz önünde olmayan tek şey, başta Kürtler olmak üzere ülkenin ötekileri, ezilenleri. Öyle ki Cumhuriyet’in ilanı, hilafetin kaldırılması ve 1924 Anayasası gibi çok önemli “kuruluş adımlarının” atıldığı bu 9 aylık dönemde neredeyse tek bir tartışma yok bu konularla ilgili. Hatta gündeme gelmesi bile söz konusu yapılmamış. 

Cumhuriyet’i kuran asker-sivil kadronun bu “sorunu” çoktan çözdüğüne dair özgüveni kitabın her satırına yansıyor, daha doğrusu tek kelime edilmeyerek bu özgüven ortaya seriliyor. 1921 Anayasası’nı daha özgürlükçü, 1924 Anayasası'nı ise katı gören bir Kürdün aradan geçen kısa dönemde, Kürt sorununun neredeyse gündeme bile gelmemiş olmasını “En başından beri yoktuk, zaten yoktuk” duygusuyla okuyacağı açık.

Cumhuriyet’in ilanının bir devrim olup olmadığı , onun felsefesi vs. tartışma konusu edilmeden bir çeşit kronoloji olarak yazılan kitabın en dikkat çekici yönü Mustafa Kemal’e meclisi fesih yetkisinin verilip verilmemesinin en çok sert tartışmanın yaşandığı konu olması. Diğer konular zaten çoktan halledilmiş gibi davranılıyor. Kürtlerden, Alevilerden zaten bahseden yok. İşin tuhafı numune niyetine Meclis'te bulunan birkaç Kürt vekil de (Seçilmelerinin Kürtlükle değil İttihatçı ya da Kemalist olmalarıyla ilişkili olduğu biliniyor) bu konuda tek bir tartışma içine girmiyorlar. Cumhuriyet’in ilanı için henüz erken olabilir vs. gibi küçük tartışmalar da tamamen başta Mustafa Kemal olmak üzere yönetici kadronun bir emirle susturdukları tartışmalar olarak ortaya çıkıyor.


Etiketler : forum,