'Tabanda ittifak' laflarının ahlaki ve politik anlamı

09 Eki 2018

İnci Hekimoğlu Artı Gerçek’te, Bilgisayar Mühendisleri Odası’nın seçim sonuçlarıyla ilgili raporunu konu aldı. Ayrıntıya gerek yok. Bu rapor 24 Haziran Cumhurbaşkanlığı seçiminin 2. tura kaldığını kanıtlamış. Hekimoğlu CHP’nin ünlü “mafya yasası”na neden uyduğunu, neden sustuğunu sorgulamış.

Açık olan şudur ki, CHP yönetimi, söz konusu seçimlerde, iktidarın gizli ortağı Ergenekon’un, daha gizli ortağı olarak sustu.

Ve şimdi yerel seçimlerle ilgili “ittifak” tartışmaları aldı başını gidiyor. CHP yönetimi yeniden metropollerdeki HDP oylarına göz kırpmaya başladı. HDP’den de “tabanda ittifak” hakkında sesler duyuluyor.

Sanki “tavanda ittifak” mümkünmüş gibi. Yerel Seçimlerde bilindiği gibi partiler arasında “resmi” ittifak mümkün değil.

Hiç kuşkusuz HDP, kendi bileşimine katılmayan partilerin, örneğin ÖDP’nin tabanıyla ittifak yapabilir. Yapmalı da. Başkaları da var. Ama bana sorarsanız bu “taban ittifakında” CHP’nin yeri yok.

Neden diye de sorarsanız, diyeyim bari: CHP’nin metropollerde HDP’li seçmen tüm oylarını verse bile örneğin İstanbul’u alması imkansız. Aritmetik bilen bunu da bilir. Diyelim ki aldı. Ne olacak? Erdoğan “yandım Allah” diyerek iktidardan mı düşecek? Ya da, “teröre bulaşmış” dediği HDP’li belediyelere kayyım atamaktan mı vaz geçecek? Kayyım atadığı zaman bu CHP’li İstanbul Belediyesi Gezi’de isyan bayrağını mı çekecek?

CHP “kayyım tehdidine” mırın kırın etme dışında gıkını çıkarmadı. Yarın çıkarır mı?

Sosyalistlerin oyları ile ilgili konuşmanın anlamı yok. Çünkü onlar dün olduğu gibi, bugün de HDP’yi destekler. HDP’nin sosyalistlerle ilişkisinde “oy desteğinin” hiçbir önemi yok. Bu parti TİP’i iki vekille TBMM’ye getirdi. Yine yapar. Desteklemeyenler CHP’nin peşine takılır. Önemi de yoktur.

Şimdi hepimizin dikkati Fırat’ın Doğusu’nda olmalı. Ve burada CHP ile “tabanda ittifakın” hiçbir anlamı yok. Yani “HDP CHP’yi Batı’da desteklerse, CHP de HDP’yi Kürdistan’da destekler” diyenlere kargalar bile güler. “Kelin merhemi olsa başına sürer” diye de dalga geçer.

Bana sorsalar, CHP’yi metropollerde desteklemenin biricik ön koşulu olarak şunu söylerdim: CHP’yi destekleriz, ama CHP açıkça HDP’yle ittifak yaptığını söylediği durumda. “Açıkça”… “HDP yasal bir partidir, parlamentonun 3. Büyük partisidir, bizim müttefiğimizdir, başta Demirtaş olmak üzere, tüm HDP’li vekiller ve tüm HDP üyeleri serbest bırakılmalıdır, bölgedeki baskıya son verilmelidir” dediği zaman. CHP şunu da açıklamalıdır: Yerel seçimlerin sonucunda HDP’nin kazandığı belediyelere “kayyım” atayarak, halk iradesini hiçe sayarsanız, kazandığımız bütün belediyelerden ve TBMM’den çekiliriz!

Böyle açıklamalar olduğu zaman HDP ne yapar bilemem ama, ben bu durumda “HDPCHP ittifakını” desteklerim.

Öyle “HDP’yle ittifak gündemimizde yok, biz tabanda ittifak yaparız” diye lafı dolandırmanın hiç mi ama hiçbir kıymeti yok.

Ve yukarıda dile getirdiğim “ön koşulu” CHP yönetiminin kabul etmesi ölüden göz yaşı beklemek gibi bir şeydir. CHP HDP’yle böyle “açık, şeffaf, ilkeli ve cesur” bir ittifakı asla göze alamaz. O halde yine bana sorarsanız, “CHP’yle dolaylı ittifakı” çağrıştıran tek bir cümle bile kurulmamalıdır. Çünkü top CHP’dedir. Kuracaksa o düzgün bir cümle kurmalıdır.

CHP tabanına seslenmeye gelince… “Şey olursa, böyle aday çıkarılırsa, tabanda ittifak mittifak mümkün olur” diyerek olmaz. Böyle karından konuşmalarla CHP tabanına seslenmek anlamsızdır. CHP tabanına “ilkeli” bir tutumla seslenmek gerekir.

“Metropollerde bizim oylarımıza ihtiyacınız var. Tamam. Ama bizim de Saray rejimine karşı sadece birkaç söze ihtiyacımız var: HDP’yi açıkça müttefik ilan eden birkaç söze”, dediğiniz zaman CHP’li seçmenlerin çoğunluğu bunu anlar. Bakın bir hafta içinde 150 HDP’li göz altına alındı. CHP’den “tık” yok.

“Kayyım tehdidi” oldu, CHP kulağının üstüne yattı. İttifakın da bir şerefi, haysiyeti, prensibi, namusu vardır.

Eğer birileri bu “ittifak” laflarının sonunda, yeri geldiğinde CHP’yi cankurtaran yeleği olarak görüyorsa, bilin ki bu yelekler deliktir.

Şimdi yapılması gereken, Fırat’ın Doğusu’nda kim varsa, kim kendine “Kürdüm ya da Kürdistanlıyım” diyorsa, onu seferber etmektir.

Neden?

Çünkü bu seçim “yerel” seçimdir. “Rahatsız” edici yazılar yazdığımı biliyorum. O nedenle bir kere daha açıklıyorum: Bu yazılar yalnızca ve yalnızca benim kişisel görüşlerimi yansıtıyor. Bunu bilen de biliyor.

Demek istediğim şu: Ciddiye almamaya devam edebilirsiniz.

Veysi Sarısözen

Veysi Sarısözen


Etiketler :