Türk: Muhatap Kürt halkı ve aktörleridir

26 Eyl 2021

'Kürt Sorunu'nda muhatap tartışmalarına ilişkin konuşan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, "Eğer gerçekten demokratik değişim isteniyorsa, Kürt siyasetinin, Kürtlerin ve Kürt aktörlerin sesini dinlemek, düşüncelerini almak zorundadır" dedi 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı, TMMOB Teoman Öztürk Öğrenci Evi ve Sosyal Tesisleri Konferans Salonu’nda başladı. Konferansa bölge kentlerinden 400’e yakın delege katıldı. Konferansta konuşan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, “Bütün sindirme politikalarına rağmen ödenen bütün ağır bedellere rağmen bugün halklarımızın umudu haline gelmiş siyasi bir partiyiz. İnanıyoruz ki demokratik siyaseti, geleceğin miramı olacak bir kadroya sahibiz. Kayyım politikaları, Kürtler ve halkımızla bizi ayırmaya çalışan politikalarla karşı karşıya kaldık. Bugün kayyımların yaptıklarıyla ilgili fazla bir şey söylemek istemiyorum. Ama şunu söyleyebilirim ki Mardin’de kayyım, görevden alınan daire başkanlarıyla hırsızlıktan, yoksuzluktan yargılanıyor. Amaçları hizmet değil, halkın iradesine ipotek koyarak, bizi sindirmeye çalışan bir anlayışla karşı karşıyaydık. Siyaseten takdir edilecek bir noktada olduğumuzu, partimizin bu çalışmaların büyük bir ilgiyle izlendiğini görüyoruz” diye konuştu.

Mutahap kim tartışmaları... 

Türk, Kürt sorunu ve muhatap tartışmalarına dair şunları söyledi: HDP'siz bir siyaset asla Türkiye'de iktidar olamaz. Eğer gerçekten demokratik değişim isteniyorsa, Kürt siyasetinin, Kürtlerin ve Kürt aktörlerin sesini dinlemek, düşüncelerini almak zorundadır. Bunun dışındaki yaklaşım asla ve asla başarılı olmaz. Kürt sorununu çözmek için önce Kürt halkının statüsünü içselleştirmek gerekiyor. Aksine o sorun asla çözülmez. Bugün yeni bir dönemin kapısının aralanması için bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerekiyor. Mutahap kim tartışmaları oluyor. Mutahap halkımızdır ve halkımızın mücadelesini yürüten tüm aktörlerdir. Hiç kimsenin düşüncesi alınmadan, sadece bir tarafla yürütülecek bir çalışmanın verimli olmayacağını herkesin bilmesi gerekir."

Mızraklı’nın mektubu okundu

Ardından yerine kayyum atanan tutuklu Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın, Kayseri Bünyan Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği mesaj okundu. Dar zamanlarda çok olayın sığdığı netameli dönemlerden geçildiğine dikkat çeken Mızraklı, mesajının devamında şunları kaleme aldı: “Etkilerinin insan ve toplum düzleminde en az değerlendirildiği ama sonuçlarının tamamen müsebbibi olmayanlara ihale edildiği bir döneminde yaşandığını hiç sanmıyorum. Böylesi önemli bir sürecin üzerinden iki yıl geçti ve yarattığı sonuçlar hâlâ hakkınca değerlendirilmedi. Büyük mücadelelerle elde edilen kazanımlar, yasal bir statüye kavuşturulmayınca ne yazık ki kayıpları kolay oldu. Tüm olumsuzluklara rağmen daha fazla çaba göstermek ve çözüm gücü olduğumuzu başta halkımız olmak üzere herkese göstermek durumundayız. Polemiklere ve kısır tartışmalara girmeden, umut olmaya ve güven vermeye devam etmeliyiz. Miyopluğa düşmeden, soğukkanlı, ferasetli, bilgelikten beslenen ve perspektifi geniş bir anlayışla yaptığımız ama kayyum darbesi ve benzeri hukuksuzluklarla kesintiye uğrayan çalışmalarımızı yeniden hayata geçireceğimizi herkese anlatmalıyız. Yerel yönetimler, demokrasinin neşvünema bulduğu değerli kurumlardır. Yerinden yönetim siyasal düzlemle beslenen ayrı bir anlam dizgesini başlatırken, yerel yönetim daha çok mali ve idari özerkliğin esas olduğu coğrafi yerleşimde merkezi yönetimle denk görev, yetki ve sorumluluk paylaşımı yapılmış bir fonksiyonel uzuv durumunda. Merkezin, idari yetkilerini kısmen paylaştığı/devrettiği yerinden yönetim biçimleri ile karıştırmamak önem kazanıyor. 

‘Halka rağmen, halk için değil’ anlayışı

Bizlerde ilk yerel yönetim deneyimimiz den günümüze kadar toplumu esas alarak yerel yönetimleri demokratikleşme çabası içerisine girdik. ‘Halka rağmen, halk için değil’ anlayışı yerine Halkla beraber, halk için şiarını ilke edindik. Bu doğrultuda gelecek güzel günler için bir araya gelmiş olan tüm arkadaşları saygı ile selamlarken, umut tohumlarını ekerek başarıya ulaşacağımıza olan inançla konferansın; kayyımlar ile darbelenmek istenilen yerel yönetimler anlayışımıza yeni soluk olacağına inanıyorum.”

'HDP Türkiye’de barışı, demokrasiyi bütün bölgelere yerleştirmenin adresidir'

Ardından konuşan HDP Eşbaşkanı Mithat Sancar, tartışmaların Kürt sorunu etrafında yoğunlaştığı bir dönemde konferansın anlamının büyük olduğunu dile getirerek, “Bizler demokrasiyi bütün ayakları ve bütün ilkeleriyle yerleştirmek için yola çıkmış bir geleneğin temsilcisi devamı ve yeni bir bileşimiyiz. HDP Türkiye’de barışı demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği bütün bölgelere yerleştirmenin adresidir. Bu mücadele geleneğinin geldiği en yüksek aşamadır. Elbette bu nihai bir nokta değildir. Bizlerden sonra da bu mücadele büyüyecektir. İşte bizler bu onurlu mirasın şimdiki emanetçileriyiz. Üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmek için elimizden gelen çabayı sarf ediyoruz yeter ki bu geleceğe ışık saçan yolu bizden sonrakilere hakkıyla devredelim” dedi.  

'Kayyım halk iradesini gasp ederken kimliğini de talan ediyor'

Tekçiliğe, zorbalığa karşı halkın iradesinin etkili hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan, “Eğer erkleri iktidarı, merkezde toplarsanız keyfilik, yolsuzluk, soygun, talan, yozlaşma kaçınılmazdır. Kuvvetleri devlet içinde birbirinden ayırmak yetmiyor, merkezin yetkilerini yerele devredeceksiniz. Yerele yetki devrini genişlettikçe, yerel yönetimlerin kaynaklarını güvence altına aldıkça demokrasiyi sağlam bir temele oturtmuş olursunuz. Bunun en güçlü ve kararlı savunucusu da HDP’dir” diye belirtti. Kayyum rejiminin en az 3 alanda büyük tahribatları olduğunu dile getiren Sancar, konuşmasına şöyle devam etti: “Birincisi kültürel asimilasyondur. Kayyım halk iradesini gasp ederken kimliğini de talan ediyor. Kültürel asimilasyonun yani 100 yıllık planların en ağır uygulamasını kayyım rejimi oluşturuyor. Kayyım rejimi aynı zamanda siyasal asimilasyon yöntemidir. Çünkü Kürt halkını kendi iradesini kendi iradesini kullanabilen bir özne olmaktan çıkarmayı ve siyasal hayatına yabancılaştırmayı hedefliyor. Kürt halkının kendi olarak var olma, kendi ilkeleri ile siyasal temsiliyet oluşturma imkanlarını ortadan kaldırmak istiyor. Kürt halkını iradesiz, başka partilere dağıtılmış, etkisiz bir topluluğa dönüştürme operasyonunun en önemli aracıdır. Oysa kayyıma karşı yerel demokrasiyi savunurken biz Kürt halkının siyasi özne olma hakkını da savunuyoruz. Kürt halkının bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olma hakkını savunuyoruz. O nedenle kayyım rejimine karşı mücadele siyasi özne olma hakkına sahip çıkma mücadelesidir.  

'Yerel demokrasisiz bir barış inşa etmek mümkün olmaz'

Bir asimilasyon da ahlaki asimilasyondur. Yani yozlaştırma politikalarıdır. Gençlerimizi, toplumumuzu, kendi değerlerinden koparma uygulamalarının en sinsi şekilde hayata geçirilmesinin modelidir. Yolsuzluklar, halkın kaynaklarını talanı, gençliğin başta uyuşturucu olmak üzere kendi kişiliğin ve toplumundan koparılmasının bütün yöntemlerini hayata geçirdiler. Kayyım rejimine karşı mücadele ahlaki asimilasyon ve yozlaşmaya karşı değerlerimizi savunma mücadelesidir. Yerel demokrasi değerlerimizi ilkelerimize, ilkelerimizi aydınlık geleceğimiz ile buluşturan bir hedeftir. Yerel demokrasiden asla vazgeçmek söz konusu olmaz. Yerel demokrasisiz bir barış inşa etmek mümkün olmaz.

'Yolumuza büyüyerek devam ediyoruz'

Herkes yarın açıklayacağımız deklarasyonu bekliyor. Bu deklarasyonda neler yer alacağına dair ipuçları vermek istemiyorum. Beklesinler, yarın Türkiye'nin bütün halklarına duyuracağız. Orada yer alan bir özü tekrar etmekte sakınca yoktur. Biz bu ülkede her kesimine özgürlüğü demokrasiyi, her inancına eşitliği getirmek için yola çıktık. Bütün halklar özgür ve bütün inançlar eşit olacak ve demokrasi bu ülkenin yerine sağlam bir şekilde kurulacak. Bu olmadan Türkiye'de aydınlığı yakalamak da yeni bir başlangıç yapmak da mümkün değildir. HDP bütün baskılara, bütün oyunlara ve kara propagandaya psikolojik savaş yöntemlerine rağmen ilkelerinden asla vazgeçmedi, mücadelesinden taviz vermedi, bedel ödemekten geri durmadı. Yolumuza büyüyerek devam ediyoruz. Tüm engellemelere rağmen HDP büyüyor. HDP’nin büyümesi umudun büyümesidir, demokratik gelece inancın büyümesidir. HDP ayazda bir yaz güneşidir. HDP çölde bir vahadır. HDP tayfunda güvenli bir liman, karanlıkta güçlü bir ışıktır. HDP en karamsar dönemlerde halkların en büyük umududur. Bunu önümüzdeki dönemde hep birlikte, mahallede, sokakta, şehirlerde, meydanlarda, salonlarda anlatmaya devam edeceğiz. Müzakere yolunu genişlettikçe, halkların demokratik iradesini HDP’nin birlikte demokrasi güçlerinin oluşturacağını ittifakta çözüm gücü ve çözümün anahtarı olduğunu yakın zamanda hep birlikte göreceğiz. 

'İnancınızı, inadınızı, umudunuzu HDP olarak boşa çıkarmayacağız'

Çok acı bir şekilde, çok bedel ödendi ama unutmayın boşuna çekilmiyor, bu acılar boşuna ödenmiyor bu bedeller. Biz diyoruz ki Türkiye’nin başta Kürt sorununda demokratik çözüm ve barış olmak üzere bütün sorunlarını çözecek kadrolara inanca ve inada sahibiz. O nedenle geleceği birlikte kurmak istiyoruz. Türkiye'ye aydınlık, özgür geleceği birlikte getirmek istiyoruz. Demokrasi diyoruz, ille de demokrasi, barış diyoruz ille de barış ve eşitlik diyoruz, ille de eşitlik. İnadın ve inancın insanlarına ve partisine ve buna yüzünü dönmüş ve buna umudunu bağlamış bütün insanlara yürek dolusu sevgi ve selam gönderiyorum. İnancınızı, inadınızı, umudunuzu HDP olarak boşa çıkarmayacağız. Birlikte yürüyeceğiz. Bu yol büyüyor, kervan genişliyor ve kapılar açılıyor.”

 

Konferans basına kapalı olarak devam etti.

Kaynak: MA


Etiketler : Kürt Sorunu, Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan Adayı Ahmet Türk, Kürt siyasetçi Ahmet Türk,