Yıllar geçse de…Vedat Abi’ye aynı özlem

07 Tem 2021

Eren Keskin 

Tam 30 yıl olmuş; işkence ile katledilmesinin ardından. Sonra cenazesine gerçekleşen devlet saldırısı... 11 ölüm daha...

Vedat Abi için yazı yazmak istedim bugün; Yazamadım...

7 yıl önce yazdığım yazı dahi duygularım hiç değişmedi...

***

Aradan tam 30 yıl geçmiş. O gün doğan çocuklar, bugün genç birer insan oldular. 30 yıl önce, kontrgerilla güçleri tarafından işkenceyle öldürülen Vedat Aydın’ın çocukları ise 30 yıldır babalarının acısıyla yaşıyorlar.

Dün gece, öldürülüşünün yıldönümünde Vedat Abi için yeni bir yazı yazmak istedim. Ancak yazamadım. Bu nedenle geçtiğimiz yıllarda duygularımı sıraladığım bu yazıyı bir kez daha paylaşmak istedim.

Kürdistan’da 90’lı yıllar, “acılara acıların eklendiği” yıllardı. Bir olaya, yeterince üzülmeye vaktimiz dahi olmuyordu; her gün, yeni acıların haberi geliyordu. O yıllara dönüp baktığımda, yalnızlığımızı ve kendi aramızdaki dayanışmayı hatırlıyorum.

Bir de, körleşmiş vicdanları, insan hakları alanında bile ayrımcılık yapan zihniyetleri ve yaşama hakkını, sadece kendileri için hak olarak gören insanları...

Aslında, 90’lı yıllarda yaşanan acılara karşı, toplumsal duyarsızlık, görmeme ve duymama hali, Kürtleri ve onların sınırlı sayıdaki dostlarını ve aralarındaki dayanışmayı güçlendirdi belki de...

Hatırlıyorum da, en insani duygulardan biri olan korkuya teslim olmamaya çalışıyorduk o yıllarda. Öylesine yalnız ve sahipsizdik ki, birbirine sarılmış, öylece gidiyorduk yolumuzdan. İşte o günlerde, yani tam 30 yıl önce; tüm insan hakları savunucuları ölene dek unutmayacakları büyük bir acı yaşadılar. İnsan hakları hareketinin, en önemli temsilcilerinden Vedat Aydın, çekilip alındı aramızdan... Hem de, acımasızca, vahşice...

Vedat Abi, hiç unutulmayacak kadar özel ve güzel bir insandı. En kötü günlerde bile, güçlü olmayı aşılardı çevresine. Yaptığı esprilerle hepimizi güldürürdü.

1990, İHD kongresinde, hiç kimsenin Kürtçe konuşmaya cesaret edemediği günlerde, çıktı ve Kürtçe konuştu. Konuşmasının içeriğinde; Kürdistan’ı, gerillayı ve savaşı anlatıyordu. Onun Kürtçe konuşmasıyla birlikte, insan hakları mücadelesi de büyük bir ayrışma yaşadı. Kimileri O’na, adeta bir suçlu gözüyle baktı. Eleştirdi. Çoğunluk olarak bizlere de, onun bu tavrı büyük bir güç verdi.

Vedat Abi, Kürtçe konuşmanın bedelini tutuklanarak ödedi. Ancak, o boyun eğmedi ve duruşmalarda da Kürtçe konuşmaya devam etti. Ve bu tavrı ile o dönem bir yasanın değişmesine neden oldu. Aslında Vedat Abi’nin ölüm kararı, bence, kongrede Kürtçe konuştuğu gün verilmişti. Her türlü başkaldırıyı kanla ezen devlet zihniyeti, Vedat Abi’nin başkaldırısına da tahammül edemedi.

İnsanlık dışı yöntemlerle, katlettiler Vedat Aydın’ı... O da yetmedi, cenazesinde de katliam yaptılar. Bu coğrafyanın Kemalistleri, dindarları, beyaz Türkleri, hiçbiri görmediler bu acıyı.

Vedat Abi’nin katledilmesinin ardından, o dönem Diyarbakır’da görevli olan Hüseyin Kocadağ, gözlerimizin önünde hepimizi tehdit ederek, olayı PKK’nin gerçekleştirdiğine inandırmaya çalışıyordu. Bunu, hepimiz birebir yaşadık. Ve o Hüseyin Kocadağ, 1996’da Susurluk’ta bir kazada yaşamını yitirdi. Öldüğünde yanında derin devletin ırkçı tetikçileri de vardı.

Vedat Abi ve onun gibi binlerce insan, acımasızca katledilerek, gözaltında kaybedilerek aramızdan alındılar. Ancak, katiller maalesef yaşamaya devam ediyorlar. Ve devleti yönetenler, bu katilleri açıklamadıkça hep kirli kalacaklar. 



 

Eren Keskin

Eren Keskin


Etiketler : Eren Keskin,